Zorbalığa ve şiddete maruz kalan her öğretmen “Affettim” demek zorunda mı?
Toplumun büyük bir kısmı, öğretmenin her durumda olgun davranması gerektiğini söyler. “Büyüklük sende kalsın”, “Sen affet ki örnek ol” gibi cümleler kulağa hoş gelir ama gerçek şu:
Affetmek, bir erdemdir; fakat şiddeti, tehdidi, hakareti, zorbalığı meşrulaştıran bir zorunluluk değildir.
Öğretmenler ne birer kahraman ne de sınırsız sabır deposudur.
Onlar da insan.
Kalpleri kırılır, gururları incinir, meslek onurları zedelenir.
Okullar devletin resmî kurumlarıdır.
Resmî kurumlar kurallarla, disiplinle ve caydırıcılıkla ayakta durur.
Bir kurumda kurallar esnetilmeye başlanırsa, o kurumda erozyon kaçınılmaz olur.
Bugün öğretmene yönelik şiddete “Affet geçsin” denirse, yarın benzer davranışları başka öğrenciler de kendine hak görür.
Disiplin sadece ceza değildir; aynı zamanda toplumun ortak değerlerini koruyan bir sigortadır.
En önemlisi:
Toplum, öğretmenden beklediği hoşgörüyü kendisi göstermiyor.
Bir memura, bir polise, bir doktora yönelik saldırıyı kimse “Affetsin, büyüklük ondan kalsın” diye konuşmuyor.
Peki neden konu öğretmen olunca sorumluluk yine öğretmenin omzuna yükleniyor?
Evet, öğretmenler adalet ister.
Evet, öğretmenler saygı ister.
Ve evet, öğretmenler kendilerine yapılanı affetmek zorunda değildir.
Affetmek bir niyettir;
ama disiplin ise bir devlet ilkesidir.
Şimdi merak ediyorum:
Sizce öğretmen zorbalığı “affederek” mi çözmeli, yoksa kurallar kararlılıkla işletilmeli mi?