Maarif Modeli Huzursuz Etmesin!

Yusuf Yahya

03-09-2024 19:57

Türkiye Maarif Modeli seminerlerinin ülkemizin dört bir sathına yayıldığını görüyoruz. Gönülleri fethetmeye niyetlenmişlerin önünde bir gönül haritası... Eğitim neferleri işte buna hazırlanıyor. Neyse, hamaset dilinden biraz objektif ve subjektif diline geçelim.

Bu hafta içinde, dersler başlamadan evvel öğretmenlerimiz bu modele entegre edilmeye çalışılıyor öğretmenlerimiz. Entegrasyon, inşallah öğretmenin asimilasyonu değildir. Öğretmen, öğretmenlikten çıkmamalıdır. Mesela her telden çalan bir enstrümana dönüşmemelidir. Böyle bir durumda öğretmen hem kendisini kaybedecektir hem de daldan dala her şeyi yapar görünmek için kendisini feda edecektir. 

Gel görün ki gerçek şudur:

Bu model, eğitim camiasında bir hava yaratamadı. Karşılık bulamadı. Hal böyle olursa zorlamalar ve baskılar devreye girecektir. Önce ikna yöntemi, olmazsa akabinde cebren... Allah korusun, öğretmen-müdür didişmesine dönememeli bu model. Allah korusun, müfettiş-öğretmen didiklemesine çevrilmemeli. Allah korusun, müdürler arası bir şov gösterisi ya da köşe kapmaca olmamalı. Olmamalı da olmamalı. Oldurulmaya çalışılmamalı da. Torba alacağını almış, sen hala torbaya son parça da girsin hiddetindesin. Olağan eğitim düzlemini bir yakalayabilsek keşke... 

Toplantıların büyük bir çoğunluğu eziyet ve külfet olarak algılanıyor an itibarıyla. 

Hatta bazı öğretmenlerin eğitimler çevrim içi olamaz mıydı gibi serzenişlerde bulunduğunu işitiyoruz. 100-200 km uzaktan seminere gelenler için anlaşılır olsa gerek...
Öğretmenlerin maarif model ile kontak kuramadığı açık... Temas var, ilişki yok. Şu an çok zorlamaymış gibi seyrediyor. Sahadan böyle gözlemleniyor. 
Öğretmenler de eski köyün adetini sürdürerek -mış gibi içine girecekler sanki. Görünmek için yapmak... 
Eğitimi verenler yani eğiticiler de tam manasıyla bu modeli içselleştirmiş değiller. Azınlık kısmı dışarıda tutmalıyım. Bu işe kendini verenleri... Anlayanları ve anlatanları... Lakin onlar da anlık etki yaratıyor. Öğretmenler, yerlerine döndüğünde eski hamam eski tas ikliminden çıkamıyor. Yani evrilemiyor. Tabii ki bazı öğretmenleri de burada ayırıyoruz.

Maarif modeli ile ilgili şu da kesin bir yargı:

Herkesin aklına yatmayan bir durum var, gelin görün ki açıklanamıyor. Zamana havale ediliyor. Eeee, perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. 

Hele bir bakalım, büyüklerimizin vardır bir bildiği gibi sözlerle gelen eleştiriler ya da sorgulamalar şimdilik püskürtülüyor. Sorgulama biraz öteye geçince sen de fazla oldun tavrı ve imaları devreye giriyor. Böyle öğretmenler de kendilerini geri çekiyor. Yani maarif modeli seminerleri sükunet içinde geçiyor. Huzur kaçıran yok. Olursa kılıçlar keskin... Keskin değilse de bilenir. Ve öğretmenin haddi bildirilir. 

Öğretmenleri ve öğrencileri bir modelin içine bu denli tıkıştırmak, sıkıştırmak, adeta tepelemek paydaşların öncelikle yaratıcılığını kırıyor. Bunu söylemeden geçemeyeceğim. Müfredat, gereğinden fazla önemsenince öğretmenin yaratıcılığı kalmaz. Bizde ne yazık ki her yeniliğin bir abartısı olmuştur. Abartıyla gelen abanmalar... En sonunda da abartılanın ya çöküşü ya da kökten sökülüşü... 

Aziz Nesin’in oğlu, Şirince’deki Matematik köyünün kurucusu Ali Nesin bir söyleşisinde şöyle diyor: 

‘Asıl problem müfredatın iyi ya da kötü olması değil, müfredatı eleştirebilirsin, bazıları beğenir bazıları beğenmez, orasını beğenirsin burasını beğenmezsin, falan filan, sorun müfredatın varlığı, müfredat olmamalı, olacaksa da çok large olmalı (yani alabildiğince esnek ve ferah), bizim müfredat sadece nelerin okutulacağını söylemiyor, aynı zamanda nelerin okutulmayacağını söylüyor, bazen yazıyor şu öğretilmez diyor, bu kadar kendini bilmezlik, sen kimsin ya, ne oluyorsun ya...’

Yani müfredat incik boncuk olmamalı. Yani müfredat ıcığına cıcığına girmemeli. Yani müfredat uzadıkça uzamamalı. Yani müfredat her şeye karışmamalı. Yani müfredat öğretmene bir yol çizmeli, o kadar. Bu yolu da her okuyan anlamalı. Yalın olmalı velhasıl.

Öğretmeni de öğrencisi de velisi de anlamadığı ve içselleştiremediği bir modele uyduracak kendisini. Yani uydurmaymış gibi bir izlenim verecek o zaman.

Zaten bu ayak uydurmalarımız bizim bir türlü yön bulamayışımızın sebebidir. Herkesin yolu ayrıdır. Müfredat bir olsa da... Mesele şudur:
Çocuklarımız, hayat yolunu çizerken günün sonunda anlamlarına gidebiliyorlar mı? Eğitim yolundan sonuç alabiliyorlar mı? Yoksa ortada mı kalıyorlar? 
İnsanlar, her yenilikten sonra bir yerlere kıstırılıyor, sıkıştırılıyor, bu halden çıkan sonuç ise:
1.    Afallama
2.    Bocalama
3.    Karman çorman
4.    Elin ayağın birbirine dolaşması

Başımızda telaşe insanları bitecek, biliyorum. Tepenize dikilecekler. Şunu da yap, bunu da yap diye. İçinizden gelip gelmediğini hiç sormayacaklar.  Bu modelin görüntüsünü ortaya koymaya yani tribünlere oynamaya talip tipler... Onlar, gelecekten ziyade günün adamları... Ve belki de bilinçsizce öğretmenlere yüklenecekler.

Söylediğimiz üzere şunu da yap, bunu da yap diye diye öğretmenin iflahı kesilecek. Bir ordu, sanki öğretmenlerin üzerine üzerine geliyor. Hem kaygı hem endişe hem stres... Hepsi öğretmene boca ediliyor aslında. Havale edile edile olacağı da budur. Arkadaşlarımızın bir kısmı bu toplantılarda bu duyguları hissetmiş olabilir. Lan ne çok işim var, diye gerilmiş olabilirsiniz. Maarif modeli dedikleri içinden çıkılmaz bir bataklıkmış, diyerek içten içe feveran edebilirsiniz. Elinize maarif modeli kağıtları tutuşturuluyor sadece. Halbuki hisleri, düşünceleri verilebilse bambaşka bir hava olacak camiada. Bu da sade dil ile olur. Az ve öz ile tabii ki...

Akademik kavramlarla bir fantezinin peşine düşenler, öğretmenleri tedirgin etse de ben öğretmenlere sakin olmalarını salık veriyorum. Her şey gelir geçer. Bu gibi yenilik furyaları sizin öğretmenliğinizi ezmemeli. Öğretmenliğiniz elinizde olsun. Öğretmenliğiniz elinizden alınıp işleyen memur konumuna geçmeyin. Sizi tüketmemeli bu model.

Harcatmayın kendinizi. Siz, bu müfredatın esnek yanlarından faydalanın. Elinizden gelenin en iyisini yapın. Çocukların ufkunu açın. Düşüncelerini geliştirin. İfade becerilerini güçlendirin. Değerleri kendiniz rol model olarak kazandırmaya çalışın. Eğilimlerine arka çıkın. Veliler ile iş birliğine gidin. Siz de insansınız, insan yetiştirme salt sizin yükümlülüğünüzde değil. Toplumun da devletin de burada birçok ödevi var. Kasmayın kendinizi. Rahat olun. Gevşeyin ve işinizi en güzel şekilde icra etmenin yollarını arayın. Üzülmeyin. Yanlışlarınız elbette olacak. Kusursuzluk Allah’a mahsustur. Kağıtta yazılı olanları yukarıda da ifade ettiğim üzere modelin esneklik damarından girerek sadeleştirin. Yalınlık, anlaşılırlık bir eğitimde olmazsa olmazdır. Ne var ki bunu bir türlü anlatamadık ilgililere ve yetkililere. 

Şundan eminim ki iller dört koldan öğretmenlere abanacak. Öğretmenler feleğini şaşırabilir bu ders yılında ve gününü görebilir. İşgüzarların ve keyfiyetçilerin olduğu yerlerde bunların olma olasılığı yüksek... MEB, amacını açık etti yalnız: Huzurlu insan, huzurlu aile ve toplum, yaşanabilir çevre diyerek... Yazın bir kenara bunları. Bu uğurda modelin esnekliğinden yararlanarak kendi çalışmalarınızı adım adım gerçekleştirin. Hepinizin biliyor olduğunu düşündüğüm Öğretmen Dilek Livaneli, Türkiye’de birçok örnek çalışma yaparak ulusal ve uluslararası ödüller aldı. Bu modelden önceydi hepsi. Lakin hepsi bu modelin istedikleriydi. O dönem Dilek Livaneli kendi müfredatını çıkarmıştı. Önden gidiyordu yani. Sizler için örnek olabilir Dilek Livaneli. Ve birçok bürokratik engellerle ve sorunlarla da baş etmiş birisi... Sayın Livaneli’nin ‘Bir Dilek Yetmez’ eseri de her öğretmenin okuması gereken bir kitaptır. Salık veriyorum. 

Sayın Tekin, bu bağlamda size düşen rol ise öğretmenlere yardımcı ve destek olmaktır. Moral bozmayınız.

Modelin neticeleri günün sonunda şöyle olmamalı:
1-    Huzursuz insan
2-    Huzursuz aile ve toplum
3-    Yaşanamaz çevre

Maarif modeli inşallah huzursuzluk kaynağı olmaz!
Kervan yolunda gider ve herkese ışık saçar!
MODEL, İNŞALLAH TOSLAMAZ...
MODEL TOSLAYINCA DA BUNU YARATANLAR ORTADAN TOZ OLMAZ...
Saygılar...


 

DİĞER YAZILARI Eğitimin, Siyasete Zamanı Yoktur 01-01-1970 03:00 Yeni Maarif Modeli: Eğitim Havası Ağır 01-01-1970 03:00 Proje Düşleri, Hayat Gerçekleri 01-01-1970 03:00 Toplumdaki Çürümeye Karşı öğretmenler Neden Etkisiz? 01-01-1970 03:00 Koştur Koştur Öğretmenlik, Sükunet ve Dinginlik! 01-01-1970 03:00 Kapı Tekmeleten Okul Müdürü: Otokontrol Dersi 01-01-1970 03:00 Sessiz Devrim mi, Sukutuhayal mi? 01-01-1970 03:00 Havanda Deneme Sınavını Dövmek! 01-01-1970 03:00 Şengör ile Tekin 01-01-1970 03:00 Öğretmen Atanmayacaksa Eğitim Fakülteleri Kapansın! 01-01-1970 03:00 Öğretmenle Mücadele Kanunu (ÖMK) 01-01-1970 03:00 O kadar anlamsız ve gereksiz iş yükü var ki öğretmen üzerinde... 01-01-1970 03:00 Siz Bizim Fonlandırdıklarımızdan Mısınız? 01-01-1970 03:00 Karar: Yetersizsiniz ve Akademiye Yönlendirildiniz! 01-01-1970 03:00 Ekonomik Tedbirler: Rafadan Tayfa 01-01-1970 03:00 Rotasyon 01-01-1970 03:00 Yusuf Tekin’e Çağrı 01-01-1970 03:00 ATAmadan mülakATAMAya 01-01-1970 03:00 10 Mayıs Günü, Öğretmenin Gücü! 01-01-1970 03:00 Bir Canın Ardından  01-01-1970 03:00 Ruh Üfle! Of, Püf Deme! 01-01-1970 03:00 Kazuistik Müfredat mı? 01-01-1970 03:00 Yılan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Öğrencinin ''Kendimi Öğrenmiyorum!'' Haykırışı 01-01-1970 03:00 Belediyeler Eğitimin Merkezinde Olsun! 01-01-1970 03:00 Sosyal Etkinlikler Karneye Girdi - Çıktı! 01-01-1970 03:00 Öğretmeni Güçlendirmek 01-01-1970 03:00 Müdür ve Öğretmenlerin Yetkisi Az, Sorumlulukları Fazla... 01-01-1970 03:00 MEB Yönetici Atama: Ne Varsa Eskilerde Var... 01-01-1970 03:00 Okullarda İş Günü 200 Gün Olacakmış. Eğitimde Asıl Mesele Nicelik mi, Nitelik mi? 01-01-1970 03:00 MEB Müfredatı: İyi İnsan Yetiştirecek mi? 01-01-1970 03:00 Yusuf Tekin, çocukları okulda daha fazla tutmakla övünüyor! 01-01-1970 03:00 Yorgun Savaşçılar 01-01-1970 03:00 Müfredat Revizyonu Üzerine 01-01-1970 03:00 Öğretmenler Kara Kara Düşünüyor! 01-01-1970 03:00 Okul Bazlı Performans Değerlendirme, Ama Nasıl? 01-01-1970 03:00 Herkes Bir Hava iken Netice Berhava 01-01-1970 03:00 Sil Baştan: Büyük Eğitim Devrimi 01-01-1970 03:00 Yusuf Tekin'in hızından nasiplenemeyen konular 01-01-1970 03:00 Değişiklerle Değişmeyen Bakanlık 01-01-1970 03:00 Mülakat 01-01-1970 03:00 Yeni Ders Yılı Başlarken… 01-01-1970 03:00 2 Yıllık Esaret: Toplu Sözleşme 01-01-1970 03:00 Siyah Beyaz Bir Eğitim Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yeni DYK ile Toplu Sözleşmeye Dair Çıkarımlar 01-01-1970 03:00 Toplu Sözleşmede Hayali Bir Enstantane 01-01-1970 03:00 Memur Memnun Değil 01-01-1970 03:00 Güçlü Öğretmen Güçlü Türkiye  01-01-1970 03:00 Çocuklara değer aşılamanın en güzel yolu büyüklerin örnekliğidir 01-01-1970 03:00 Ziya Selçuk’tan Yusuf Tekin’e... 01-01-1970 03:00 Ali Yalçın’ın ihanet mi edelim sözleri ve memurların durumu 01-01-1970 03:00 Öğretmen Maaşını Yuvarlarsak 30 Bin TL 01-01-1970 03:00 Bu Okul Halleri, Hal Değil Artık! 01-01-1970 03:00 Dağlanan Yüreklerimize Terapi: Kafamızı Dağıtmak 01-01-1970 03:00 Milli Eğitim Müdürü ve Öğretmeni Koruma Kanunu 01-01-1970 03:00 Yetenek Tozu: Piyano Çalan Motokurye 01-01-1970 03:00 Boydan Boya Darboğaz Bir Eğitim Sistemi 01-01-1970 03:00 Kepçe Kepçe Müjde, Kaşık Kaşık Zam Oranı 01-01-1970 03:00 Yaz-Kış Kurs, Yaz-Kış Kurs 01-01-1970 03:00 Mersin Olayının Düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Uzmanlık Sınavı, Öğretmeni Küçümsedi 01-01-1970 03:00 Uzmanlık Sınavı Öncesi Serenat 01-01-1970 03:00 Mahmut Özer'i Görünce Ziya Hoca'yı Anladı 01-01-1970 03:00 Sayı Kasan Sendikaların Armağanı: 19 Kasım 2022 01-01-1970 03:00 Ey Eğitim Sendikaları, Birleşin! 01-01-1970 03:00 Elimizin Altındaki Anayasa ile Yasalar 01-01-1970 03:00 14 Ekim İş Bırakma Terazisi: Sendikal Ağırlık Yapın! 01-01-1970 03:00 ''Müdür Görev Süresi 12 Yıl Olsun!'' Serenatı 01-01-1970 03:00 1 Ekim Uzmanlık ve Başöğretmenlik Beklenti Günü 01-01-1970 03:00 Bursluluk Sınavına Giremeyen Tek Maaşlı Öğretmen Çocukları  01-01-1970 03:00 Efendiler, Öğretmenlerin Dayanacak Gücü Kalmadı 01-01-1970 03:00 Üçü Bir arada: Müdür Odası, Özel Tuvalet, Değerler Odası 01-01-1970 03:00 Öğretmen kalabilmek... 01-01-1970 03:00 Etkisiz sendikalardan büyük bir istifa dalgası gelebilir 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerin canına okumayın, can kulağı ile dinleyin! 01-01-1970 03:00 Siyasi emeller uğruna bu kesimlere prim vermeyin! 01-01-1970 03:00 Nagehan Alçı Yine Sahnede... 01-01-1970 03:00 Sınavı Kaldırın, Öğretmeni Bu Cendereden Kurtarın 01-01-1970 03:00 Önce Uzman Öğrencilik Sonra Uzman Öğretmenlik 01-01-1970 03:00 3 Vakte Kadar Uzmanlık ve Başöğretmenlik Sınavları İptal 01-01-1970 03:00 Çöp Adam 01-01-1970 03:00 Uzmanlık ve Başöğretmenlik Süreci: Sendikalar, Profesörler, Diğerleri 01-01-1970 03:00 Enes Kara’nın Ardından… 01-01-1970 03:00 MEB’de Neye ‘Tamam’ Neye ‘Devam’? 01-01-1970 03:00