TÜRK-İŞ’in eylül ayı araştırmasına göre açlık sınırı 37 bin 801 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 123 bin 130 TL’ye yükseldi. TÜRK-İŞ’in eylül ayı araştırması, açlık sınırının 38 bin TL’ye yaklaştığını ve yoksulluk sınırının 123 bin TL’yi aştığını ortaya koydu. Çalışanların alım gücü hızla zayıflıyor.
Bakan Şimşek, çalışanların ve emeklilerin alım gücünü koruma amacında olduklarını belirtti. Kamu çalışanı ve emekli maaşlarına en az enflasyon oranında zam yapıldığını vurgulayan Şimşek, bu politikanın önümüzdeki dönemlerde de aynen devam edeceğinin altını çizdi.
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, ağustos ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından memur ve emeklilerin alım gücündeki kayıplara dikkat çekerek seyyanen zam talebinde bulundu. Yalçın, yüzde 7’lik toplu sözleşme zammının yarısının iki ayda enflasyon karşısında eridiğini belirterek kayıpların yalnızca enflasyon farkıyla telafi edilemeyeceğini savundu.
TÜİK’in temmuz ayı enflasyon verilerini açıklamasının ardından kamu görevlilerinin tepkisi büyüyor. Memur-Sen, Hakem Kurulu tarafından belirlenen yüzde 7’lik maaş zammının hayat pahalılığı karşısında hızla eridiğini belirterek kamu çalışanlarının alım gücünün düştüğüne dikkat çekti. Sendika, kamudaki derinleşen ücret adaletsizliğinin ana sorumluları olarak Hakem Kurulu ile Maliye Bakanlığı yöneticilerini işaret etti.
Öğretmenlik dünya genelinde stratejik bir meslek olarak görülse de sunulan maddi imkanlar ülkeden ülkeye uçurum seviyesinde farklılık gösteriyor. Avrupa'nın küçük ama zengin ülkesi Lüksemburg listenin zirvesindeki yerini korurken, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki gelir makası dikkat çekiyor. Ekonomik şartlar, enflasyon ve alım gücü gibi etkenlerle şekillenen bu tablo, eğitimcilerin refah düzeyini doğrudan etkiliyor. İşte küresel ölçekte öğretmen maaşlarının son durumu ve öne çıkan detaylar.
Ekonomide uzun süredir devam eden hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon sarmalı, memur ve emeklilerin maaş artışlarını kağıt üzerinde bırakmaya devam ediyor. Kamu çalışanları ve emekli vatandaşlar, her yıl açıklanan toplu sözleşme zamlarının ardından enflasyon farkı alsalar da, bu sistemin satın alma gücünü korumaya yetmediği gerçeğiyle yüzleşiyor. Uzmanlar ve Anadolu Eğitim Sendikası, enflasyon oranı kadar yapılan artışın bir "refah artışı" değil, yalnızca geçmiş kayıpların gecikmeli bir telafisi olduğunu, dolayısıyla gerçek anlamda bir zam ifade etmediğini vurguluyor.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) tarafından yapılan açıklamalar ve Eş Genel Başkan Ahmet Karagöz’ün vurguladığı talepler, kamu çalışanlarının alım gücündeki sert düşüşü gözler önüne seriyor. Memura ocak ayında verilen zam oranı %11 iken, hayat pahalılığı %16,61 arttı. Memurlar Ocak ayındaki zamdan fazlasını mı kaybetti?
Dünyanın en pahalı metropollerinden Londra, gıda ucuzluğunda İstanbul'a fark attı. Gazeteci Lizzie Porter'ın araştırması, İstanbul'daki market sepetinin Londra'ya kıyasla yüzde 60 daha pahalı olduğunu gösterirken, iki ülke arasındaki asgari ücret farkı alım gücü uçurumunu bir kez daha tescilledi.
Liyakatli Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası olarak, kamu çalışanlarının ve emeklilerimizin ekonomik koşullar karşısında giderek zorlandığını görüyoruz. Açıklanan maaş artışları, hayat pahalılığına karşı yetersiz kalmakta; çalışanlarımızın alım gücü her geçen gün daha da düşmektedir. Bu nedenle, memur ve memur emeklilerine ek zam yapılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Yıllardır memur ve emeklilerin almış oldukları artışlar TÜİK enflasyonunun altında kalmış, altı ay sonra enflasyon farkı ile TÜİK verileri kadar artış yapılmıştır. Bu da demek oluyor ki aslında memur ve emeklilerin ücretleri yerinde saymış, hiçbir zam alınamamıştır. Bilinmelidir ki enflasyon kadar artış SIFIR zamdır. Kaldı ki TÜİK enflasyonu kadar yapılan artış ise alım gücünü düşüren eksi zamdır. Temmuz ayında enflasyon farkı ile birlikte verilen yüzde 15.57'lik artış sabit gelirlilerin alım gücünü artırmadı. Enflasyon farkını saymazsak verilen artış aslında sadece yüzde 5...
Öğretmenler Günü öncesi yapılan ekonomik analizler, mesleğin maddi itibarındaki kaybı ortaya koydu. 2003 yılında asgari ücretin 3,1 katı maaş alan bir öğretmen, bugün ancak 2,77 katını alabiliyor. Altın bazında ise kayıp çok daha büyük: 2003'te bir maaşla 38 gram altın alınabilirken, bugün bu miktar 11 grama geriledi.
Türkiye Kamu-Sen, kamu çalışanlarının maaşlarının enflasyon karşısında eridiğini, alım gücünün düştüğünü iddia ederek ek zam ve refah payı talebini yeniden gündeme taşıyor. Hür-Sen Konfederasyonu ve Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu Sosyal medya hesabından Eylem ile ilgili şunları söyledi...
Mayıs ayı enflasyon verileriyle birlikte memurların ve memur emeklilerinin alım gücü düştü. Türkiye Kamu-Sen, hükümete ek zam ve refah payı artışı çağrısı yaptı. Detaylar haberimizde.
SGK uzmanı Özgür Erdursun, milyonlarca sabit gelirli emekli ve çalışanın enflasyon karşısında yaşadığı zorluklara dikkat çekti. Hükümetin aldığı önlemlere rağmen emekli maaşlarının alım gücünün azaldığını vurgulayan Erdursun, temmuz ayında en düşük emekli aylığına ilişkin öngörüsünü paylaştı.
TÜİK enflasyonuna göre alınan artışlar her yıl çalışanların alım gücünü düşürmüştür. TÜİK enflasyonun dahi altında kalan artışlar enflasyon altında ezilmiş, altı aylık dönemler sonunda alınan enflasyon farkı kayıpları karşılamamıştır.
Malatya Eğitim Gücü-Sen İl Başkanı Yusuf YILMAZOĞLU: Yıllardır zam adı altında bizlere enflasyon farkı adıyla sunulan sözde maaş artışları, gerçekte hayatın olağan akışına tamamen aykırı verilerle oluşturulmuş aldatmacalardır. Bu farklar, artan enflasyon ve yükselen pahalılık karşısında alım gücümüzü korumaktan çok uzaktır. Eğitim çalışanları, her geçen yıl biraz daha fakirleşmekte ve sistematik olarak yoksulluğa mahkûm edilmektedir.
Anadolu Eğitim Sendikası Başkanı Mehmet Alper ÖĞRETİCİ, ''Altı ayda bir alınan artışlar daha ilk aylardan enflasyon altında kalmakta ve sabit gelirlilerin alım gücü düşmektedir. Altı ay sonra verilen enflasyon farkı geçmiş dönemleri kapsamadığından o ana kadar oluşan farklar sabit gelirlilerin cebinden çıkmaktadır. Öncelikle yıllardır oluşan kayıplar karşılanmalı, sonrasında ise aylık olarak enflasyon kayıpları maaşlara yansıtılmalıdır'' dedi.
Hür-Sen Konfederasyonu ve Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, X hesabından yaptığı paylaşımda; TÜİK'in sır gibi sakladığı, yargı kararına rağmen açıklamadığı enflasyon sepetine, uzman doktor muayene ücreti 33 lira 69 kuruş, Haziran ayı ev kirası ise 5 bin 845 TL, 1 litre zeytinyağı ise 113,37 TL olarak girdiğini belirterek, iktidarı TÜİK'e çeki düzen vermeye ve cebimizden alınan, hatta gasp edilen alım gücümüzü iade etmeye davet etti.
Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Basın Sözcüsü Mehmet Emin Tangören, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon verilerini gerçek dışı bulduklarını belirterek, ''Giderek yoksullaşmamızın ve dünyanın en fakir emeklileri arasında yer almamızın yegane sorumlusu TÜİK'tir ve bu iş belli ki mahkemelik olacaktır. Emekliler olarak son 22 yıldır alım gücümüzü eriten TÜİK'i mahkemeye vereceğiz'' dedi
Memur Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, hükümetin enflasyonu düşürmek için uyguladığı sıkı para politikasını eleştirerek memur maaşlarına zam yapılmasını istedi.
Eğitim Gücü Sen Samsun İl Başkanı Ümit Koyuncu, zam beklentilerinin yükseldiği şu günlerde konuyla ilgili açıklama yaptı ve ''Enflasyon Farkı Zam Değildir'' dedi. Koyuncu, memur ve emekliler için alım gücünü yükseltecek bir zam beklentisini hatırlatarak şunları kaydetti.
En düşük memur maaşının 22 bin TL’ye yükseltileceği vaadi bilinmektedir. Memur ve emeklinin yeni maaşları, haziran ayı verilerinin de açıklanmasıyla birlikte 6 aylık enflasyon farkına göre belirlenecektir. O günden bugüne memur maaşlarında yaşanan erimenin ve alım gücündeki düşüş daha da artmıştır.
Öğretmenlerin alım gücü ciddi oranda düşmüş durumda. Ay sonu derdi ile hayatlarını sürdüren öğretmenlerimiz kendilerini tamamıyla eğitime veremiyorlar.
Altı ayda bir alınan artışlar daha ilk aylardan enflasyon altında kalmakta ve sabit gelirlilerin alım gücü düşmektedir. Altı ay sonra verilen enflasyon farkı geçmiş dönemleri kapsamadığından o ana kadar oluşan farklar sabit gelirlilerin cebinden çıkmaktadır. Öncelikle yıllardır oluşan kayıplar karşılanmalı, sonrasında ise aylık olarak enflasyon kayıpları maaşlara yansıtılmalıdır.
Alım gücünün azalmasıyla vatandaşın cebindeki para hızla değer kaybediyor. En büyük banknotumuz 2009’da tedavüle çıktığında yaklaşık 3 çeyrek altın alınabiliyordu. Şimdi 3 çeyrek için 5 bin 645 lira, yani 200 TL’lik banknottan 28 tane olması gerekiyor.
Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı yüksek enflasyon ortamı yoksulluk ve açlık riskini büyütmeye devam ediyor. 14 Mayıs seçimleri öncesi en düşük emekli maaşının 7 bin 500 liraya çıkarılacağının açıklanmasının ardından alım gücü iyice düşen kamu emekçileri de zam talep ediyor.
Enflasyonun alım gücünü her ay düşürdüğü için kamu çalışanları için promosyon anlaşmaları can simidi oluyor. Ancak bu yılın başından beri sonra il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin imzaladığı promosyon anlaşmalarında düşük teklifler geliyor.
Sözcü'den Erdoğan Süzer'in haberine göre 8 bin 506 liralık asgari ücretlinin alım gücü 7 bin 261 liraya, en düşük emekli aylığınınki 4 bin 695 liraya düştü. Öğretmenin alım gücündeki kayıp 2 bin 45 lirayı, polis memurunun alım gücü kaybı da 2 bin 618 lirayı buldu.
Zam yorgunu vatandaşın alım gücü erimeye devam ediyor. Dört kişilik bir ailenin mutfak alışverişini kapsayan açlık sınırı, şubatta bir önceki aya göre 463 lira artarak 10 bin 259 TL'ye çıktı. Yoksulluk sınırı ise 30 bin TL'ye koşuyor.
TÜİK’e göre aylık enflasyon yüzde 6.65 arttı. Buna göre ocak ayında bir öğretmenin alım gücü 871 lira azalırken, memur emeklisinin alım gücü ise 473 liralık kayıp yaşadı.
Hepinizin bildiği gibi asgari ücret geçtiğimiz günlerde 8500 TL olarak açıklanmıştır. Ülkenin bu ekonomik şartlarında asgari ücretin alım gücü açısından yüksek olmadığını hepimiz bilmekteyiz.
Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, sosyal medya hesabından ''Ocak’ta refah payı ile memur gözetilmeli, alım gücü yükseltilmelidir'' dedi.
Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı Mehmet Alper ÖĞRETİCİ, Kasım ayı enflasyon oranının açıklanması nedeniyle yaptığı basın açıklamasında, memurun ve emeklinin TUİK enflasyonun dahi altında ezildiğini, enflasyon farkının alım gücünü yükseltmeyeceğini; memur ve emeklilere de Ocak ayında en az 2023 yılı için öngörülen yeniden değerleme oranında zam yapılması gerektiğini belirtti.
Fiyat artışlarının yaz aylarında da devam etmesi yılın ikinci yarısında yapılan ücret zamlarını şimdiden eritti. En düşük memur maaşının alım gücü temmuz ayından bu yana Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) enflasyonuna göre 314 TL eridi.
Artan pahalılık ve alım gücünün azalması sonrası memur ve emekliye ilave zam yapılmasıyla ilgili bakanlar farklı açıklamalar yapıyor. ''Memur ve emekli maaşlarına ek zam yapılacak mı?'' AK Parti Genel Başkan Vekili Kurtulmuş'tan da bir açıklama geldi.
Toplu sözleşme zammı ve enflasyon farkı ile birlikte memura şimdiden yüzde 12.46 zam görünmüştü. 4 milyon memur ve 2 milyondan fazla memur emeklisine bunlara ek olarak yeni yılda alım gücünü artırmaya yönelik bir zam daha yapılacağı ve bunun da 2022 Ocak ayının 15’ine yetiştirilmeye çalışılacağı açıklanmıştı.
Maaşların alım gücünün korunması için kullanılan enflasyon farkı aydan aya artıyor. Memurlar ve emekliler için uygulanan enflasyon farkı Ekim ayında yüzde 29,41 olarak gerçekleşti. 2023 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim enflasyon farkları oluşurken, Kasım ve Aralık ayında açıklanacak enflasyon oranlarının ardından zam olarak verilecek enflasyon farkı belli olacak.
İstanbul Sulgangazi'deki Mehmetçik Ortaokulu velileri, okul yönetiminin öğrencilerden sürekli para istediklerini söyleyerek tepki gösterdi. Okulun önünde bir araya gelen veliler "Ticarethane değil okul, müşteri değil öğrenci" pankartı açtılar ve imza kampanyası düzenlediler. Müdürün şikayeti üzerine okulun önüne güvenlik güçleri gelirken üç veli ve üç öğretmen gözaltına alındı.
İstanbul’un Sultangazi ilçesi Yunusemre Mahallesinde bulunan Mehmetçik İlköğretim Okulu yönetiminin öğrencilerden sürekli para istemesi, veriler tarafından protesto edildi.
Cumhuriyet'te yer alan habere göre, en son okulun bahçesine yapılan park için öğrencilerden para istenmesine isyan eden veliler, okul önünde imza standı açtı. “Ticaret değil okul, müşteri değil öğrenci” pankartı açarak imza toplayan veliler, “Oyun parkı değil, eğitim istiyoruz” ve “10 TL için çocuklarımın özgürlüğü kısıtlanamaz” dövizleri taşıdı. Müdür yardımcısına seslenen veliler, “İbrahim Demir dışarıya” ve “Müdür istifa” sloganları attı.
"10 TL vermeyen öğrenciler oyuncaklara bindirilmemiş"
Bir veli “Okul müdürü çocuklarından sürekli para istiyor. Oyuncak alınmış ve 10 TL vermeyen öğrenciler oyuncaklara bindirilmemiş” diyerek tepkisini dile getirdi. Diğer bir veli de “Yeter artık canımıza tak etti. Okul mu ticarethane mi” sözleriyle isyan etti.
Başka bir veli ise, “Devlet okullarından sürekli çocuklarımızdan para isteniyor. Ne bir eğitim ne de kültürel anlamda bir katkısı olmayan oyun parkı, gezi istemiyoruz. Ailelerin bu şekilde sömürülmesini istemiyoruz. Burası devlet okulu, buraya çocuğunu gönderen insanların alım gücü belli” diyerek okul yönetimine tepkisini gösterdi.
Talip Geylan: Memurun alım gücü, yüzde 30’un üzerinde değer kaybıyla karı karşıya kaldı. O halde, memur maaşları için de makul bir YENİDEN DEĞERLENDİRME yapılmalı!
01.12.2020
Çerez Tercihleriniz
Sitemizin çalışması için zorunlu çerezleri kullanıyoruz. İzin verirseniz
ziyaret istatistikleri ve ilgi alanınıza uygun reklam gösterimi için de
çerez kullanmak istiyoruz. Tercihinizi dilediğiniz zaman
Çerez Ayarları'ndan değiştirebilirsiniz.
Ayrıntı için Çerez Politikası ve Aydınlatma Metni.
Zorunlu Çerezler
Oturum, güvenlik ve tercihlerinizin hatırlanması için gereklidir. Bu çerezler olmadan site çalışmaz, bu yüzden kapatılamaz.
Analitik Çerezler
Hangi haberlerin okunduğunu ve sitenin nasıl kullanıldığını anlamamızı sağlar. Toplu istatistik üretilir, kimliğiniz tespit edilmez.
Reklam Çerezleri
Reklamların ilgi alanınıza uygun seçilmesi ve aynı reklamın tekrar tekrar gösterilmemesi için kullanılır.