Toplumdaki Çürümeye Karşı öğretmenler Neden Etkisiz?

Yusuf Yahya

06-10-2024 22:09

Son günlerde çok garip olaylar meydana geliyor.

Sokakta kendi halinde giden genç kıza tacizde bulunan iki mahlukat...

İki genç kızı öldürüp intihar eden bir cani... Ki bu cani, kızlardan birini parçalayarak öldürüyor. İnanılır gibi değil. Dehşet yaşanıyor. Akılalmaz...

Trafiği altüst eden insan müsveddeleri... Ortalığı birbirine katmaya yetiyor.

Önceki haftalarda ise genç bir kadın polisi şehit eden canavar türüyle karşılaşıyoruz.

Ve katledenler, genç... Yani gençliklerini gözlerini kırpmadan feda edebiliyorlar, mahvedebiliyorlar. Bu noktaya nasıl geliyorlar? Hayatlarında neler olup bitiyor? Aileler, toplum bunun neresinde? İncelenmeli bu sosyolojik vakalar.

Gençlerimiz ve çocuklarımız, uyuşturucu bataklığında... Madde bağımlısı... Yoksullar, para ile oltaya geliyor. Ya da ailesel sorunlar ve ekonomik açmazlar, çıkmazlar, darboğaz... Akıllarını yitirmiş durumdalar... Gemileri yakmışlar, kaybedecekleri tek şey canları, onu da bir hiç görüyorlar, çünkü anlamını ya da yerini bulamamış bir beden taşıyorlar. Yaşamlarında bir kere yüzlerine bakılmamış, bir kere öpülmemiş, sevilmemiş, bir kere iyi ki varsın diye söylenmemiş. Bunları alt alta koyarsanız ortaya bir insan değil, insanlıktan çıkmış bir tür sökün ediyor. Toplum, görmüyor. Başına gelince esip gürlüyor, o kadar.

Aileler yetersiz ya da ilgisiz ya da sorumsuz...

Okullar, sınavların sarmalında ve çocuklar ile gençlerin kendilerini bulmalarında yönlendirici olamıyor. Okullar ve öğretmenler gelinen noktada etkisiz...

Yöneticiler ve öğretmenler, çocukların ve gençlerin hayatına dokunamıyor. Bu etkisizliğin birçok nedeni var. Büyük çoğunluğu kesinlikle öğretmenlerle ilgili değil. Aslında buraya adım adım, aşama aşama gelindi. Öğretmenlerin itibarı yara aldıkça toplum öğretmene bakışını değiştirdi. Bu bakış, büyüklerden küçüklere teşmil etti.

Öyle ki artık çocukların ve gençlerin üzerinde etkin ve etkili olacak arayışlar içine giriyoruz. Yeni maarif modeli bu bağlamda okunabilir. Lakin değerler, toplumda görüldükçe okullarda bir mana teşkil eder. Yoksa toplumda olmayan değerleri küçüklere öğretseniz de bir yerden sonra bir kopukluk oluşacaktır. Ve küçükler büyüdükçe toplumun bozulmuşluğunda heder olacaktır. Okullar, ne yazık ki hiçbir dönem toplumla tamamlanamadı. Öğretmenin yalan söylemeyin çağrısını bir baba bozdu ya da öğretmenin dürüst olun davetini bir esnaf yerle bir etti, öğretmenin sabırlı olun ikazını bir annenin sabırsızlığı kırdı, öğretmenin kul hakkı yemeyin öğüdü başka öğretmenin torpille yer değiştirmesinden sonra kulak asılmayacak duruma düştü. Hepsi üstünde düşünün. Bugün işinize yarayanlar, yarınlarda kötü sonuçları barındırıyor olabilir. Unutmayınız ki kötülük yayılır, iyilik gibi... İnsanlar, birbirine benzedikçe kötü olanı iyi olandan ayırt edemez. Aslında birbirine benzemek, bir şeyin herkesçe yapılıyor olması kötülüğü meşru kılıyor. İşte bu, en büyük tehlikedir.

Bakınız Zülfü Livaneli Oksijen’deki son yazısında ne diyor:

‘‘Herkes sürükleniyor. Bir nehrin suları bizi önüne katmış götürüyor. İnsanlar akıntıdan kurtulmak için kıyıdan sarkan dallara tutunmaya çalışıyorlar. Kimi din dalına tutunuyor, kimi milliyetçilik, çoğunluk ise nihilizme gömülüyor.’’

Bir dönemler dindar nesil diye bir vizyon çizilmişti, yön tayin edilmişti. Gelin görün ki çocuklar ve gençler, dünyada bir hiç olduklarını düşünmeye ve hissetmeye başladılar. Ve olmadık şekillerde kendilerini ifade yollarına girişiyorlar. Silahlı, bıçaklı, kabadayıca pozlar... Arabalardan etrafa silah sıkmalar... Herkes birbirine adamlık dersi verirken hakiki adamlığın ne olduğu unutuldu. Sabır, dinginlik, sükunet yok edildi. Kendilerini dizginleme ya da frenleme mekanizması yok ailelerin. Tabii çocukların ve gençlerin de...  Kafalarına estiği gibi bir yaşam tarzını benimsemişler.

Aileden yayılıyor her şey. Toplumda kocaman oluyor. Üç beş serserinin ya da ipsiz sapsızın tezgahından geçiyor küçükler. Öğretmenlerin kaleminden güçlü bu it kopuk takımının raconu. Bu serserilerin borusu ötüyor bazı mahallelerde. Serserilik diyerek hafife alamayız. Zira bu serseriliğin başının altından çıkan, her Allah’ın günü haber... Bu serseriler, okul ortamından geçiyor. Eğitim sistemi önleyici olmazsa serserilik alır başını gider, öyle ki serseriliğin pislikleri ortalığa dökülünce bir kurtarıcı bekleriz. Nitekim öyle olmuyor mu? Bina yıkıldıktan sonra dövünmenin bir anlamı yok. Binanın yıkılmaması, en başta olması gereken değil mi? Önleyici ise sistem övebiliriz. Diğer türlü övgüyü hak etmiyor.

Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’in bunlarla yatıp kalkması icap ediyor. Uyumamalı bence. Gözleri kan çanağına dönmeli. Öğretmenden önce o, İsmail Hakkı Tonguç gibi sahada oradan oraya koşuşturmalı. Tipik bakan ziyaretleri değil, daha başka türlü olmalı. Hissettirmeli ve düşündürmeli. Sayın Bakan, çeşitli adlarla düzenlenen toplantılar için dolaşıyor. Ne var ki birçok yenilik olmasına karşın bir türlü eğitim ortamında olumlu hava estirilemiyor. Sanki müthiş bir güven problemi var. Sanki müthiş bir ön yargılar yumağındayız. Herkes haklı... Kimse kendisine toz kondurmuyor. Birbirimize doğru dürüst açılamıyoruz. -mış’tan öte yolumuz da yokmuş gibi. Tıkandık kaldık bir yerde... Yenilikler bile eğitim paydaşlarının kılını kıpırdatmıyor, heyecan vermiyor, toplumda bir rüzgar estiremiyor.

Sınavlar bir an evvel kaldırılmazsa okullar sınav odaklı hizmet eden kurumlar olmaktan öteye geçemeyecek. Avucunuzla su içmeyin demek yetmez, bardakları da hazırlamalı. Dürüstlüğün ve özverinin karşılık bulmadığı bir toplumda okullarda verilmeye çalışılan değerler eğitimi havanda su dövmektir.

Herkes bir yere kanalize edilmemeli. Eğitim ortamı çeşitlilik sunmalı...  Az ve öz olmalı. Aile ile daha çok vakit geçiren çocuklara ihtiyacımız bulunuyor. Kendisini bir çarkın dişlisinden farksız hisseden ve düşünen bir genç ya da çocuk, makineden farkı olmayan bir insan durumuna gelecektir. Acıma, sevgi gibi duygularını yitirecektir. İnsanın kendisini kaybetmesi için duygusuzlaşması yeter de artar bile.  İnsani her şeyi çekilen insan da canı ne isterse onu yapar. Zira hissetmiyordur. İnsanın insani her şeyi çekilirse işte o zaman toplumsal güven ve ahlak da iflas eder. Bir yerden sonra baş edilemez olur.

Bakan Yardımcısı’nın 4+4+4 sisteminin değişeceğini söylemesi, Bakan’ın şu an değil de ileride sınavların olmayacağını ima eden açıklamaları, Hüseyin Çelik’in son zamanlarda Eğitim Bakanlığını eleştiren sözleri alt alta konduğunda büyük değişimlerin arifesindeymişiz gibi geliyor bana. Bu değişim, köklü ve radikal olmalı. Toplumda birçok arızalı ve sakat durumlar yüzümüze çarpıyorsa oturup düşünmeliyiz. En çok da yetkililer... Yalnız siyaseti karıştırmadan... Eğitime siyaset karıştığı an olan çocuklara, gençlere ve topluma oluyor. Ve toparlanması handiyse imkansız hale geliyor.

Toplumu kurtarmak için kurtarıcıya değil, önleyici politikalara muhtacız.

İyiliği çoğaltmalıyız.

Kötülüğü ve kötücül olan ne var ne yok hepsini hayatımızdan çıkarmalıyız.

Kötüler, toplumda prim yapmamalı.

Kötülere özendirilmemeli insanlar.

Ve insanı iyi ve kötü diye sınıflandırmalıyız.

ÇOCUKLARIYLA İLGİLENMEYEN AİLELERİN GEVEZELİKLERİNE DE KARNIMIZ TOK...

Saygılar...

DİĞER YAZILARI Eğitimin, Siyasete Zamanı Yoktur 01-01-1970 03:00 Yeni Maarif Modeli: Eğitim Havası Ağır 01-01-1970 03:00 Proje Düşleri, Hayat Gerçekleri 01-01-1970 03:00 Koştur Koştur Öğretmenlik, Sükunet ve Dinginlik! 01-01-1970 03:00 Kapı Tekmeleten Okul Müdürü: Otokontrol Dersi 01-01-1970 03:00 Sessiz Devrim mi, Sukutuhayal mi? 01-01-1970 03:00 Maarif Modeli Huzursuz Etmesin! 01-01-1970 03:00 Havanda Deneme Sınavını Dövmek! 01-01-1970 03:00 Şengör ile Tekin 01-01-1970 03:00 Öğretmen Atanmayacaksa Eğitim Fakülteleri Kapansın! 01-01-1970 03:00 Öğretmenle Mücadele Kanunu (ÖMK) 01-01-1970 03:00 O kadar anlamsız ve gereksiz iş yükü var ki öğretmen üzerinde... 01-01-1970 03:00 Siz Bizim Fonlandırdıklarımızdan Mısınız? 01-01-1970 03:00 Karar: Yetersizsiniz ve Akademiye Yönlendirildiniz! 01-01-1970 03:00 Ekonomik Tedbirler: Rafadan Tayfa 01-01-1970 03:00 Rotasyon 01-01-1970 03:00 Yusuf Tekin’e Çağrı 01-01-1970 03:00 ATAmadan mülakATAMAya 01-01-1970 03:00 10 Mayıs Günü, Öğretmenin Gücü! 01-01-1970 03:00 Bir Canın Ardından  01-01-1970 03:00 Ruh Üfle! Of, Püf Deme! 01-01-1970 03:00 Kazuistik Müfredat mı? 01-01-1970 03:00 Yılan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Öğrencinin ''Kendimi Öğrenmiyorum!'' Haykırışı 01-01-1970 03:00 Belediyeler Eğitimin Merkezinde Olsun! 01-01-1970 03:00 Sosyal Etkinlikler Karneye Girdi - Çıktı! 01-01-1970 03:00 Öğretmeni Güçlendirmek 01-01-1970 03:00 Müdür ve Öğretmenlerin Yetkisi Az, Sorumlulukları Fazla... 01-01-1970 03:00 MEB Yönetici Atama: Ne Varsa Eskilerde Var... 01-01-1970 03:00 Okullarda İş Günü 200 Gün Olacakmış. Eğitimde Asıl Mesele Nicelik mi, Nitelik mi? 01-01-1970 03:00 MEB Müfredatı: İyi İnsan Yetiştirecek mi? 01-01-1970 03:00 Yusuf Tekin, çocukları okulda daha fazla tutmakla övünüyor! 01-01-1970 03:00 Yorgun Savaşçılar 01-01-1970 03:00 Müfredat Revizyonu Üzerine 01-01-1970 03:00 Öğretmenler Kara Kara Düşünüyor! 01-01-1970 03:00 Okul Bazlı Performans Değerlendirme, Ama Nasıl? 01-01-1970 03:00 Herkes Bir Hava iken Netice Berhava 01-01-1970 03:00 Sil Baştan: Büyük Eğitim Devrimi 01-01-1970 03:00 Yusuf Tekin'in hızından nasiplenemeyen konular 01-01-1970 03:00 Değişiklerle Değişmeyen Bakanlık 01-01-1970 03:00 Mülakat 01-01-1970 03:00 Yeni Ders Yılı Başlarken… 01-01-1970 03:00 2 Yıllık Esaret: Toplu Sözleşme 01-01-1970 03:00 Siyah Beyaz Bir Eğitim Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yeni DYK ile Toplu Sözleşmeye Dair Çıkarımlar 01-01-1970 03:00 Toplu Sözleşmede Hayali Bir Enstantane 01-01-1970 03:00 Memur Memnun Değil 01-01-1970 03:00 Güçlü Öğretmen Güçlü Türkiye  01-01-1970 03:00 Çocuklara değer aşılamanın en güzel yolu büyüklerin örnekliğidir 01-01-1970 03:00 Ziya Selçuk’tan Yusuf Tekin’e... 01-01-1970 03:00 Ali Yalçın’ın ihanet mi edelim sözleri ve memurların durumu 01-01-1970 03:00 Öğretmen Maaşını Yuvarlarsak 30 Bin TL 01-01-1970 03:00 Bu Okul Halleri, Hal Değil Artık! 01-01-1970 03:00 Dağlanan Yüreklerimize Terapi: Kafamızı Dağıtmak 01-01-1970 03:00 Milli Eğitim Müdürü ve Öğretmeni Koruma Kanunu 01-01-1970 03:00 Yetenek Tozu: Piyano Çalan Motokurye 01-01-1970 03:00 Boydan Boya Darboğaz Bir Eğitim Sistemi 01-01-1970 03:00 Kepçe Kepçe Müjde, Kaşık Kaşık Zam Oranı 01-01-1970 03:00 Yaz-Kış Kurs, Yaz-Kış Kurs 01-01-1970 03:00 Mersin Olayının Düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Uzmanlık Sınavı, Öğretmeni Küçümsedi 01-01-1970 03:00 Uzmanlık Sınavı Öncesi Serenat 01-01-1970 03:00 Mahmut Özer'i Görünce Ziya Hoca'yı Anladı 01-01-1970 03:00 Sayı Kasan Sendikaların Armağanı: 19 Kasım 2022 01-01-1970 03:00 Ey Eğitim Sendikaları, Birleşin! 01-01-1970 03:00 Elimizin Altındaki Anayasa ile Yasalar 01-01-1970 03:00 14 Ekim İş Bırakma Terazisi: Sendikal Ağırlık Yapın! 01-01-1970 03:00 ''Müdür Görev Süresi 12 Yıl Olsun!'' Serenatı 01-01-1970 03:00 1 Ekim Uzmanlık ve Başöğretmenlik Beklenti Günü 01-01-1970 03:00 Bursluluk Sınavına Giremeyen Tek Maaşlı Öğretmen Çocukları  01-01-1970 03:00 Efendiler, Öğretmenlerin Dayanacak Gücü Kalmadı 01-01-1970 03:00 Üçü Bir arada: Müdür Odası, Özel Tuvalet, Değerler Odası 01-01-1970 03:00 Öğretmen kalabilmek... 01-01-1970 03:00 Etkisiz sendikalardan büyük bir istifa dalgası gelebilir 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerin canına okumayın, can kulağı ile dinleyin! 01-01-1970 03:00 Siyasi emeller uğruna bu kesimlere prim vermeyin! 01-01-1970 03:00 Nagehan Alçı Yine Sahnede... 01-01-1970 03:00 Sınavı Kaldırın, Öğretmeni Bu Cendereden Kurtarın 01-01-1970 03:00 Önce Uzman Öğrencilik Sonra Uzman Öğretmenlik 01-01-1970 03:00 3 Vakte Kadar Uzmanlık ve Başöğretmenlik Sınavları İptal 01-01-1970 03:00 Çöp Adam 01-01-1970 03:00 Uzmanlık ve Başöğretmenlik Süreci: Sendikalar, Profesörler, Diğerleri 01-01-1970 03:00 Enes Kara’nın Ardından… 01-01-1970 03:00 MEB’de Neye ‘Tamam’ Neye ‘Devam’? 01-01-1970 03:00