Görünmez Çocuklar

16-12-2019 15:13

Bu yazımı, hayatının baharında intihar eden öğrenciler M.Ö (14 yaş), A.A. (16 yaş), A.B.Y.(13 yaş), O.K. (14 yaş) T.S. (14 yaş) ve F.E’ye (16 yaş) ithaf ediyorum.

Islak kaldırımlarda, bir su gibi süzülerek ilerledi çocuk. Okulun kapısından girerken güvenlik görevlisini gördü. Ona “Günaydın” demek geldi içinden ama o her zaman olduğu gibi yüzüne hiç bakmadı. Çocuk sözünü yuttu ve okula akan çocuklara karıştı. Okul kapısından girerken içini bir hüzün kapladı. Merdivenlerinden çıkmak istemiyordu ayakları.  Sınıfın olduğu koridorda duvara yaslanıp soluklandı.  Öğrencilerin çığlıkları okul koridorunda yankılanıyordu. Yanından birçok çocuk geçti, kimse selam vermedi.

Sınıfın kapısı açıktı. Bazı öğrenciler ders için kitap ve defterlerini çıkarmakla meşguldü. Bazı yaramaz öğrencilerse şimdiden itişip kakışmaya başlamışlardı bile. İçeri girdi,  kısık bir sesle “Günaydın” dedi. Selamına kimse karşılık vermedi.  Başı önünde sırasına yöneldi. Tüm çocuklar ikişer kişi oturuyordu, sadece onun yanında kimse yoktu. Bir sıra arkadaşı olmasını çok istiyordu ama herkes kendi arkadaşıyla oturduğu için o yalnız kalmıştı.  Sessizce kitabını çıkarıp beklemeye başladı.

Öğretmen sınıfa girdiğinde herkes ayağa kalktı. Öğretmen “Günaydın çocuklar!” dedi. Hep bir ağızdan “Günaydın öğretmenim!” diye bağırdılar. En çok o bağırdı, belki sesim duyulur diye. Öğretmen fark etmedi.  Derste hep aynı çocuklara sorular sorar, aynı çocuklara söz hakkı verirdi öğretmen. Onları daha çok sevdiği hissedilirdi. Diğerleri hep onlarla arkadaş olmaya çalışırlardı. Kendisi de birkaç kez yanlarına gitmiş oyunlarına katılmak istemişti ama yüz vermemişti çocuklar. Üzülüp bir kenara çekilerek onları izlemişti.

Bir keresinde öğretmen, beden dersinde dörtlü grup olmalarını istemişti çocukların. Sınıf 29 kişiydi. Herkes dörtlü grup olmuş, o tek kalmıştı. Hiçbir grup onu almak istememişti. İşte o zaman gözyaşlarını tutamayıp ağlamıştı çocuk. İçinde biriktirdiği tüm gözyaşları dökülmüştü yanaklarından bahçenin bir köşesinde.

O da diğerleri gibiydi. Neden kimsenin kendisiyle arkadaş olmak istemediğini bir türlü anlamıyordu. Tüm çocuklar oynarken, duvar dibinde bekleyen bu çocuğu kimse fark etmedi. Kimse sormadı halini. Varlığı kimsenin umurunda değildi.  Sanki görünmez biriydi.

Öğretmenin kendisine bakmasını, bir kez başını okşamasını, sevmesini, arkadaşlarıyla birlikte oyunlar oynamayı istiyordu sadece. Yine adını bir kez duymadan akşam oldu. Çıkış zili çaldı. Öğretmen “İyi   akşamlar!” dedi.  En yüksek sesle çocuk bağırdı “İyi akşamlar öğretmenim!”  Öğretmen fark etmedi. Çocuk, okul merdivenlerinden süzülüp sokak lambalarının loş ışıkları altında kayboldu.

Görünmez çocuk, ortaokula geçtiğinde de hiçbir şey değişmedi. Yine bir duvar dibinde arkadaşlarını seyretti. İlk kez derslerine giren bir öğretmen herkesin kendisini anlatan bir yazı yazmasını istedi. “Bu dünyada varlığımın anlamı yok.” yazdı çocuk. Öğretmen, evde çocukların yazdıklarını incelerken, bir cümleye sığmış derin anlamı hissetti yüreğinde. Ertesi gün gözlerine baktı çocuğun, bir ara fırsat bulup başını okşadı. Çocuk olanlara inanamadı. Yüreği göğsünü yaracak gibi çarptı.  Öğretmen, kulağına eğilip “Bir gün evinize gelmek istiyorum.” dedi, usulca. Böyle bir mucize olabilir miydi?

Bir hafta sonra öğretmeni evlerine ziyarete gitti. Annesi vefat edeli çok olmuş, üvey annesi ve kardeşleriyle yaşıyormuş çocuk. Babasına, “Kızınız çok iyi bir öğrenci, benim için de çok değerli. Ona güveniyorum, inşallah başarılı olacak.” dedi öğretmen. Kendisinin evdeki bir eşyadan farkı olmadığını düşünen çocuk insan olduğunu hissetti ilk kez. Öğretmenine sarılmamak için kendisini zor tuttu. Çocuk içten içe annesinin yerine koydu öğretmenini.

Ertesi hafta utana sıkıla gelip “Öğretmenim size mektup yazabilir miyim? “ diye sordu.  Her hafta duygularını mektuplara yazıp ona verdi. Çocuğun dünyası değişti. Bir bakış, bir dokunuş küçük kızı hayata yeniden bağladı. Artık onu gören, seven biri vardı yeryüzünde.

Ne zaman kendisini çaresiz ve güçsüz hissetse, öğretmenin kendisini sevdiğini ve değer verdiğini aklına getirdi. Zorluklarla böyle başa çıktı. Liseye daha başarılı bir çocuk olarak başladı. Hırsla çalıştı. Öğretmen olmak istiyordu tıpkı öğretmeni gibi. Üniversiteyi de kazandı. Eğitimini başarıyla tamamlayıp çiçeği burnunda bir öğretmen olarak döndü memleketine. Evinden önce öğretmenini ziyarete gitti. Kapıyı açan öğretmenine sarılıp hıçkırarak ağladı.

-Bu günümü size borçluyum, bana öğretmen değil anne de oldunuz, siz beni görmemiş olsaydınız belki de... içi titredi, cümlesini tamamlayamadı.  Derin bir nefes aldı. Öğretmeninin gözlerine baktı.

-Artık ben de görünmeyen tüm çocukları gören bir öğretmen olacağım, söz veriyorum öğretmenim.” dedi.

DİĞER YAZILARI Müfredatta Değişen Sadece Kelimeler Mi? 01-01-1970 03:00 Çizgi Filmlerin Karakter Oluşumuna Etkisi 01-01-1970 03:00 Tatil Ödevlerinin Dozu Kaçırılmamalı 01-01-1970 03:00 Açık Uçlu Sorular 01-01-1970 03:00 Okullarda Velileri İlgilendiren İki Önemli Değişiklik 01-01-1970 03:00 Bir engelli öğrenciye sınıf arkadaşları tarafından uygulanan şiddete bakın! 01-01-1970 03:00 Eğitim Değersizleşiyor, Okul Önemini Yitiriyor 01-01-1970 03:00 Çocuklar Felaketi Hissetmeli 01-01-1970 03:00 Bir Müfettiş Masalı 01-01-1970 03:00 Eğitim Eğlence Değildir 01-01-1970 03:00 Dikkat Eksikliği Olan Çocuklarla Nasıl Çalışılmalı? 01-01-1970 03:00 O biber gazını, öğretmenlere değil bu ülkenin geleceğine sıkıyorsunuz 01-01-1970 03:00 Kariyer Süreci Hakkındaki Düşüncelerim 01-01-1970 03:00 Enes’in Mesajını Doğru Anladık Mı? 01-01-1970 03:00 Öğretmenlik Meslek Kanunu Hayal Kırıklığı Yarattı 01-01-1970 03:00 Özel yetenekli çocukları fark edelim 01-01-1970 03:00 Çocuklarda Sosyal Açlık 01-01-1970 03:00 Sayın Bakanımız: 'Biz, ben'den daha güçlüdür' demiş ancak... 01-01-1970 03:00 MEB Uzaktan Eğitime Uzak! 01-01-1970 03:00 Canlı dersler azaltılmalı ve EBA TV ile birleştirilmeli 01-01-1970 03:00 Uzaktan Eğitimde Sınıf Karmaşası 01-01-1970 03:00 'Gençlik' Hedefimiz Lafta Kalmasın! 01-01-1970 03:00 MEB Böyle Bakan Görmedi 01-01-1970 03:00 Öğretmen ve yöneticiler, öğretmen destek noktalarına gider mi? 01-01-1970 03:00 Altın Halka İnsanlar 01-01-1970 03:00 Karşıyım 01-01-1970 03:00 Çocukları Tehditle Eğitmek 01-01-1970 03:00 Lise Tercihinde Nelere Dikkat Edilmeli? 01-01-1970 03:00 Eğitim Sistemi Hataları Telafiye Fırsat Tanımıyor! 01-01-1970 03:00 Ucuz Babalık Dönemi Bitti 01-01-1970 03:00 Öğretmenler, 1. Sınıfa 72 Aydan Daha Küçük Çocukların Kaydedilmesini Doğru Bulmuyor. 01-01-1970 03:00 Pedagojik Formasyonunun Kaldırılması Ne Anlama Geliyor? 01-01-1970 03:00 En Büyük Endişemiz Çocuklarımızın Geleceği 01-01-1970 03:00 MEB’den Hata Sinyalleri 01-01-1970 03:00 Günümüz Çocukları Çevreyi İzleyerek Yeni Bilgi ve Beceriler Edinemiyor 01-01-1970 03:00 Ancak Yaşayarak Öğrenen Çocuklar 01-01-1970 03:00 Milli Eğitim Akademimizi Geri İstiyoruz 01-01-1970 03:00 Teftişte mentörlük ve e-mentörlük uygulaması 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin 'Uydu Yönetici' Sorunu 01-01-1970 03:00 MEB Kurumsal Rehberlik Müfettişlerinin Seçimi 01-01-1970 03:00 MEB'in On Bir Bin Derslik Açığı Nasıl Kapatılır? 01-01-1970 03:00 Yanlış Öğretilen Zıt Anlamlı Kelimeler 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okuma Yazma Öğrenmede Neden Zorlanıyor? 01-01-1970 03:00 Beceriksiz Nesiller Geliyor 01-01-1970 03:00 MEB'e okul dönüşüm uyarısı 01-01-1970 03:00 Müdür görevlendirmelerinde iptal kaosu 01-01-1970 03:00 MEB başarı eşiğine karar vermeli 01-01-1970 03:00 Böyle hatalar MEB’i yıpratıyor. 01-01-1970 03:00 MEB’de Öğrenci Nakil Kaosu 01-01-1970 03:00 MEB Teftişinde Yeni Yapılanma 01-01-1970 03:00 MEB'de Stratejik Plan Hataları 01-01-1970 03:00 MEB Okul Öncesinde çuvalladı mı? 01-01-1970 03:00 Okul Aktarımlarında nelere dikkat edilmeli 01-01-1970 03:00 Okul öncesi projesinde ihmaller 01-01-1970 03:00 Kayıt erteleme kararı okulda verilmeli 01-01-1970 03:00 Okul Projeleri mutlaka değişmeli 01-01-1970 03:00 Liselerde kapasite alarmı 01-01-1970 03:00 Okul dönüşümünde önemli değişiklik 01-01-1970 03:00 bos 01-01-1970 03:00 bos 01-01-1970 03:00 Öğretmen Kılavuz Kitapları Yeniden Yayınlanmalı 01-01-1970 03:00 bos 01-01-1970 03:00 bos 01-01-1970 03:00