Çocuklar Felaketi Hissetmeli

13-02-2023 23:19

Hayatımızı derinden etkileyen bir deprem daha yaşadık. Yıkılan binalar, enkazların başında çaresizce bekleyen anneler, babalar, kardeşler; yürekleri ezen yardım çığlıkları; gözyaşlarını tutamayan, yollara düşen, yardım için seferber olan milyonlar; yıkıntılar arasında hayat kurtarmak için çırpınan insanlar, tükenen nefesler, kaybedilen yaşamlar… Beklenmedik zamanlarda ortaya çıkan umutlar, bir ses, bir hayat, tekbir ve kucaklaşan insanlar…

 

Millet olarak günlerdir ekran başındayız. Tüm televizyon kanalları ve sosyal medya paylaşımları deprem üzerinde yoğunlaştı. Herkes bir şeyler yapmak için çaba sarf ediyor. Bu arada biz yetişkinleri bile duygusal açıdan sarsan bu acı durumun çocuklara etkisi ve yapılması gerekenler üzerinde bazı değerlendirmeler gördüm. Bu değerlendirmelerde, çocukların yaşanan bu felaketten olumsuz şekilde etkinlenmemesi için deprem haberlerinin ve depreme ilişkin görüntülerin çocuklara izletilmemesi öneriliyordu. Böylece çocukların bir travma yaşamalarının önüne geçileceği iddia ediliyordu. Bu yaklaşımı doğru bulmadığım için bir yazı kaleme alma gereği duydum.

 

Ülkemizde milyonlarca insanı perişan eden bir felaket yaşanırken, binlerce yurttaşımız hayatını kaybederken, on binlerce insan yaralı haldeyken, aynı ülkede yaşayan bir çocuğun bu olanların dışında tutulması doğru bir yaklaşım değildir.

 

Anne-baba çocuğun mizacına göre hareket etmelidir.  Bir çocuk depremde yaşananlardan çok fazla etkileniyorsa böyle çocukların duygusal açıdan yıpranmaması için teskin edilmesi ve deprem görüntülerinden uzak tutulması doğrudur ancak bana göre büyük bir çoğunluğu teşkil eden depremi umursamayan çocuklar için aynı tutumu sergilemek doğru değildir. Böyle çocuklar için daha farklı tutum sergilemek gerekir.

 

Çocuklarımız bu ülkenin birer ferdidir. Ülkenin sevincine, hüznüne yetişkinlerle birlikte iştirak etmelidirler. Bir çocuğun enkazdan kurtarılma heyecanını yaşamalı, ailesini kaybetmiş çaresiz bir anne ile birlikte gözyaşı dökmelidirler. Orada üzerine kıyafet dahi giyemeden binalardan çıktığı için soğukta titreyenlerin üşümesini hissetmelidirler. Gece soğuğunda yakılan cılız ateşlerin dumanları adeta gözlerini yaşartmalı, yeri geldiğinde ölenlere, yaralılara ağlamalı, yeri geldiğinde milletimizle birlikte kurtuluş mucizelerine tanıklık ederek mutlu olmalıdırlar.

 

Memleket kan ağlarken, psikolojisi bozulmasın diye kendi odasına gönderip eğlenceli bilgisayar oyunları oynatılan çocuklar bu milletin bir ferdi olabilirler mi? Büyüdükleri zaman böyle bir felaket yaşanırsa felaketzedelerin durumu umurlarında olur mu? Maddi olarak onlara destek olurlar mı? Yardım etmek için oraya koşarlar mı?

-Elbette hayır. Öyleyse çocukları koruma adına yapılan tavsiyelerin maksadı aştığı açıktır.

 

Biz, çocuklarımızı iyi birer insan olarak yetiştirmeyi arzularız. İyi bilinmelidir ki hiçbir hüzün yaşamamış, kimseye acımamış, başkalarının sevincini paylaşmamış, başkaları için göz yaşı dökmemiş biri yeterince insan olamamıştır.

 

Bu yüzden bırakın çocuğunuz, televizyonda gösterilen bir kurtarma operasyonunu izlesin. Hatta izlemesi için onu siz çağırın. Gah enkazdan çıkan çocuğun yerine kendini koysun. Gah onu kurtaran bir yardımseverin. Gah maddi yardımda bulunan bir hayırseverin. Kurtarılan bir bebeği, kavuşan anneyle çocuğu görüp sevinsin. Ölüm haberlerini takip edip ölenlerin sayısı arttıkça hüzünlensin, bir yakını ölmüş gibi ağlasın. Biz bunları yaparsak yavrularımız insanlaşır. Duygusal açıdan gelişir, kemale erer. Ancak o zaman iyi bir insan yetiştirmiş oluruz.

 

Bir çocuk harçlığını depremzedelere yardım olarak gönderdi.

Bir çocuk, “biz de oradan bir aileyi misafir edelim mi diye annesine sordu.

Bir, çocuk en sevdiği oyuncağı, depremzede çocuklara gönderdi.

Bir çocuk, ben de büyüyünce böyle hayat kurtaracağım, dedi.

 

Onlar durumun farkında olan çocuklardı.

Kim böyle çocukları olsun istemez ki!

 

(Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Yüce Allah’tan rahmet, yaralı olanlara acil şifalar diliyorum. Rabbim tüm felaketlerden milletimizi korusun. )

 

 

 

DİĞER YAZILARI Müfredatta Değişen Sadece Kelimeler Mi? 01-01-1970 03:00 Çizgi Filmlerin Karakter Oluşumuna Etkisi 01-01-1970 03:00 Tatil Ödevlerinin Dozu Kaçırılmamalı 01-01-1970 03:00 Açık Uçlu Sorular 01-01-1970 03:00 Okullarda Velileri İlgilendiren İki Önemli Değişiklik 01-01-1970 03:00 Bir engelli öğrenciye sınıf arkadaşları tarafından uygulanan şiddete bakın! 01-01-1970 03:00 Eğitim Değersizleşiyor, Okul Önemini Yitiriyor 01-01-1970 03:00 Bir Müfettiş Masalı 01-01-1970 03:00 Eğitim Eğlence Değildir 01-01-1970 03:00 Dikkat Eksikliği Olan Çocuklarla Nasıl Çalışılmalı? 01-01-1970 03:00 O biber gazını, öğretmenlere değil bu ülkenin geleceğine sıkıyorsunuz 01-01-1970 03:00 Kariyer Süreci Hakkındaki Düşüncelerim 01-01-1970 03:00 Enes’in Mesajını Doğru Anladık Mı? 01-01-1970 03:00 Öğretmenlik Meslek Kanunu Hayal Kırıklığı Yarattı 01-01-1970 03:00 Özel yetenekli çocukları fark edelim 01-01-1970 03:00 Çocuklarda Sosyal Açlık 01-01-1970 03:00 Sayın Bakanımız: 'Biz, ben'den daha güçlüdür' demiş ancak... 01-01-1970 03:00 MEB Uzaktan Eğitime Uzak! 01-01-1970 03:00 Canlı dersler azaltılmalı ve EBA TV ile birleştirilmeli 01-01-1970 03:00 Uzaktan Eğitimde Sınıf Karmaşası 01-01-1970 03:00 'Gençlik' Hedefimiz Lafta Kalmasın! 01-01-1970 03:00 MEB Böyle Bakan Görmedi 01-01-1970 03:00 Öğretmen ve yöneticiler, öğretmen destek noktalarına gider mi? 01-01-1970 03:00 Altın Halka İnsanlar 01-01-1970 03:00 Görünmez Çocuklar 01-01-1970 03:00 Karşıyım 01-01-1970 03:00 Çocukları Tehditle Eğitmek 01-01-1970 03:00 Lise Tercihinde Nelere Dikkat Edilmeli? 01-01-1970 03:00 Eğitim Sistemi Hataları Telafiye Fırsat Tanımıyor! 01-01-1970 03:00 Ucuz Babalık Dönemi Bitti 01-01-1970 03:00 Öğretmenler, 1. Sınıfa 72 Aydan Daha Küçük Çocukların Kaydedilmesini Doğru Bulmuyor. 01-01-1970 03:00 Pedagojik Formasyonunun Kaldırılması Ne Anlama Geliyor? 01-01-1970 03:00 En Büyük Endişemiz Çocuklarımızın Geleceği 01-01-1970 03:00 MEB’den Hata Sinyalleri 01-01-1970 03:00 Günümüz Çocukları Çevreyi İzleyerek Yeni Bilgi ve Beceriler Edinemiyor 01-01-1970 03:00 Ancak Yaşayarak Öğrenen Çocuklar 01-01-1970 03:00 Milli Eğitim Akademimizi Geri İstiyoruz 01-01-1970 03:00 Teftişte mentörlük ve e-mentörlük uygulaması 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin 'Uydu Yönetici' Sorunu 01-01-1970 03:00 MEB Kurumsal Rehberlik Müfettişlerinin Seçimi 01-01-1970 03:00 MEB'in On Bir Bin Derslik Açığı Nasıl Kapatılır? 01-01-1970 03:00 Yanlış Öğretilen Zıt Anlamlı Kelimeler 01-01-1970 03:00 Çocuklar Okuma Yazma Öğrenmede Neden Zorlanıyor? 01-01-1970 03:00 Beceriksiz Nesiller Geliyor 01-01-1970 03:00 MEB'e okul dönüşüm uyarısı 01-01-1970 03:00 Müdür görevlendirmelerinde iptal kaosu 01-01-1970 03:00 MEB başarı eşiğine karar vermeli 01-01-1970 03:00 Böyle hatalar MEB’i yıpratıyor. 01-01-1970 03:00 MEB’de Öğrenci Nakil Kaosu 01-01-1970 03:00 MEB Teftişinde Yeni Yapılanma 01-01-1970 03:00 MEB'de Stratejik Plan Hataları 01-01-1970 03:00 MEB Okul Öncesinde çuvalladı mı? 01-01-1970 03:00 Okul Aktarımlarında nelere dikkat edilmeli 01-01-1970 03:00 Okul öncesi projesinde ihmaller 01-01-1970 03:00 Kayıt erteleme kararı okulda verilmeli 01-01-1970 03:00 Okul Projeleri mutlaka değişmeli 01-01-1970 03:00 Liselerde kapasite alarmı 01-01-1970 03:00 Okul dönüşümünde önemli değişiklik 01-01-1970 03:00 bos 01-01-1970 03:00 bos 01-01-1970 03:00 Öğretmen Kılavuz Kitapları Yeniden Yayınlanmalı 01-01-1970 03:00 bos 01-01-1970 03:00 bos 01-01-1970 03:00