Sn. Bakan Yusuf Tekin’in Devlet Okullarını Merkeze Alan Önemli Yaklaşımı, Maarif Sistemi ve Sahanın Dönütleri

Sn. Bakan Yusuf Tekin’in devlet okulları müfredatını, kitaplarını, eğitimini öncelemesini ve sınav merkezli sistem yerine süreç odaklı bir yaklaşımı benimsemesini fırsat eşitliği bağlamında önemli ve değerli buluyorum.
Türkçe dersi özelinde ders ağırlığının artırılması, geçme notunun yükseltilmesi, müfredatın sadeleştirilmesi ve Dinleme/Konuşma/Okuma/Yazma Becerilerini önceleyen yaklaşımları da yerinde ve kıymetlidir.
Yine EBA, MEBİ ve ÖBA platformlarını zenginleştirme gayretleri teknolojinin eğitim öğretim sürecine entegrasyonu bağlamında önemli dijital alt yapılardır.
Merkezi sınavlarda ders kitapları içeriklerine ağırlık verilmesi, online eğitim platformlarından istifade edilmesi, hizmet içi eğitim seminerlerinin online yürütülmesi de önemli kararlarından bazılarıdır.
Bu bağlamda bakanlığın ve Sn. Bakan Yusuf Tekin’in devlet okullarını merkeze alan yaklaşımları özellikle teorik ve felsefi bağlamda önem arz etmektedir.
Daha önemli olan husus ise bu kararların uygulanma sürecinde sahadan gelen dönütlerin dikkate alınmasıdır.
Müfredat sadeleştirme çalışmaları yerinde olmakla birlikte ders kitapları çok karmaşık, dili ağır, anlama ve kavramayı zorlaştıran etkinlik yumağına dönüşmüştür.
Bu hususta da ciddi bir sadeleştirme ihtiyacı hissedilmektedir.
Türkçe dersine Okuma/Yazma/Dinleme/Konuşma becerilerinin öncelenmesi önemli bir kararken hepsinin tek ders çatısı altında sıkıştırılması, tek ders içerisinde 3 ayrı sınav yapılması, bu sınavların takibi, okuması, değerlendirilmesi ve evraklandırılması ciddi bir iş yükü ve karmaşaya neden olmaktadır.
Maarif sisteminin getirdiği evrak yükü; zamanın büyük bir kısmının matbu formlar, klasörler ve tekrarlayan raporlara harcanmasına, derse ayrılan nitelikli sürenin azalmasına, verimliliğin düşmesine neden olmaktadır.
İl ve ilçe MEM’lerin proje beklentileri de süreçten alınacak verimi azaltmaktadır.
Öğretmenlik Meslek Kanunu da yine önemli atılımlarından biriydi fakat, öğretmenliği ayrıcalıklı ve korunaklı bir ihtisas alanı haline getirmek yerine, mesleki denetim ve disiplin süreçlerini sıkılaştıran bir hüviyete bürümesi, kariyer basamaklarının en mühim iki aşaması olan Yüksek Lisans ve Doktoranın kanunda adının bile anılmaması, lisansüstü eğitimlerde geçen sürelerin görmezden gelinmesi en büyük eksiklik ve çelişkilerden biridir.
Bu kapsamda sahadan gelen dönütlerle eksiklikler tamamlanmalı, çelişkiler giderilmeli ve eğitimcileri kamuoyunda tartışmaya açan söylemler ve kararlara son verilmelidir.