Belediye seçimleri sona erdi.

 

Kazananı da kaybedeni de selamlıyoruz. Çünkü kazanan da kaybeden de sayısal verilere göre saptanıyor. Oysaki bizim hayatımızda nicelik niteliğin önüne geçemez. Aslolan, sayısı fazla ya da az olanın kumaşıdır. Bu kumaş, kişilik özelliği ile belli olur. Adalet ve dürüstlük nüvesi ile tabii... Yoksa sandıktan çıkan sayılar birer araçtır.

 

Biliyoruz ki asıl kaybetmek ve kazanmak nefse yenilmek ve nefsi alt etmekle ilişkilidir. Heyhat, nefsine yenilen kimselere!

 

Bütünleşebilen ve gece ile gündüzün birbirini tamamlarcasına dersler sunduğu doğa da insana pusuladır. İnsan, yarım yamalak değildir. İnsan insan ile bir bütündür. Bundan dolayıdır ki seçimlere katılımı değil, insanın farklılık gözetmeksizin insana katılımını önemsiyoruz.

 

Her neyse biz konumuza dönelim. Belediye seçimleriydi mevzumuz. İnşallah, tüm belediyeler ülke insanı için kamu yararı gözeterek önümüzdeki 5 yıllık süreçte iyi işler çıkarır.

 

Malum seçimlerden önce belediyelere eğitim konusunda anayasal ve yasal bir yük verilmesi gerektiğini belirttik. Bu, belediyelerin halka boynunun borcu değil mi?

 

Seçim kazanarak kitlelere yön verebilecek potansiyeli olan güçlü figürlerin gündemi eğitim olmalıdır. Ve bu potansiyelleri ile eğitimin potansiyelini açığa çıkarmalıdırlar. Bunu da kendilerine ülkü ve şiar edinmelidirler. Halkın çocuklarının eğitimi, yereldeki birçok akçeli işten daha efdal değil midir? Belediye bilinci, budur. Yoksa halet; gaflet, dalalet hatta seçene ihanete yol alma riski taşır.

 

Belediyeler; eğitimi "yap bir güzellik" ya da görüntü için geçiş güzergahı şeklinde geçiştiremezler.

 

Eğitim belediye için geçiş değil, bağlantı hüviyetine bürünmelidir. Belediyeyi eğitime bağlamak şart... İnanın, böyle daha hissedilir ve düşünülür olur taşra. Yoksa merkezden taşraya doğru emile emile geliyor taşranın hissedilir ve düşünülür olması. Böylelikle eğitimin merkezi yapısı, his ve düşünce kaybına yol açıyor. Pekala, belediyeler nasıl yerleşecek eğitimin merkezine?

Bu yerleşme; ancak ve ancak anayasal ve yasal görevler, yetkiler ve sorumluluklar ile hasıl olabilir.

Eğitimin yeniden yapılandırılmasında ve şekillendirilmesinde belediyelere misyon ve vizyon icap ediyor artık. Bu minvalde belediyelerin, eğitim teşkilatları olmalı. MEB merkezi teşkilat gibi dallanıp budaklanmalı. Bakınız, aklınıza eyalet sistemi gelebilir. Hayır, öyle düşünmeyin. Merkezi yapının esnetilmesi diyebilirsiniz. "Yaptım oldu"dan kurtaracak bizi. Yani eğitime özerklik katıldığı gibi daha bağımsız ve katılımcı olacak. Yine MEB denetiminde ve gözetiminde... Lakin yerele daha çok yetki ve sorumluluk... Yerelin iş ve işlemlerinde daha fazla hissetme ve düşünme olacaktır. Ne yazık ki gözden uzak gönülden de uzak oluyor.

 

Eğitim reformu ve eğitimde köklü değişiklikler için de yerelde halkı hazırlayacak insanlara ihtiyaç duyulacak. Ne yazık ki valiler, milli eğitim müdürleri bir enerji bir sinerji oluşturamıyorlar. Halka inmede müthiş problem söz konusu... Bütünleşme hak getire... Hep mış, miş... Halkı topyekün harekete geçirmede etkisiz ve zayıf kalıyorlar. Bu bakımdan belediye başkanları bu işi, vazifeyi üstlenmeliler. Kolları sıvamalıdır. Siyasetten ve ideolojiden arınmış olarak, evrensel bir bakışla ulusal değerleri ve kültürü de içine alarak eğitim alanına hizmet etmeliler. Biliyorum, cümle içinde daha kolay... Fakat cümle içine çıkmak gerekiyor.

 

Okullar tekdüzelikte boğuluyor. Öğrenci okullarda şaşırmıyor ve anlamdan uzaklaşıyor. Soğuk butonlar ve yüzler... Bu ezberleri belediyeler bozacak. Belediyeler, anayasal bir araç kılınacak.

 

Eğitim sahası çeşitlenmeli, diyoruz. Her öğrenci bu çeşitlenmeden nasiplensin istiyoruz. Okullar, öğrenci için mahpushane olmasın diye düşünüyoruz.

 

Belediyeler ideolojiden ve siyasetten arınmış olarak eğitim alanına girmelidir, girmelidir, girmelidir. Eğitim, halkın yerelde seçtiklerine devredilmelidir. Elbette eğitimi külliyen terk etme değildir bu. Ne var ki eğitimi kaderine terk etmeden daha iyidir.

 

Belediyeler eğitime müdahil olmalıdır.

Müdafaa devri kapandı. Korkuyu yenelim, halk ile güven tazeleyelim.

Müdafaa edilecek ne kaldı ki? Eğitimin özü çok eskilerde takılı kaldı.

Eğitim, büyük bir dönüşümü ancak belediyelerin yerinde görgüsü ve destekleriyle başarabilir.

 

Haydi, haydi, haydi!

 

 

Saygılar...