Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), son 25 yılda merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatları aracılığıyla hayata geçirilen AR-GE ve proje odaklı çalışmaların sayısının 1 milyonu aştığını duyurdu. 81 il genelinde yürütülen ve teknoloji, çevre, sosyal sorumluluk ile kültür-sanat alanlarına yayılan bu geniş yelpaze, eğitimde nitelik ile fırsat eşitliğini artırmayı amaçlıyor. Ancak hızla artan proje sayısı, bir yandan öğrenme süreçlerini çeşitlendirirken diğer yandan sahada uygulama yoğunluğu ve sürdürülebilirlik konularını yeniden tartışmaya açıyor.
 

 

Dijital Dönüşüm

Bakanlık verilerine göre, sınıflardaki öğrenme süreçlerini yenilikçi metotlarla buluşturan FATİH Projesi, bireysel öğrenme platformları MEBİ ve HEMBA ile mesleki eğitimi üretimle buluşturan METEK ve Zanaat Atölyeleri stratejik adımların merkezinde yer alıyor.

 

Öğrencilere analitik düşünme ve yapay zekâ becerileri kazandırmayı hedefleyen Harezmi Eğitim Modeli ile FEYZA Projesi'nin yanı sıra; temel ders becerilerini destekleyen İYEP ve kapsayıcı eğitimi güçlendiren PIKTES gibi uygulamalar da 81 ilde sürdürülüyor. Yerelde öne çıkan başarılı örnekler ise "81 İl AR-GE Bülteni" vasıtasıyla Türkiye genelinde paylaşılarak yaygınlaştırılıyor.

 

Proje/Faaliyet Enflasyonu

Bakanlığın açıkladığı 1 milyondan fazla proje başarısı, saha uygulamalarında farklı bir boyutu da beraberinde getiriyor. Eğitim camiasında yapılan değerlendirmelerde, sürekli yenilenen ve bürokratik süreçler gerektiren projelerin, öğretmenlerin esas odağı olan ders içi eğitime ayırt edebileceği zamanı daralttığı vurgulanıyor.

 

Eğitimciler; takibi zorlaşan ve zaman zaman birbiriyle çakışan yoğun proje temposunun sahadaki uygulayıcılarda yorgunluk yarattığına dikkat çekiyor.
 

Proje sayısındaki bu hızlı artışın bir "faaliyet enflasyonuna" dönüşmemesi adına, üretilen fikirlerin raf ömründen ziyade eğitimde kalıcı iz bırakacak nitelikli ve az sayıda uygulamaya odaklanılması gerektiği ifade ediliyor.

Alpay CAVLAK
Guncelegitim.com