Yanlış Öğretilen Zıt Anlamlı Kelimeler

08-02-2018 01:44

Karşıt (zıt) anlam konusunda zaman zaman sınavlarda sorular çıkıyor.  Karşıt anlamlı kelimeleri öğretirken yapılan yanlışa ilişkin geçen gün bir açıklama yapmıştım. Videoda  bu güne kadar bize zıt anlamlı olarak öğretilen bazı kelimelerin gerçekte zıt olmadığı yönündeki düşüncemi paylaşmıştım. Video on binlerce eğitimci tarafından izlendi. Çeşitli sorular geldi veya yorumlar yapıldı. Konuyu daha ayrıntılı şekilde ele almak faydalı olacak.

Türk Dil Kurumu karşıt anlamlı kelimelere şu örnekleri vererek izah ediyor: “Anlamları birbirinin karşıtı olan (söz), zıt anlamlı: Aşağı yukarı, ileri geri, siyah beyaz, dar geniş, büyük küçük gibi”

Bu bağlamda karşıt anlamlı kelimelere örnek olarak “Cesur-korkak, açmak-kapatmak, hafif- ağır, kaybetmek-bulmak, zengin- fakir, aç-tok  gibi kelimeleri de örnek verebiliriz.

Gelelim yanlış örneklere;

Beyaz ile siyah veya ak ile kara  zıt kelimelere en fazla  verilen örneklerdendir. Oysa bu kelimeler arasında zıtlık yoktur. Çevremizdeki varlıklar değişik renklerdedir. Renkler birbirinin karşıtı olamazlar. Ne sarının karşıtı kırmızıdır. Ne yeşilin karşıtı mavidir. Beyazın açık, siyahın ise koyu olmasından kaynaklanan bir zıtlık düşüncesi olabilir ancak bu durumda zıt olan kelimeler açık ve koyu kelimeleridir, renkler değil. Bazıları siyah ve beyazın renk olmadığı gibi bilimsel yaklaşımlar sergilese de binlerce yıldır dilimizde renkler sayılırken siyah ve beyaz renk olarak kabul edilir. Birisine gömleğinin rengini sorduğunuzda beyaz veya siyah diyebilir.  Benim kişisel düşünceme göre renklerin birbiriyle karşıtlığı yoktur.

Bu güne kadar bize zıt olarak öğretilen yaz- kış kelimeleri aslında zıt anlamlı değildir. Bir yıl 4 mevsimden oluşur. Yazın zıttı ne ilkbahardır ne sonbahar ne de kıştır. Burada yazın sıcak kışın ise soğuk olmasından kaynaklı bir his ile mevsimleri zıt olarak öğretmek doğru değildir. Burada zıt olan soğuk ve sıcak kelimeleridir. Yaz ve kış farklı iki mevsim olup birbirinin zıttı değildir.

Zıt olmayan başka bir kelime ise tatlı ile acıdır. Tatlının zıttı olarak acı öğretilse de bunlar diğer tatlar gibidir ve aralarında zıtlık ilişkisi yoktur. Birisi kalkıp tatlının zıttı ekşidir veya mayhoştur da diyebilir. Burada zıt diyebileceğimiz bir durum yoktur. Birbirinden farklı tatlar vardır. Acı ile tatlı birbirinin zıttı değildir.

Karşıt anlama yanlış örneklerden birisi de sabah ile akşamdır. Sabah gündüzün başlangıcı akşam ise gündüzün bitişi olduğu için sanki birbirinin zıttı gibi düşünülmektedir oysa sabahın zıttı ne öğlen ne ikindi ne de akşamdır. Bunlar günün farklı zaman dilimleridir.

Yanlış örneklerden birisi de dün ve yarın kelimeleridir. Geçmiş ve gelecek kelimeleri arasında bir zıtlık vardır ama dün, bu gün, yarın, ertesi gün gibi kelimeler arasında bir zıtlık aramak doğru olmaz. Bunlar farklı zaman dilimleridir ve aralarında  karşıtlık yoktur.

Bir başka yanlış örnek ölmek ve doğmak kelimeleri olarak karşımıza çıkar.  Ölü olmanın zıttı yaşıyor olmaktır, doğmak değildir.

Yine kitaplarda ve internet sitelerinde  zıt anlamlı olarak verildiğini gördüğüm bazı yanlış örnekler şunlardır:

Buçuk-tam:  Bence tamın zıttı buçuk değildir. Olsa olsa tamın zıttı eksik olur, buçuk değil.

Deniz –kara: Bu bakış açısıyla karanın zıttı okyanus veya göl de olabilir. Dolayısıyla böyle bir zıtlık doğru değildir.

Doğmak-ölmek: Ölmenin zıttı yaşamak kelimesi olabilir belki ama doğmak ile ölmek arasında zıtlık olduğunu düşünmüyorum.

Dövmek- sevmek: Sevmek kelimesinin zıttı olsa olsa nefret etmek olur. Dövmek kelimesi kesinlikle sevmek kelimesinin karşıtı değildir.

Göğüs-sırt: Vücudumuzun bir bölümü diğerinin zıttı olamaz. Ayak ile baş, el ile ayak zıt olmadığı gibi göğüs ile sırt da zıt değildir.

Dik- eğik: Dik kelimesinin karşıtı yatık olabilir. Eğik dikin zıttı değildir.

Görüldüğü gibi gerçekte karşıt olmayan birçok yanlış örnek değişik kaynaklarda yer almaktadır. O kaynağı yazanların kişisel kanaatlerine göre böyle bir durum ortaya çıkmaktadır.

Karşıt anlamlı kelimeleri belirlemek için herkesin kabul edeceği bir yöntem bulmanın gerektiğini düşünüyorum. Böylece bu konudaki farklı öğretilerin önüne geçilmiş olacaktır.

Ben yöntem olarak bir şeyin tam zıddını bulmak için  soru soruyorum ve cevabında hayır dedikten sonra tam zıttını arıyorum. Şayet bir tek cevap veriliyorsa o kelimenin zıttı oluyor. Ama birden farklı  cevap verilebiliyorsa o zaman bir zıtlık söz konusu olmuyor.

Örneklerle açıklayayım:

Adam zengin mi?  Hayır Fakir
Pencere açık mı? Hayır kapalı
Aç mısın? Hayır tokum.
Çantan hafif mi? Hayır ağır.

Bu örneklerde görüldüğü üzere verilen kelimelerin zıttı vardır.

Bu yöntemi yukarıda izah ettiğim yanlış öğrendiğimiz kelimeler için uygulayıp bir test  edelim.

Gömleğin siyah mı? Hayır mavi, sarı, yeşil, beyaz gibi cevaplar verilebilir. O zaman tek cevap olmadığı için siyahın zıttı beyaz değildir.

Eve sabah mı döneceksin?  Hayır öğlen, öğleden sonra, ikindi vakti, akşam veya yatsı döneceğim gibi cevaplar verilebilir öğle ise sabahın zıttı akşam değildir.

Memlekete  en son yazım mı gittin? Hayır, ilkbaharda, sonbaharda veya kışın gittim denilebilir. Yaz, kışın karşıtı değildir.

Elma tatlı mı? Hayır ekşi, mayhoş denilebilir. Tatlının zıttı acı değildir.

Adam kazada öldü mü? Hayır yaşıyor. Ölmenin zıttı doğmak değildir.

Yazmış olduklarım tamamen kişisel düşüncemdir. Bu düşünceme katılacaklar veya katılmayacaklar olabilir. Bu konuda, işin sorumlusu olan Türk Dil Kurumunun bir çalışma yapması gerektiğini düşünüyorum. Böylece hem ders kitaplarını hem de yardımcı kaynak kitaplarını hazırlayanlar TDK’nın çalışmasını esas alacağından öğretimde birliktelik sağlanmış olur.  

 

 

DİĞER YAZILARI Müfredatta Değişen Sadece Kelimeler Mi? 01-01-1970 03:00 Çizgi Filmlerin Karakter Oluşumuna Etkisi 01-01-1970 03:00 Tatil Ödevlerinin Dozu Kaçırılmamalı 01-01-1970 03:00 Açık Uçlu Sorular 01-01-1970 03:00 Okullarda Velileri İlgilendiren İki Önemli Değişiklik 01-01-1970 03:00 Bir engelli öğrenciye sınıf arkadaşları tarafından uygulanan şiddete bakın! 01-01-1970 03:00 Eğitim Değersizleşiyor, Okul Önemini Yitiriyor 01-01-1970 03:00 Çocuklar Felaketi Hissetmeli 01-01-1970 03:00 Bir Müfettiş Masalı 01-01-1970 03:00 Eğitim Eğlence Değildir 01-01-1970 03:00 Dikkat Eksikliği Olan Çocuklarla Nasıl Çalışılmalı? 01-01-1970 03:00 O biber gazını, öğretmenlere değil bu ülkenin geleceğine sıkıyorsunuz 01-01-1970 03:00 Kariyer Süreci Hakkındaki Düşüncelerim 01-01-1970 03:00 Enes’in Mesajını Doğru Anladık Mı? 01-01-1970 03:00 Öğretmenlik Meslek Kanunu Hayal Kırıklığı Yarattı 01-01-1970 03:00 Özel yetenekli çocukları fark edelim 01-01-1970 03:00 Çocuklarda Sosyal Açlık 01-01-1970 03:00 Sayın Bakanımız: 'Biz, ben'den daha güçlüdür' demiş ancak... 01-01-1970 03:00 MEB Uzaktan Eğitime Uzak! 01-01-1970 03:00 Canlı dersler azaltılmalı ve EBA TV ile birleştirilmeli 01-01-1970 03:00 Uzaktan Eğitimde Sınıf Karmaşası 01-01-1970 03:00 'Gençlik' Hedefimiz Lafta Kalmasın! 01-01-1970 03:00 MEB Böyle Bakan Görmedi 01-01-1970 03:00 Öğretmen ve yöneticiler, öğretmen destek noktalarına gider mi? 01-01-1970 03:00 Altın Halka İnsanlar 01-01-1970 03:00 Görünmez Çocuklar 01-01-1970 03:00 Karşıyım 01-01-1970 03:00 Çocukları Tehditle Eğitmek 01-01-1970 03:00 Lise Tercihinde Nelere Dikkat Edilmeli? 01-01-1970 03:00 Eğitim Sistemi Hataları Telafiye Fırsat Tanımıyor! 01-01-1970 03:00 Ucuz Babalık Dönemi Bitti 01-01-1970 03:00 Öğretmenler, 1. Sınıfa 72 Aydan Daha Küçük Çocukların Kaydedilmesini Doğru Bulmuyor. 01-01-1970 03:00 Pedagojik Formasyonunun Kaldırılması Ne Anlama Geliyor? 01-01-1970 03:00 En Büyük Endişemiz Çocuklarımızın Geleceği 01-01-1970 03:00 MEB’den Hata Sinyalleri 01-01-1970 03:00 Günümüz Çocukları Çevreyi İzleyerek Yeni Bilgi ve Beceriler Edinemiyor 01-01-1970 03:00 Ancak Yaşayarak Öğrenen Çocuklar 01-01-1970 03:00 Milli Eğitim Akademimizi Geri İstiyoruz 01-01-1970 03:00 Teftişte mentörlük ve e-mentörlük uygulaması 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin 'Uydu Yönetici' Sorunu 01-01-1970 03:00 MEB Kurumsal Rehberlik Müfettişlerinin Seçimi 01-01-1970 03:00 MEB'in On Bir Bin Derslik Açığı Nasıl Kapatılır? 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okuma Yazma Öğrenmede Neden Zorlanıyor? 01-01-1970 03:00 Beceriksiz Nesiller Geliyor 01-01-1970 03:00 MEB'e okul dönüşüm uyarısı 01-01-1970 03:00 Müdür görevlendirmelerinde iptal kaosu 01-01-1970 03:00 MEB başarı eşiğine karar vermeli 01-01-1970 03:00 Böyle hatalar MEB’i yıpratıyor. 01-01-1970 03:00 MEB’de Öğrenci Nakil Kaosu 01-01-1970 03:00 MEB Teftişinde Yeni Yapılanma 01-01-1970 03:00 MEB'de Stratejik Plan Hataları 01-01-1970 03:00 MEB Okul Öncesinde çuvalladı mı? 01-01-1970 03:00 Okul Aktarımlarında nelere dikkat edilmeli 01-01-1970 03:00 Okul öncesi projesinde ihmaller 01-01-1970 03:00 Kayıt erteleme kararı okulda verilmeli 01-01-1970 03:00 Okul Projeleri mutlaka değişmeli 01-01-1970 03:00 Liselerde kapasite alarmı 01-01-1970 03:00 Okul dönüşümünde önemli değişiklik 01-01-1970 03:00 bos 01-01-1970 03:00 bos 01-01-1970 03:00 Öğretmen Kılavuz Kitapları Yeniden Yayınlanmalı 01-01-1970 03:00 bos 01-01-1970 03:00 bos 01-01-1970 03:00