Her İsteği Yerine Getirilen, Kuralsız Büyütülen Çocuk Sorumluluk Kazanamaz: Sınava da Geç Kalır, Kimliğini de Unutur!

Alpay CAVLAK

25-06-2026 16:07

Her yıl haziran ayında Türkiye aynı tanıdık manzarayı izliyor: Sınav yapılan okulların kapısında gözyaşları içinde yalvaran öğrenciler, arkasından koşulan polis otoları, son saniyede kapanan demir kapılar ve kaçan bir yıllık emek... YKS’ye geç kalanların dramı, her defasında sadece "trafik yoğunluğu" ya da "şanssızlık" manşetleriyle geçiştiriliyor.

Oysa  Resme biraz daha yakından baktığımızda karşımıza çıkan tablo çok daha derin: Bu bir trafik sorunu değil, çocuğun yetiştirilmesinden kaynaklı bir durumdur.

 

Kapıda kalan sadece öğrenciler değil; sınır koyamayan aile yapımız ve tek bir sınava sıkışmış eğitim sistemimizdir.

 

Ben görmedim, çocuğum görsün

 

Uzmanlar her yıl bas bas bağırıyor, ancak ıskaladığımız temel bir nokta var: Türkiye’de çocuk yetiştirme tarzı ciddi bir kabuk değişiminden geçiyor.

 

Özellikle kentli ve orta-üst sınıf ailelerde, "Ben görmedim, çocuğum görsün", "Ben yaşamadım, çocuğum yaşasın" kompleksiyle büyütülen bir nesil var.

 

Her isteği anında yerine getirilen, hayatın hiçbir zorluğuyla yüzleştirilmeyen, sınır çizilmeyen çocuklar, doğal olarak sorumluluk bilinci geliştiremiyor.

 

Evde odasını toplamayan, sabah uyanma sorumluluğunu bile anne-babasına devreden bir gencin; hayatının en kritik sabahında zamanı yönetmesini, kimliğini unutmamasını ya da sınav kurallarına uyum sağlamasını beklemek ne kadar gerçekçi?

 

Sınırsız bir konfor alanında, kuralsızca büyüyen çocuk, hayatın gerçek sınırlarıyla ilk kez sınav kapısında karşılaşıyor. Ve maalesef o kapı, evdeki kapılar gibi rica minnetle açılmıyor.

 

Sorumluluk bilinci geliştiremediği için....

 

Türkiye’de başarı, ne yazık ki YKS gibi merkezi bir sınavın sonuçlarına indirgenmiş durumda. Bu sınav odaklı sistem, aileleri de zehirliyor.

 

Pek çok ebeveyn, çocuğunun başarısını kendi sosyal statüsünün bir göstergesi, bir "başarı vitrini" olarak görüyor.

 

Bu durum çocuk üzerinde iki uçlu bir yıkım yaratıyor:

 

Bir yanda aşırı baskının getirdiği kaygı, aşırı düşünme ve felç edici sınav stresi, Diğer yanda ise geleceğe dair umutsuzluk, "Okusam ne olacak?" pesimizmi ve sınavın anlamını bilinçaltında küçümseyerek sabote etme (geç kalma) davranışı.

 

Çocuk hem o ağır baskının altında eziliyor hem de gerçekçi bir sorumluluk bilinci geliştiremediği için en kritik anda havlu atıyor.

 

Aileler Ne Yapmalı?

Çocuklarımızı "her şey serbest" anlayışıyla, pamuklara sararak büyütemeyiz.

 

Özgürlük ile sorumluluk arasındaki o hassas dengeyi kurmak zorundayız. Onlara sınır koymak, sevgisizlik değil; onları hayata hazırlamaktır. Başarıyı sadece sınav sonuçlarına indirgemeyi bırakmalı, onlara her şeyden önce birer "birey" olma sorumluluğunu vermeliyiz.

 

Okullar Ne Yapmalı?

Sınavlar, bir çocukları ve gençlerin hayatındaki tek ve mutlak ölçüt olmaktan çıkarılmalıdır.

 

Sistem; analitik düşünmeyi, problem çözme yeteneğini ve sosyal becerileri de ödüllendiren, süreç odaklı bir yapıya evrilmek zorundadır.

 

Özetlersek, YKS’ye geç kalma sorunu, teknik bir aksaklık ya da basit bir unutkanlık değildir. O kapıların önünde biriken gecikmeler; sınır koyamayan ebeveynliğin, çocukları kendi egolarının vitrini yapan ailelerin ve gençleri tek bir sınava mahkûm eden sistemin faturasıdır.

 

Çocuklarımıza kimliklerini unutmamayı öğretmenin yolu, hayatın sorumluluğunu erken yaşta kendi ellerine teslim etmekten geçer. Aksi takdirde, hayatın kapıları yüzlerine kapanmaya devam edecektir.

 

Alpay CAVLAK
Eğitimci Yazar / Şair

 

DİĞER YAZILARI Atatürk’ün Gençliğe Çizdiği Yol... 01-01-1970 03:00 Birinci sınıf çocuğu ödevler altında ezilmesin! 01-01-1970 03:00 Öldürüsen Öğretemem! 01-01-1970 03:00 Dijital Eğitimde Geri Adım: Ekrana Değil, Kağıda Dokunmak 01-01-1970 03:00 WhatsApp Müdürleri 01-01-1970 03:00 Kitlesel Tepkide, Sendikalar Sınıfta Kaldı! 01-01-1970 03:00 Minecraft Yasaklanmalı Mı, Teşvik Mi Edilmeli? 01-01-1970 03:00 Tatilde çocukları dijital tehlikeden koruma yolları 01-01-1970 03:00 Eğitimde Bitmeyen Mesai 01-01-1970 03:00 Eğitim sendikaları öğretmenlere umut vermiyor! 01-01-1970 03:00 Müfredat hafifledi, okul çantaları hala ağır... 01-01-1970 03:00 Uzman Öğretmen ve Başöğretmen Tazminatları Emeklilikte Devam Etmelidir 01-01-1970 03:00 Çocuğu ilkokul birinci sınıfa başlayan velilere tavsiyeler 01-01-1970 03:00 Rotasyona çözüm: Emekli maaşlarını iyileştirin! 01-01-1970 03:00 Sınava Dayalı Eğitim Sistemi Öğrencilerin Gençliğini Çalıyor! 01-01-1970 03:00 Öğretmenler neden emekli olmak istemiyor? 01-01-1970 03:00 Öğretmen İlk Cemredir Çocukların Gülüşüne Düşen... 01-01-1970 03:00 Bakanlık yardımcı kaynak kullanımı ile ilgili yasaklar değil, ilkeler belirlemeli 01-01-1970 03:00 Çocuğu İlkokul Birinci Sınıfa Başlayan Velilere Öneriler 01-01-1970 03:00 Evde Eğitimde, Kaş Yapacağım Derken Göz Çıkarmayalım! 01-01-1970 03:00 Mavi Balina Nedir? Mavi Balina tuzağından çocuklarımızı nasıl koruruz? 01-01-1970 03:00 Zayıf karne yoktur, zayıf anne ve baba vardır 01-01-1970 03:00 40 Dakikalık Teneffüs Okullarda Uygulanabilir mi? 01-01-1970 03:00 MEB Yardımcı kaynak kullanımı ile ilgili yasaklar değil, ilkeler belirlemeli 01-01-1970 03:00 Çocuğu Birinci Sınıfa Başlayan Velilere Öneriler 01-01-1970 03:00 Öğretmenim ayağım acıyor oturabilir miyim? 01-01-1970 03:00 Daha dün annemizin kollarında yaşarken... 01-01-1970 03:00 Aysun ve Burçin Öğretmeni Unutmadık! 01-01-1970 03:00 Okul Öncesi Eğitim Geç Olmadan, Zorunlu Olsun! 01-01-1970 03:00 Temmuz zammını vergi dilimi götürdü 01-01-1970 03:00 Birinci sınıfta öğretmenlerin yarışı çocukları olumsuz etkiliyor 01-01-1970 03:00 Doğuya atanan bir öğretmenin yol güncesinden.... 01-01-1970 03:00 Öğretmenim Kurdele Takma Bana 01-01-1970 03:00 Zayıf karne yoktur, zayıf anne ve baba vardır 01-01-1970 03:00 Seni Sevmek Eylemdir: Mavice 01-01-1970 03:00 ''Öğretmen'' e Şiir 01-01-1970 03:00