Ortak Yazılı Sınav Sistemi Neden Yargıya Taşındı?
Milli Eğitim Bakanlığı'nın başlattığı Ortak Yazılı Sınav Sistemi tepkilerin ardından yargıya taşındı. Sendikalar yürütmenin durdurulması talebiyle Danıştay'a başvurdu.
Başlık, özet ve etiketlerde arandı.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın başlattığı Ortak Yazılı Sınav Sistemi tepkilerin ardından yargıya taşındı. Sendikalar yürütmenin durdurulması talebiyle Danıştay'a başvurdu.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu yıl 10 Kasım'da ortak yazılı sınav yapma kararı alması eğitim sendikaları ve velilerin tepkisine neden oldu.
Millî Eğitim Bakanlığının yeni ortak yazılı sınav sistemi, öğretmenlerin artan değerlendirme iş yükü nedeniyle eğitim camiasında tartışma yarattı. Öğretmenler sendikalardan adım bekliyor.
Samsun'da bir okulda müfettişler ve maliye personelinin katılımıyla yapılan kaynak kitap denetiminde öğrenci çantalarının aranması büyük tepki çekti. Veliler ve sendikalar inceleme talep etti.
Milli Eğitim Bakanlığı, okul servislerinin denetim yetkisini ve sorumluluğunu öğretmen sendikalarının kararları sonrasında doğrudan okul yöneticilerine devretti. Ekim sonuna kadar tamamlanacak süreç detayları haberimizde.
Kamu görevlileri geçim sıkıntısıyla boğuşurken yetkili sendikaların Kamu Personeli Danışma Kurulu gündemine sendikal barajı taşıması tepkilere yol açtı.
Sendika üyeleri, yaşadıkları sorunlarda destek bulamadıklarını ve aidatların şeffaf kullanılmadığını dile getiriyor. Güven krizi büyüyor, çözüm için şeffaflık ve hesap verebilirlik şart. Aidatların şeffaf kullanılmadığı iddiaları güven kaybını artırıyor.
Manisa'nin Turgutlu ilçesinde liselerin önünde meydana gelen ve öğrencilerin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırı eğitim camiasında büyük infiale yol açtı. Olayın hemen ardından harekete geçen eğitim sendikaları, hem ortak basın açıklamalarıyla hem de müstakil değerlendirmeleriyle yaşananlara sert tepki gösterdi. Eğitim çalışanları ve veliler, okulların birer eğitim yuvası olmaktan çıkıp güvenlik riski taşıyan alanlara dönüşmesine karşı tek ses oldu.
19 Eylül 2026'da Bakan Yusuf Tekin il emri verilmeyeceğini açıkladı. Mazeret tayinlerinde aile birliği mağduriyeti tartışılıyor. Öğretmenler ısrarla il-ilçe emri isterken, sendikalar tepki gösterdi.
MİT koordinasyonunda Siber Güvenlik Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı tarafından Ankara merkezli Aydo Yazılım’a yönelik operasyon düzenlenmesinin ardından sendikalardan peş peşe açıklamalar geldi. Operasyonun ardından kamuoyunda sendikaların kullandığı yazılımlardaki üye bilgilerinin güvenliği tartışılmaya başlandı. Aydo Yazılım kendi internet sitesinde 25’ten fazla sendikaya ve 2 milyondan fazla kişiye yönelik hizmet sunduğunu belirtiyor.
Şanlıurfa Siverek’te bir lisede 16 kişinin yaralandığı silahlı saldırının ardından eğitim sendikaları, okullarda şiddete dikkat çekmek ve güvenlik önlemlerinin artırılmasını istemek amacıyla iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Eğitim Sen, bu eyleme katılan bazı öğretmenlerin daha sonra soruşturma, disiplin cezaları ve görev yeri değişiklikleriyle karşı karşıya bırakıldığını açıkladı.
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinesinde yürütülen kritik operasyonda, çok sayıda sendikaya altyapı sağlayan Aydo Yazılım şirketine yasa dışı veri sorgulama iddiaları nedeniyle operasyon düzenlendi. Şirket bünyesinde geliştirilen yazılımlara gizli bir arayüz eklenerek sızdırılmış kişisel verilerin yasa dışı yollarla sorgulandığı tespit edildi. Ankara merkezli baskınlarda şirket sahibi dâhil 5 şüpheli gözaltına alınırken, dijital materyallere el konuldu. Aydo Yazılım'ın web sitesinin referanslarımız bölümünde 4 büyük eğitim sendikası yer alıyor.
Bakanlık, önlük düzenlemesini mesleki temsil ve öğretmenlerin itibarının korunması gerekçesiyle savunurken, sendikalar aynı söylemin öğretmenleri kamuoyu önünde daha fazla denetime açık hale getirdiğini savunuyor. Anadolu Eğitim-Sen'e göre kamusal alanda sürekli öğretmenlerin kıyafetini ve önlüğü konuşulması, velileri öğretmenlerimize karşı denetçi/hesap sorucu bir konuma getiriyor. Gelinen noktada, velilerin tutumu, kıyafet yorumları ve tartışmaları öğretmenleri kaygılandırıyor!
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 15 Eylül 2026’da katıldığı canlı yayında öğretmenlerin beyaz önlük uygulaması ve sınıfta cep telefonu kullanımıyla ilgili net açıklamalar yaptı. Bakan, önlük konusunda mevcut mevzuata uyulmasının hatırlatıldığını, sendikaların eleştirilerine ise “kamu kurumlarında kurallar geçerli” mesajı verdi. Sınıfta cep telefonu kullanımını biraz abartan öğretmenlerimiz vardı. Öğretmenlere de ders sırasında telefon kullanmama uyarısı yapıldığını duyurdu.
Memur ve kamu işçileri arasındaki gelir farkı giderek büyüyor; sendikalar bu durumun kamu vicdanını rahatsız eden ciddi bir adaletsizlik haline geldiğini vurguluyor. BASK ve Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı Mehmet Alper Öğretici: “Okumanın ve sınavlarla kamu görevine girmenin cezalandırıldığı bir yapı oluştu.”
2026-2027 eğitim-öğretim yılı öncesinde ve başında eğitim iş kolunda faaliyet gösteren sendikalar, öğretmenlerin çalışma koşullarını iyileştirmek, angarya yükleri engellemek ve mesleki saygınlığı korumak amacıyla aldıkları eylem kararlarını güncelledi. Serbest kıyafet ve önlük giymeme eyleminden öğle arası nöbet ve ikinci nöbet görevini reddetmeye, mesai dışı mesajlaşma gruplarından (WhatsApp vb.) ayrılmaktan İSG evraklarını imzalamamaya ve gelişim raporu doldurmamaya kadar sendika sendika alınan tüm güncel eylem kararlarının detayları haberimizde.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 2026-2027 eğitim öğretim yılına ilişkin genelgesinde yer alan kılık kıyafet ve öğretmen önlüğü düzenlemesi, eğitim sendikaları arasındaki tartışmayı büyüttü. Çok sayıda sendika, öğretmenlerin önlük giymeye zorlanmasına karşı çıkarken bazı sendikalar doğrudan serbest kıyafet veya önlük giymeme yönünde eylem kararı aldı. Bazı sendikalar ise hukuki süreç başlatırken, bazıları mevcut serbest kıyafet eylem kararlarının devam ettiğini açıklad
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, öğretmenlerin kılık ve kıyafet düzenlemesine tepki gösteren sendikalara yanıt verdi. Tekin, düzenlemenin siyasi parti veya sendikaların üyelerinin kıyafetlerine müdahale anlamına gelmediğini belirterek, “Sizin sendikanızın genelgesinde çalışanlarına nasıl giyineceklerine dair bir ifade var mı?” diye sordu.
Eğitim sendikaları, 2026-2027 Eğitim-Öğretim Yılı öncesinde Bakanlığın ''önlük zorunluluğu'' getirmesi nedeniyle sivil/serbest kıyafet eylem kararlarını yenileyerek sürdürme kararı almıştır. Ayrıca MEB'in yayımladığı son genelgede yer alan kılık kıyafet hatırlatmalarına ve önlük kullanımına yönelik düzenlemelere karşı da süresiz eylem kararlarının geçerli olduğunu ilan etmişlerdir. İşte eğitim sendikalarının 2026-2027 serbest kıyafet ve önlük kararları ve öğretmenlere kıyafetinden dolayı disiplin cezası verilebilir mi? sorusunun yanıtı.
Milli Eğitim Bakanlığının yeni eğitim-öğretim yılı genelgesinde yer alan öğretmenlere önlük giydirilmesi yönündeki kararı, kamuda kılık ve kıyafet tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Öğretmenler ve eğitim sendikalarının çoğu zorunlu önlük uygulamasının bireysel özgürlüklere ve mesleki tercihlere bir müdahale olduğunu savunarak karara tepki gösterirken, yetkili sendika Eğitim-Bir-Sen önlük giyilmesi kararını destekleyerek, düzenlemenin yıllardır sürdürdükleri serbest kıyafet eylemiyle çelişmediğini belirtti. Açıklamada, doktor veya hâkim gibi bazı mesleklerdeki kurumsal kıyafetlerin itibar kazandırdığının altı çizildi.
ANKARA - Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) öğretmenlere yönelik önlük kullanımını öngören düzenlemesi eğitim camiasında tartışma yaratırken, Türkiye'nin önde gelen beş eğitim sendikası Türk Eğitim-Sen, Eğitim-İş, Eğitim Gücü Sen, Eğitim Sen ve Hürriyetçi Eğitim Sen, 2026-2027 eğitim-öğretim yılı boyunca üyelerinin önlük giymemeleri ve serbest kıyafetle göreve gitmeleri yönünde sendikal eylem kararları aldıklarını ya da alacaklarını duyurdu.
Maaş erimelerine ve yükselen hayat pahalılığına dur demek isteyen Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), sesini yükseltmeye devam ediyor. On binlerce çalışanın imzasını toplayan sendika yönetimi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önüne giderek acil ek zam talebini ilan etti. Toplanan imzaları bakanlığa sunan KESK, temmuz ayındaki maaş düzenlemesinin yetersiz kaldığını vurgulayarak yüzde 35 oranında ilave zam talep etti. KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, mevcut şartlar altında çalışanların ay sonunu getiremez hale geldiğini belirtti.
Amasya Lisesinde idari usulsüzlükleri ve yönetim baskısını yetkili makamlara bildiren öğretmenler, mobbing ve soruşturma cenderesiyle karşı karşıya kaldı. Anayasal dilekçe hakkını kullanan öğretmenlerden sekizine kınama cezası verilip görev yeri değişikliği teklif edilirken, iki öğretmene ise kınama cezası kesildi. Çalışma barışının bozulmasında okul yönetiminin kusurlu bulunduğu raporda tespit edilmesine rağmen, idareyi eleştiren öğretmenlerin cezalandırılması kamuoyunda ve eğitim sendikalarında tepki uyandırdı.
Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerin ders dışında yürüttüğü bazı görevlerin ek ders ücreti kapsamına girmediğini hatırlatarak okul yönetimlerine ve öğretmenlere kritik uyarılarda bulundu. Zümre toplantılarından yarışma hazırlıklarına kadar pek çok emek isteyen sürecin ödeme dışı kalması, eğitim camiasında geniş çaplı bir tartışmanın fitilini ateşledi. Üstelik mevzuata aykırı yapıldığı tespit edilen geçmiş ödemelerin geri tahsil edileceği haberi, sendikaların ve öğretmenlerin tepkisini daha da artırdı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Resmi Gazete’de yayımladığı 2026 Temmuz istatistikleri, kamu sendikacılığının en büyük kolu olan "Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri"ndeki güç dengelerini yeniden gözler önüne serdi. Toplam 1 milyon 323 bin 917 kamu çalışanının bulunduğu eğitim iş kolunda sendikaların üye sayıları ciddi bir hareketlilik yaşadı. İşte üye sayısı artan-azalan sendikalar ve nedenleri...
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) tarafından yapılan açıklamalar ve Eş Genel Başkan Ahmet Karagöz’ün vurguladığı talepler, kamu çalışanlarının alım gücündeki sert düşüşü gözler önüne seriyor. Memura ocak ayında verilen zam oranı %11 iken, hayat pahalılığı %16,61 arttı. Memurlar Ocak ayındaki zamdan fazlasını mı kaybetti?
Eğitim camiasında her yıl özellikle dönem sonlarında, bayram önlerinde ya da olumsuz hava koşullarında patlak veren "öğrenci gelmedi, ek ders kesildi" tartışmalarına yargı son noktayı koydu. Aydın 1. İdare Mahkemesi, okulda hazır bulunan ancak öğrencilerin devamsızlığı nedeniyle ders işleyemeyen bir öğretmenin kesilen ek ders ücretlerinin faiziyle ödenmesine hükmetti. Eğitim sendikalarının "hukuki zırh" olarak nitelendirdiği bu emsal karar, Türkiye genelindeki binlerce öğretmeni yakından ilgilendiriyor.
Eğitim dünyasında geniş yankı uyandıran "Gelişim Raporu" boykotuna sendikalar da ''Angarya ve Kırtasiyeciliğe Hayır'' gerekçesiyle destek verdi. Öğretmenlerin dijital ve fiziki evrak yükü altında ezildiğini savunan eğitim sendikaları ''Raporları Doldurmama'' eylem kararları aldılar. Mahkeme, Sendikaların ''Eylem Kararını' kanunsuz grev olarak nitelendirmiş iptal etmişti. Eğitim-İş Genel Özlük-Hukuk Sekreteri Yeliz Toy, eylem kararı ve hukuki süreç lie ilgili bir açıklama yaptı. Öğrenci Gelişim Raporlarını doldurmayan öğretmen ceza alır mı? Detaylar haberimizde...
Yoğun bir eğitim-öğretim yılını geride bırakan öğretmenler, yaz dönemi mesleki çalışmalarının (Haziran seminerleri) çevrim içi yapılmasını talep ediyor. Eğitim Gücü Sen başta olmak üzere çeşitli sendikalar, öğretmenlerden gelen yoğun talepler doğrultusunda Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) resmi başvurularda bulundu. Sendikalar, seminer takviminin bir an önce açıklanmasını ve çalışmaların online platformlar üzerinden gerçekleştirilmesini istiyor.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bünyesinde faaliyet gösteren eğitim sendikalarının 2026 yılı Türkiye geneli üye değişim sayıları belli oldu. Açıklanan resmi veriler, eğitim iş kolundaki rekabette dengelerin dikkat çekici bir şekilde değiştiğini ortaya koyuyor. Dönemin kazananları Eğitim-Bir-Sen, Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim-Sen olurken; Türk Eğitim-Sen ve Eğitim-Sen üye kaybı yaşadı.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından uygulamaya konulan "Öğrenci Gelişim Raporları" ile ilgili olarak eğitim sendikaları iptal başvurusu yapmış ve resmi eylem kararları almıştı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) açtığı dava sonucunda mahkeme, sendikaların "Öğrenci Gelişim Raporlarını doldurmama" yönündeki eylem kararlarını hukuka aykırı bularak iptal etmiştir. Ankara 4. İş Mahkemesi tarafından verilen bu kritik kararın detayları ve öğretmenler için doğurduğu hukuki sonuçlar şu şekildedir:
Sendikacılığın varoluş sebebi; her türlü yapılardan bağımsız olarak, temsil ettiği iş kolunun mali ve özlük hakları için mücadele vermek ve üyelerine kazanımlar sağlamaktır. Oysa sosyal medya hesaplarına ve basına yansıyan bilgi ve paylaşımlarda görüyoruz ki; artık sendika ve sendikacılık kişisel rantlarla anılmaktadır.
Eğitim iş kolunda il ve ilçe bazında hangi sendikanın "yetkili sendika" olduğunu gösteren resmi listeler, her yıl 15 Mayıs tarihi itibarıyla okullardan ve kurumlardan toplanan üye sayım tutanaklarına (mutabakat metinlerine) göre belirlenir. İşte illere göre açıklanan 2026 yılı yetkili sendika listesi... (Yetkili sendika durumu açıklandıkça diğer il ve ilçeler eklenecektir.)
Kayseri Melikgazi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü (@MelikgaziMEM) resmi X hesabından tüm eğitim sendikalarının iş bırakma eyleminde olduğu 16 Nisan Perşembe günü paylaştığı “Sultan Alparslan İmam Hatip Ortaokulu’nda öğretmenlerimiz özveriyle görev başında. İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Hacı Kaya öğretmenlerimizle bir araya geldi. Emek veren tüm öğretmenlerimize teşekkür ediyoruz.” şeklindeki paylaşımının altına özellikle iş bırakan öğretmenler yorum yaparak tepki gösterdi. İşte X medyadaki paylaşım ve yorumlar...
Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş'taki okul saldırıları sonrası eğitimde şiddete karşı protesto amacıyla alınan kararlar doğrultusunda 16 Nisan 2026 Perşembe ve 17 Nisan 2026 Cuma günleri öğretmen iş bırakma eylemi yapacak sendikalar şu şekildedir
Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde okula yapılan saldırı sonrası birçok eğitim sendikası, okullardaki güvenlik zafiyetine ve artan şiddete tepki olarak iş bırakma eylemi kararı aldı. Eylemler genellikle 15 Nisan 2026 (bugün) için planlandı; bazı sendikalar 2 gün (15-16 Nisan) iş bırakma ilan etti. Özellikle ilk defa iş bırakan öğretmenler bazı kaygılar taşıyor ve sorularına yanıt arıyor. İşte o soruların cevapları
14 Nisan 2026 sabahı Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan silahlı saldırı, Türkiye’yi yasa boğdu. Milli Eğitim Bakanlığı, olayla ilgili yazılı bir açıklama yayımladı. Eğitim Sendikaları İş Bıraktı. Ancak Saldırının üzerinden 24 saatten fazla zaman geçmesine rağmen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den olayla ilgili doğrudan bir açıklama gelmedi. Bakan Tekin, aynı gün Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesinde düzenlenen “GençTek Akran Öğrenme ve Genç Bilişim Ekosistemi 2. Ankara Zirvesi”ne katıldığı haberi dün akşam saatlerinde bakanlığın sitesinde yayımlandı. Bir okulumuza saldırının olduğu 3'ü ağır 16 kişinin yaralandığı kritik bir günde Bakan’ın gündeminin dijital eğitim ve muhalefet eleştirileri olması, eğitim camiasında “öncelikler” tartışması yarattı.
Eğitim Sendikalarının çoğu 15-16 Nisan tarihlerinde, güvende değiliz diyerek okullarda güvenliğin sağlanması için 2 gün iş bırakma eylem kararı aldı. Ancak yetkili sendika Eğitim Bir-Sen, Türk Eğitim-Sen ve Eğitim-Sen ise 1 gün iş bırakma kararı aldı. İşte sendikaların aldıkları kararlar ve detayları...
Samsun’un İlkadım ilçesi Çiftlik Mahallesi’ndeki Mustafa Kemal İlkokulunda ders sırasında sınıfa giren veli, öğretmene tehdit ve hakaretler savurdu. "Okulu ayağa kaldıracağım" diyen velinin o anları öğretmen tarafından kaydedilirken, eğitim sendikaları okul önünde eylem yaparak duruma tepki gösterdi.
Uzman ve Başöğretmenlik Tazminatı ile seyyanen zamların, görev süresiyle sınırlı kalmayıp emeklilikte de devamını sağlayacak yasal düzenlemenin hayata geçirilmesi bir için birlikte mücadele edelim!
Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Kızılcahamam’da düzenlenen toplantıda şu sözleri kullandı: “Yiğit düştüğü yerden kalkar, derler. Anadolu, 100 yıllık narkozdan çıkıyor. Yeni bir diriliş, yeni bir uyanış hamlesi yaşıyoruz. İradesi örselenmiş, tarihiyle bağı kesilmiş eski Türkiye yok artık. Yüklerinden kurtulan bir Türkiye var.” Bu ifade, Cumhuriyet’in 100 yıllık tarihini “narkoz” (anestezi) olarak nitelendirdiği ve siyaset diliyle bağdaştırıldığı için büyük tepki çekti. Özellikle diğer sendikalardan ve kamuoyundan sert eleştiriler geldi. Tepkiler genellikle “Cumhuriyet’e ve Atatürk’e hakaret”, “tarihi hazımsızlık” ve “sendikacılık değil ideolojik provokasyon” şeklinde özetlenebilir. Memur-Sen ise bir basın açıklamasıyla cevap verdi. Tüm detaylar haberimizde...
Mart 2026 itibarıyla açıklanan veriler, memur ve emeklilerin ilk iki ayda aldığı %11+1000 TL’lik zammın büyük ölçüde eridiğini ve enflasyon farkının hızla büyüdüğünü gösteriyor. İlk iki ayda memur ve emeklilerin maaş kayıpları 4.700 TL ile 6.500 TL arasında. Enflasyon farkı yılın geri kalanında daha da büyüyecek. Sendikalar, aylık enflasyon farkı yansıtılması veya refah payı eklenmesi gerektiğini savunuyor.
Bir öğretmen can vermiş; öğretmenler ayağa kalkmış sendikaların verdiği tepki ise tam bir "plansızlık" örneğiydi. Gece geç saatte alınan kararlar, sabahın köründe duyurulan "iş bırakma" eylemleri... Kimisi "sadece İstanbul" dedi, kimisi "bir gün" dedi, kimisi "iki gün" dedi. Parçalanmış, günü kurtarma derdinde olan, öğretmeninden her ay aidatını tıkır tıkır alan sendikalar; ortak, koordineli ve sarsıcı bir duruş sergileyemediler. Sayıca cılız, birbirinden kopuk ve darmadağınık bir görüntü sergilediler. Eğer salı günü dev bir basın açıklamasıyla başlayıp, Çarşamba - Perşembe - Cuma kesintisiz 3 gün iş bırakma ve dev bir mitingle Ankara’ya yürünseydi, bugün o "Eğitimcileri Koruma Kanunu" Meclis'te yasalaşması için sunulmuştu bile. Eğitimci Yazar Alpay Cavlak yazdı…
İstanbul ili Çekmeköy ilçesinde Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmen ve bir öğrenci yaralanmıştı. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmişti. Fatma Nur Çelik Öğretmenimizi uğurlamak ve yaşanan şiddeti protesto etmek amacıyla eğitim sendikaları 1 veya 2 gün olarak gece geç saatlerde eylem kararları aldılar. Bu nedenle öğretmenlerin çoğu eylemlere katılamadı. İşte sendikaların aldığı farklı iş bırakma kararları...
Kocaeli’deki sağlık çalışanlarının aldığı 100.000 TL'lik promosyon, şu an bölgedeki öğretmenler ve eğitim sendikaları için en temel "kıyas" ve "talep" noktası haline gelmiş durumda. Kocaeli'deki sağlık çalışanları Ziraat Bankası'ndan toplamda 100.000 TL (90.000 TL nakit + 10.000 TL Bankkart Lira) promosyon aldı. Bu rakamın Türkiye genelinde 70 ili kapsayan dev bir protokolle gelmesi, yerel ihaleye hazırlanan Milli Eğitim camiasında beklentiyi zirveye taşıdı.
Bingöl İl Milli Eğitim Müdürlüğünün maaş promosyonu ihalesinde açık artırma sonucu tam olarak 60 bin TL oldu. 22 bin'lerden 60 bin TL'ye kadar çıkması bir ilerleme olsa da, eğitimciler ''yetersiz, beklenenin çok altında'' olduğunu düşünüyor. Sendikalar ve öğretmen grupları, ''Bölge bölge, il il, ilçe ilçe uçurum olmamalı, Milli Eğitim Bakanlığı merkezden tek elden anlaşma yapmalı'' çağrıları yapıyor. Bu rakamın enflasyon ve güncel piyasa koşullarında yetersiz bulunduğu yönünde yoğun yorum var.
9 Ocak 2026 itibarıyla yayımlanan ve öğretmenlerin çalışma koşullarında köklü değişiklikler öngören "Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği", eğitim sendikaları, öğretmenler ve öğretmen adayları arasında ciddi tartışmalara yol açtı. İşte hukuki süreçlere konu olması beklenen ve "yargıya taşınacağı" ilan edilen kritik maddeler şunlardır:
Birleşik Kamu-İş'e bağlı sendikalar, yoksulluk sınırının üzerinde maaş, seyyanen zammın tüm emekçi ve emeklilere verilmesi, gelir vergisinin %15’e sabitlenmesi, enflasyon farkının aylık ödenmesi, yılda 4 ikramiye ve kira yardımı, yan ödemelerin emekli aylıklarına yansıtılması talebiyle 19 Aralık’ta iş bırakıyor
Eğitim sendikaları ve öğretmenlerin banka promosyon ödemeleri konusunda Milli Eğitim Bakanlığı'ndan (MEB) beklentilerine dair detaylar haberimizde...
Bir çatı olarak MESLEK örgütü olacak; öğretmenlik mesleğini önceleyecek bir birlik şarttır. Çünkü sendikal mücadele alanı hizmet kolu sınıfında yapıldığı için bir meslek üzerinden değil; hizmet sınıfında olan herkes için yürütülmektedir. Sendikaların da destek vereceği, siyasilerden ve sendikalardan bağımsız bir MESLEK örgütü şarttır!