Türkiye’nin 'Uydu Yönetici' Sorunu

30-01-2019 13:35

Guncelegitim.com yazarı Doğan Ceylan yazdı: Türkiye’nin ''Uydu Yönetici'' Sorunu

Bazı yöneticiler yıldızlar gibidir. Kendi enerjileri vardır. İdealleri vardır. Kendilerine hedefler koyarlar. Kendi iradeleriyle kararlar verirler. Çevrelerini etkileyecek güce sahiptirler. Kurumlarıyla birlikte çevrelerini de aydınlatırlar. Çekim gücü sayesinde etrafında dönen güçler vardır. Bu güçleri kurumsal hedefleri gerçekleştirmek için işe koşarlar. Hem çalışanları hem de çevreleriyle uyum içinde çalışırlar. Ekip ruhuyla hareket ederler. Kurumlarında çalışanları cesaretlendirir, motive eder, ödüllendirirler. Onunla birlikte tüm çalışanlar kurumsal amaçları gerçekleştirmek için gayret eder. Böyle yöneticilerin olduğu kurumlarda çalışanlar mutlu, huzurlu, çalışkan, gayretlidirler.

Bir de uydu yöneticiler vardır. Normal şartlarda bunların yönetici olmaları imkânsızdır. Kendi enerjileri, iradeleri, hedefleri yoktur. Bu tipler birilerinin himmetiyle yönetici yapılırlar. Çünkü birilerinin kardeşi, eşi, çocuğu, yeğeni, arkadaşı veya bir derneğin, vakfın, siyasi partinin, sendikanın elemanıdırlar.

Bu uydu yöneticiler, yönetici yapılmalarına rağmen her zaman yönetilmeye ihtiyaç duyarlar. Çünkü kendi karalarını verecek iradeye sahip değildirler. Kararları genellikle kendilerini oraya getirenler veya üst makamlar verir. Onlar ise bu kararları uygulamaya çalışırlar. Karar vermek zorunda kaldıklarında ise çoğu zaman isabetli kararlar veremezler.

Çevrelerini etkileyecek kendilerine ait bir güçleri yoktur. Bu yüzden kurumlara katkı sunacak çevre yok olur ve kurumlar yalnızlaşırlar.  

Mesleki yeterlilikleri de yoktur. Genellikle yönetilenler tarafından kifayetsiz olarak görülürler. Kimse onlara içtenlikle saygı göstermez. Çünkü işgal ettikleri makamı hak etmediklerini herkes bilir.  

Çalışanları güdüleyemezler, birilerine iş yaptırmak için etkileri olmayınca yetkilerini kullanmaya kalkarlar çoğu zaman yetki sınırlarını bilmedikleri için bunu da ellerine yüzlerine bulaştırırlar.

Yetersizlikleri ortaya çıkmasın diye çevrelerinde kendilerinden daha zayıf insanlar istihdam etmeye çaba sarf ederler. Çalışanlar arasındaki bilgili, dinamik kişileri kendilerine potansiyel tehlike olarak görür onlardan yararlanmak yerine onları sindirmeye ve kurumlarından uzaklaştırmaya çalışırlar.

Uydu yöneticilerin kurumsal hedefleri gerçekleştirmek diye bir kaygıları yoktur. Tek kaygıları hak etmeden geldikleri koltukları kaybetmektir. O yüzden kurumun geleceğiyle değil kendi gelecekleriyle ilgilenirler.

Udu yöneticiler, ekip ruhunu oluşturamadığı için kurumda ekip ruhu yerine bireysel çıkarlar ön plandadır. Onların yönettiği kurumlarda çalışanlar kendi aralarında didişmeye başlarlar. Kurumda çatışmalar, kavgalar, şikâyetler hiç bitmez.

Uydu yöneticiler sorun çözemezler. Gerek kurumsal sorunlar gerekse çalışanlar arasında yaşanan sorunları hemen üst makamlara bildirerek onların çözmesini beklerler.

Uydu yöneticilerin ilkeleri yoktur. Hak, doğruluk ve adalet yerine makamlarını lütfedenler tarafından kendilerine söylenenleri icra etmeye çalışırlar.

Uydu yöneticilerin bir vizyonu olmaz. Bu nedenle yönettikleri kurumlarda ileriye dönük başkalarına örnek teşkil edecek hiçbir güzel çalışmaya rastlanılmaz.

Yıldız ve uydu yöneticileri kıyasladığınızda;

Yıldız yöneticiler, bir uçak gibi tüm yolcuları ekibiyle birlikte hızlı ve konforlu şekilde aynı hedefe ulaştırırken, uydu yöneticiler miadı dolmuş nakliye kamyonu gibi, kurumunu taşımakta zorlanıp sık sık arıza yaparak, yokuşlarda zorlanarak, en ufak çamurda patinaj yaparak, bazen lastiği patlayarak yollarına ağır aksak devam ederler.

Türk Bürokrasisinin temel sorunlarından birisi yıldız değil uydu yöneticilerin tercih edilmesidir. Ülkemizde yıldız yöneticilerin sayısı yok denecek kadar azdır. Bu yüzden kamu kurumlarında sorunlar hiç bitmez. Yıldız yöneticilerin gayretleriyle gelecek isabetli kurumsal gelişim hareketleri yerine tepeden inen çoğu başarısızlıkla sonuçlanan değişimler yapılmaya çalışılır. Devlet olduğu yerde sayar.

Bu acı tabloyu tüm Bakanlıklarda görmek mümkündür.  Bu ülkeye zerre kadar sevgisi ve ülkemizin geleceği için zerre kadar endişesi olan herkes tüm kamu kurumlarında uydu değil yıldız yöneticilerin tercih edilmesini arzu etmelidir. Siyasi erk te kendisini değil ülkesini düşünüyorsa bu yönde tercihte bulunmalıdır.

 

DİĞER YAZILARI Müfredatta Değişen Sadece Kelimeler Mi? 01-01-1970 03:00 Çizgi Filmlerin Karakter Oluşumuna Etkisi 01-01-1970 03:00 Tatil Ödevlerinin Dozu Kaçırılmamalı 01-01-1970 03:00 Açık Uçlu Sorular 01-01-1970 03:00 Okullarda Velileri İlgilendiren İki Önemli Değişiklik 01-01-1970 03:00 Bir engelli öğrenciye sınıf arkadaşları tarafından uygulanan şiddete bakın! 01-01-1970 03:00 Eğitim Değersizleşiyor, Okul Önemini Yitiriyor 01-01-1970 03:00 Çocuklar Felaketi Hissetmeli 01-01-1970 03:00 Bir Müfettiş Masalı 01-01-1970 03:00 Eğitim Eğlence Değildir 01-01-1970 03:00 Dikkat Eksikliği Olan Çocuklarla Nasıl Çalışılmalı? 01-01-1970 03:00 O biber gazını, öğretmenlere değil bu ülkenin geleceğine sıkıyorsunuz 01-01-1970 03:00 Kariyer Süreci Hakkındaki Düşüncelerim 01-01-1970 03:00 Enes’in Mesajını Doğru Anladık Mı? 01-01-1970 03:00 Öğretmenlik Meslek Kanunu Hayal Kırıklığı Yarattı 01-01-1970 03:00 Özel yetenekli çocukları fark edelim 01-01-1970 03:00 Çocuklarda Sosyal Açlık 01-01-1970 03:00 Sayın Bakanımız: 'Biz, ben'den daha güçlüdür' demiş ancak... 01-01-1970 03:00 MEB Uzaktan Eğitime Uzak! 01-01-1970 03:00 Canlı dersler azaltılmalı ve EBA TV ile birleştirilmeli 01-01-1970 03:00 Uzaktan Eğitimde Sınıf Karmaşası 01-01-1970 03:00 'Gençlik' Hedefimiz Lafta Kalmasın! 01-01-1970 03:00 MEB Böyle Bakan Görmedi 01-01-1970 03:00 Öğretmen ve yöneticiler, öğretmen destek noktalarına gider mi? 01-01-1970 03:00 Altın Halka İnsanlar 01-01-1970 03:00 Görünmez Çocuklar 01-01-1970 03:00 Karşıyım 01-01-1970 03:00 Çocukları Tehditle Eğitmek 01-01-1970 03:00 Lise Tercihinde Nelere Dikkat Edilmeli? 01-01-1970 03:00 Eğitim Sistemi Hataları Telafiye Fırsat Tanımıyor! 01-01-1970 03:00 Ucuz Babalık Dönemi Bitti 01-01-1970 03:00 Öğretmenler, 1. Sınıfa 72 Aydan Daha Küçük Çocukların Kaydedilmesini Doğru Bulmuyor. 01-01-1970 03:00 Pedagojik Formasyonunun Kaldırılması Ne Anlama Geliyor? 01-01-1970 03:00 En Büyük Endişemiz Çocuklarımızın Geleceği 01-01-1970 03:00 MEB’den Hata Sinyalleri 01-01-1970 03:00 Günümüz Çocukları Çevreyi İzleyerek Yeni Bilgi ve Beceriler Edinemiyor 01-01-1970 03:00 Ancak Yaşayarak Öğrenen Çocuklar 01-01-1970 03:00 Milli Eğitim Akademimizi Geri İstiyoruz 01-01-1970 03:00 Teftişte mentörlük ve e-mentörlük uygulaması 01-01-1970 03:00 MEB Kurumsal Rehberlik Müfettişlerinin Seçimi 01-01-1970 03:00 MEB'in On Bir Bin Derslik Açığı Nasıl Kapatılır? 01-01-1970 03:00 Yanlış Öğretilen Zıt Anlamlı Kelimeler 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okuma Yazma Öğrenmede Neden Zorlanıyor? 01-01-1970 03:00 Beceriksiz Nesiller Geliyor 01-01-1970 03:00 MEB'e okul dönüşüm uyarısı 01-01-1970 03:00 Müdür görevlendirmelerinde iptal kaosu 01-01-1970 03:00 MEB başarı eşiğine karar vermeli 01-01-1970 03:00 Böyle hatalar MEB’i yıpratıyor. 01-01-1970 03:00 MEB’de Öğrenci Nakil Kaosu 01-01-1970 03:00 MEB Teftişinde Yeni Yapılanma 01-01-1970 03:00 MEB'de Stratejik Plan Hataları 01-01-1970 03:00 MEB Okul Öncesinde çuvalladı mı? 01-01-1970 03:00 Okul Aktarımlarında nelere dikkat edilmeli 01-01-1970 03:00 Okul öncesi projesinde ihmaller 01-01-1970 03:00 Kayıt erteleme kararı okulda verilmeli 01-01-1970 03:00 Okul Projeleri mutlaka değişmeli 01-01-1970 03:00 Liselerde kapasite alarmı 01-01-1970 03:00 Okul dönüşümünde önemli değişiklik 01-01-1970 03:00 bos 01-01-1970 03:00 bos 01-01-1970 03:00 Öğretmen Kılavuz Kitapları Yeniden Yayınlanmalı 01-01-1970 03:00 bos 01-01-1970 03:00 bos 01-01-1970 03:00