Ruh Üfle! Of, Püf Deme!

Yusuf Yahya

05-05-2024 13:22

Yeni müfredat yayımlandı.

Herkes dört koldan görüş beyan ediyor.

Birbiriyle yarışıyor.

Ülkemiz çocuklarını düşünen düşünene...

Belediye başkan adaylarının vatandaşı çok düşünmesi misali...

Görüş beyan etsin etmesine de hamaset olmasın.

Vitrine çıkma da olmasın.

Şov sahnesi de olmasın.

Bilmişlik, ukalalık, sahtelik de olmasın.

Göz boyama da olmasın.

Karalama da olmasın.

Gerçekçi olalım.

Samimi olalım.

İçten olalım.

Malumdur ki müfredat kağıt üstünde değil, sahada parıldar.

Bunu da unutmayalım.

Kağıttan neler gördük neler hepsi kuşakları yaktı teker teker.

Öncülük çok önemli...

Rol üstlenme de...

Sorumluluk alma da...

Bu bakımdan öğretmenlerde karşılık bulması çok çok önemli...

Anlaşılması, hissedilmesi de apayrı önemli...

Lakin en önemlisi uygulayıcılar...

Uygulayıcıları da yalnızca öğretmenler olarak düşünmeyiniz.

Eğitime zoraki ve zorunlu yaklaşmaktan vazgeçelim.

Gönüllülük kağıt üstünde olmasa da eğitim ortamında öyle bir iklim oluşmalı ki her işin altına elini büyük bir sorumlulukla ve yürek bağıyla koyacak insanlarımız olmalı.

Bunu da yalnızca öğretmenler olarak düşünmeyiniz.

Tepeden tırnağa...

Bürokrasi, veliler, çocuklar, gençler, öğretmenler vs...

Eğitim ortamını sadece öğretmenlerden ibaret görmeye son vermeliyiz.

Böyle bir bakış açısı tüm sorumluluğu öğretmene yüklüyor, cezayı da öğretmene kesiyor.

Velilerin ve diğerlerinin sorumluluktan kaçmak için keşfettikleri klasik bir yöntem... Zaten eğitimde sürdürülebilir tek şey bu olsa gerek... Yıllardan beri eğitim öğretim hayatımızda yaşıyor.

Herkes mangalda kül bırakmıyor.

Çocuklarımız, diyor.

Tarihten örnekler vererek nasıl bir millet olduğumuzu anlatıyor.

Öve öve bitiremiyor.

Vatan, diyor.

Millet, diyor.

Sakarya, diyor.

Eğitimi herkes düşünüyor.

Allah’ım bir görseniz, bir düşünme bir düşünme...

Bu düşünme halimizi birbirimizin yüzüne baka baka yıllardır oynuyoruz.

Sahada görülenler ise tamamıyla farklı...

Herkesin kendisini düşündüğü bir girdap söz konusu...

Charlıe’nin Çikolata Fabrikası’nda her şey benim olsun diyen ve her şeye sahip olmak isteyen kızın girdapta kayboluşu söz gelimi...

İnsanı bu sona bencilliği götürür ya da taşır.

Kendisi bile fark edemez.

Bu vaziyet, aymazlık ve gaflet ile uç veriyor.

Bulaşıcı da... O kendini düşünüyor ben niye kendimi düşünmüyorum diye diye...

Ne diyorduk?

Ahali mangalda kül bırakmıyor.

Müfredat ile ilgili görüşler havada uçuşuyor.

Binlerce hem de...

Laflar bir bir taşın altında kendini gösteriyor.

Bir kısmı fitlenmiş, bir kısmı da kilitlenmiş laflar...

Royal Society’nin şöyle bir tarihsel mottosu bulunuyor:

‘‘Lafta hiçbir şey yoktur.’’

Hakikaten öyle... Laf dilin üçkağıdı...

İş, işe gelince mangalda kül bırakanlar tüymüş oluyor.

Mangalda kül bırakanların oranını hiç azımsamayın.

Bir de iş meydana çıkıyor, kendisini icra edecek adam arıyor. Adam ararken sıvışanlara ve arazi olanlara imrenip kendince bahaneler üreterek işe girişmeyenlere de tanık oluyor. Köşesine çekilenler de cabası...

Eee, geriye birkaç kişinin çabası kalıyor. Onlar da bir müddet sonra motivasyon kaybı yaşıyor, verimliliği düşüyor, enerjisi bitiyor. Hal böyle iken yük üstüne yük bindiriliyor bu kişilere. Ve en sonunda çileden çıkıp köşelerine çekiliyorlar bu kişiler. Etliye sütlüye karışmıyorlar. Ne halleri varsa görsünler modunda çalışıyorlar. Haklılar mı? Haklılar... Herkes gidişatta kendi yolunu buluyor. Çalışanlar da öyle... Yüreklerini ortaya koyanlar da... Gelgelelim bu yürekler, tazelenemiyor. Yenilenemiyor. Çünkü bakanlığımızın bu kimselere sunduğu tazelenme ve yenilenme ortamları yok. Değerli ve önemli hissettirin bir kere, bakın ne oluyor? Her şehre akademi fikri bu bağlamda düşünülse iyi olur. Tabii çığırından çıkmayacak. Zorunluluk bağlamında düşünmeyiniz lütfen.

Öte yandan halden hale girmelerimiz de muazzam...

Fazlasıyla gelgitli değil miyiz?

Bir anda yayılıyor bu hallerimiz.

Hele hele kötü hallerimiz...

Ağızdan ağıza, kulaktan kulağa...

Bir anda iyileşiyor, bir anda kötüleşebiliyoruz.

Bir anda yapıyor ve bir anda yıkıyoruz.

Siyasi söylemler de epey tesirli üzerimizde... Sağlı sollu hem de...

Keşke eğitimde siyaset olmasa...

Olmasa diyoruz da Sayın Tekin seçim ertesi çıkışıyla çıkıyor karşımıza.

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demez mi insanlar?

Derlerse o zaman azami dikkat ve özen!

Bir anda durağanlaşıp bir anda eyleme geçebiliyoruz.

Bir tür kıvılcım...

Ah bu kıvılcım, adanmışlık ruhuyla beslense ve bir meşale, kocaman bir ateş topu olsa...

Memleket aydınlansa...

Yüz yıldır siyasilerin dilinden düşmeyen muasır medeniyetler seviyesi üzerine çıkılsa...

Ha çıktık çıkacağız mesabesinde eğleşiyoruz vallahi.

Uçurumun kenarında bir umudu bir intiharı hayal ediyoruz.

Tatlı rüya ile heyula arasındayız.

Ne diyor Atatürk yurt dışına gönderdiği kişilere:

‘‘“Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyorum; alevler olarak geri dönmelisiniz.”’’

Bu anlattıklarımı da yalnızca öğretmenlere indirgemeyiniz.

Bunu anlattıklarımı da yalnızca öğretmenler üzerine alınmasın.

Adanmışlık ruh katmaktır mesleğin icrasına, memurluk olmuyor o vakit, eğitim sakinleri ete kemiğe bürünemez salt.

Adanmışlık, ADInmışlık da değildir.

Yani adını duyurmak olamaz.

Adına çalışmak hiç olamaz.

Bir makam masasına adını kazımak da olmamalıdır katiyen.

İsimsiz kahramanlara ihtiyacımız var.

Yalnız bu yürekleri ve gönüllüleri; kendi çıkarlarına, hesaplarına ve faydalarına hizmet için kullanmayan yönetici kadrosu gerekiyor.

Bu yüreklere ve gönüllülere yüklenecek değil, onlardan yük alacak ve onları hissedecek, onlara karşı ince düşünecek yönetici kadrosu gerekiyor. Dokunacak bir yönetici kadrosu... Kadro harekatı mühim...

Adanmışlık beklemek için adanmışlığı eğitim ortamında tepeden aşağıya doğru hissettirmek lazım.

Yoksa her iş/işlem bir zorunluluk olur ki bu da eğitim ortamında tutmaz.

İsterseniz en kral müfredatı yazın.

Olmaz, olmaz, olmaz.

Ne diyordu bir siyasetçimiz:

‘‘En iyi yasaları yapsanız da saha daha önemli...’’

Müfredatın boyunun ölçüsünü alacağız gelecek yıldan itibaren.

Saygılarımla...

Sitemizde köşe yazarı olarak yazı yazan tüm yazarlarımız yazdıkları yazı ve görüşlerden tamamıyla kendisi sorumludur. Köşe yazarlarının yazılarından dolayı hiçbir şekilde yasal sorumluluk kabul etmemektedir.
DİĞER YAZILARI Eğitimin, Siyasete Zamanı Yoktur 01-01-1970 03:00 Yeni Maarif Modeli: Eğitim Havası Ağır 01-01-1970 03:00 Proje Düşleri, Hayat Gerçekleri 01-01-1970 03:00 Toplumdaki Çürümeye Karşı öğretmenler Neden Etkisiz? 01-01-1970 03:00 Koştur Koştur Öğretmenlik, Sükunet ve Dinginlik! 01-01-1970 03:00 Kapı Tekmeleten Okul Müdürü: Otokontrol Dersi 01-01-1970 03:00 Sessiz Devrim mi, Sukutuhayal mi? 01-01-1970 03:00 Maarif Modeli Huzursuz Etmesin! 01-01-1970 03:00 Havanda Deneme Sınavını Dövmek! 01-01-1970 03:00 Şengör ile Tekin 01-01-1970 03:00 Öğretmen Atanmayacaksa Eğitim Fakülteleri Kapansın! 01-01-1970 03:00 Öğretmenle Mücadele Kanunu (ÖMK) 01-01-1970 03:00 O kadar anlamsız ve gereksiz iş yükü var ki öğretmen üzerinde... 01-01-1970 03:00 Siz Bizim Fonlandırdıklarımızdan Mısınız? 01-01-1970 03:00 Karar: Yetersizsiniz ve Akademiye Yönlendirildiniz! 01-01-1970 03:00 Ekonomik Tedbirler: Rafadan Tayfa 01-01-1970 03:00 Rotasyon 01-01-1970 03:00 Yusuf Tekin’e Çağrı 01-01-1970 03:00 ATAmadan mülakATAMAya 01-01-1970 03:00 10 Mayıs Günü, Öğretmenin Gücü! 01-01-1970 03:00 Bir Canın Ardından  01-01-1970 03:00 Kazuistik Müfredat mı? 01-01-1970 03:00 Yılan Hikayesi 01-01-1970 03:00 Öğrencinin ''Kendimi Öğrenmiyorum!'' Haykırışı 01-01-1970 03:00 Belediyeler Eğitimin Merkezinde Olsun! 01-01-1970 03:00 Sosyal Etkinlikler Karneye Girdi - Çıktı! 01-01-1970 03:00 Öğretmeni Güçlendirmek 01-01-1970 03:00 Müdür ve Öğretmenlerin Yetkisi Az, Sorumlulukları Fazla... 01-01-1970 03:00 MEB Yönetici Atama: Ne Varsa Eskilerde Var... 01-01-1970 03:00 Okullarda İş Günü 200 Gün Olacakmış. Eğitimde Asıl Mesele Nicelik mi, Nitelik mi? 01-01-1970 03:00 MEB Müfredatı: İyi İnsan Yetiştirecek mi? 01-01-1970 03:00 Yusuf Tekin, çocukları okulda daha fazla tutmakla övünüyor! 01-01-1970 03:00 Yorgun Savaşçılar 01-01-1970 03:00 Müfredat Revizyonu Üzerine 01-01-1970 03:00 Öğretmenler Kara Kara Düşünüyor! 01-01-1970 03:00 Okul Bazlı Performans Değerlendirme, Ama Nasıl? 01-01-1970 03:00 Herkes Bir Hava iken Netice Berhava 01-01-1970 03:00 Sil Baştan: Büyük Eğitim Devrimi 01-01-1970 03:00 Yusuf Tekin'in hızından nasiplenemeyen konular 01-01-1970 03:00 Değişiklerle Değişmeyen Bakanlık 01-01-1970 03:00 Mülakat 01-01-1970 03:00 Yeni Ders Yılı Başlarken… 01-01-1970 03:00 2 Yıllık Esaret: Toplu Sözleşme 01-01-1970 03:00 Siyah Beyaz Bir Eğitim Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yeni DYK ile Toplu Sözleşmeye Dair Çıkarımlar 01-01-1970 03:00 Toplu Sözleşmede Hayali Bir Enstantane 01-01-1970 03:00 Memur Memnun Değil 01-01-1970 03:00 Güçlü Öğretmen Güçlü Türkiye  01-01-1970 03:00 Çocuklara değer aşılamanın en güzel yolu büyüklerin örnekliğidir 01-01-1970 03:00 Ziya Selçuk’tan Yusuf Tekin’e... 01-01-1970 03:00 Ali Yalçın’ın ihanet mi edelim sözleri ve memurların durumu 01-01-1970 03:00 Öğretmen Maaşını Yuvarlarsak 30 Bin TL 01-01-1970 03:00 Bu Okul Halleri, Hal Değil Artık! 01-01-1970 03:00 Dağlanan Yüreklerimize Terapi: Kafamızı Dağıtmak 01-01-1970 03:00 Milli Eğitim Müdürü ve Öğretmeni Koruma Kanunu 01-01-1970 03:00 Yetenek Tozu: Piyano Çalan Motokurye 01-01-1970 03:00 Boydan Boya Darboğaz Bir Eğitim Sistemi 01-01-1970 03:00 Kepçe Kepçe Müjde, Kaşık Kaşık Zam Oranı 01-01-1970 03:00 Yaz-Kış Kurs, Yaz-Kış Kurs 01-01-1970 03:00 Mersin Olayının Düşündürdükleri... 01-01-1970 03:00 Uzmanlık Sınavı, Öğretmeni Küçümsedi 01-01-1970 03:00 Uzmanlık Sınavı Öncesi Serenat 01-01-1970 03:00 Mahmut Özer'i Görünce Ziya Hoca'yı Anladı 01-01-1970 03:00 Sayı Kasan Sendikaların Armağanı: 19 Kasım 2022 01-01-1970 03:00 Ey Eğitim Sendikaları, Birleşin! 01-01-1970 03:00 Elimizin Altındaki Anayasa ile Yasalar 01-01-1970 03:00 14 Ekim İş Bırakma Terazisi: Sendikal Ağırlık Yapın! 01-01-1970 03:00 ''Müdür Görev Süresi 12 Yıl Olsun!'' Serenatı 01-01-1970 03:00 1 Ekim Uzmanlık ve Başöğretmenlik Beklenti Günü 01-01-1970 03:00 Bursluluk Sınavına Giremeyen Tek Maaşlı Öğretmen Çocukları  01-01-1970 03:00 Efendiler, Öğretmenlerin Dayanacak Gücü Kalmadı 01-01-1970 03:00 Üçü Bir arada: Müdür Odası, Özel Tuvalet, Değerler Odası 01-01-1970 03:00 Öğretmen kalabilmek... 01-01-1970 03:00 Etkisiz sendikalardan büyük bir istifa dalgası gelebilir 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerin canına okumayın, can kulağı ile dinleyin! 01-01-1970 03:00 Siyasi emeller uğruna bu kesimlere prim vermeyin! 01-01-1970 03:00 Nagehan Alçı Yine Sahnede... 01-01-1970 03:00 Sınavı Kaldırın, Öğretmeni Bu Cendereden Kurtarın 01-01-1970 03:00 Önce Uzman Öğrencilik Sonra Uzman Öğretmenlik 01-01-1970 03:00 3 Vakte Kadar Uzmanlık ve Başöğretmenlik Sınavları İptal 01-01-1970 03:00 Çöp Adam 01-01-1970 03:00 Uzmanlık ve Başöğretmenlik Süreci: Sendikalar, Profesörler, Diğerleri 01-01-1970 03:00 Enes Kara’nın Ardından… 01-01-1970 03:00 MEB’de Neye ‘Tamam’ Neye ‘Devam’? 01-01-1970 03:00