
Eğitimde reform yapılacaksa işe ilk olarak öğretmenin omzundaki yapay yükleri hafifleterek esas olan itibarını ve sınıf liderliği rolünü geri vererek başlanmalı.
Şekilsel ve niceliksel beklentiler, eğitimin kağıt üzerinde mükemmel ama eğitimde hiçbir ruhu, karşılığı olmayan bir illüzyon yaratıyor.
Şekilcilik ve bürokrasi azaldıkça, eğitimin özü ve niteliği de kendiliğinden yükselecektir.
Kağıt üzerinde her şeyin eksiksiz ve kusursuz göründüğü, ancak sınıfa adım atıldığında o koşturmacadan yorgun düşmüş öğretmenlerin olduğu bir sistem mevcut…
Öğretmen; sınıfına, öğrencisine odaklanacağı yerde, bir sonraki "dosya teslim tarihi, sayısız proje talebi, panolar ve bir yığın gereksiz evrak yığını” ile koşturuyor.
Sadece "yapıldı" demek için yapılan ve öğretmeni asli görevinden uzaklaştıran bürokratik ve şekilsel yüklerin azaltılması; enerjinin tamamen sınıfa, öğrenciye ve nitelikli eğitime harcanması gerekiyor.
Bu durum sadece öğretmenin enerjisini tüketmekle kalmıyor, aynı zamanda mesleki motivasyonu da zedeliyor.
Bu sebeple;
Öğrencilerin değil, Öğretmenlerin yapmak durumunda kaldığı eğitsel hiçbir ciheti kalmayan;
Pano, proje vb salt nicelik odaklı etkinliklere son verilmelidir.
İşler salt evrak boyutunda yürüyünce kavramların içi de boşaltılıyor ve Öğretmeni evrak memuru konumuna düşürüyor.