Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile birlikte eğitimde ölçme ve değerlendirme anlayışında da değişiklikler gündeme geldi. Yeni modelde öğrencinin yalnızca sınav sonucuna değil, öğrenme sürecine, gelişimine ve eksik öğrenmelerine de odaklanılması hedefleniyor.

Bu kapsamda öne çıkan biçimlendirici değerlendirme uygulaması ise ilkokullarda sınıf öğretmenlerinin iş yükü konusunda yeni bir tartışmanın kapısını araladı.

Öğretmenlerin sahadan aktardığı uygulamalara göre öğrencilerin öğrenme çıktılarının daha ayrıntılı biçimde takip edilmesi; değerlendirme araçlarının hazırlanması, öğrencilerin cevaplarının incelenmesi, puanlama yapılması, rubrik veya ölçeklere işlenmesi ve öğrenciye geri bildirim verilmesi gerekiyor.

Sınıf öğretmenleri ise özellikle dört temel derste bu sürecin 30-40 kişilik sınıflarda uygulanmasının ciddi bir zaman gerektirdiğine dikkat çekiyor.

 

“SINAV DEĞİL DENİYOR AMA YAPILAN SINAVDAN FARKLI DEĞİL”

Öğretmenlerin en fazla tepki gösterdiği noktalardan biri, biçimlendirici değerlendirmenin uygulamada sınav benzeri bir sürece dönüşebilmesi.

Öğretmenlerin aktardığı örneklere göre her kazanımın değerlendirilmesi, değerlendirme için ölçütlerin belirlenmesi, puanlama yönergesi oluşturulması ve öğrencilerin cevaplarının tek tek incelenmesi gerekiyor.

Bununla da süreç tamamlanmıyor.

Öğrencinin yaptığı hataların belirlenmesi, kâğıt üzerinde geri bildirim verilmesi ve elde edilen sonuçların öğrencinin gelişimini takip edecek şekilde kayıt altına alınması da öğretmenin zamanını alan işlemler arasında gösteriliyor.

 

“200 KAZANIM VARSA 200 AYRI DEĞERLENDİRME Mİ?”

Özellikle ilkokul sınıflarında çok sayıda öğrenme çıktısının bulunması, öğretmenlerin “her kazanımın ayrı ayrı değerlendirilmesi” yaklaşımının uygulanabilirliğini sorgulamasına neden oluyor.

Öğretmenlerin verdiği örneğe göre 3. sınıf düzeyinde yaklaşık 200 kazanımın bulunduğu bir ders yükünde her kazanımın ayrı değerlendirilmesi;

  • Değerlendirme sorularının hazırlanmasını,
  • Ölçme kriterlerinin belirlenmesini,
  • Puanlama yönergelerinin oluşturulmasını,
  • Öğrenci cevaplarının tek tek incelenmesini,
  • Rubrik veya ölçeklerin doldurulmasını,
  • Hatalara ilişkin geri bildirim verilmesini,
  • Sonuçların öğrenci bazında saklanmasını

gerektirebilecek geniş bir çalışma alanı oluşturuyor.

Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.

MEB’in kamuya açık resmî belgelerinde “yıllık 200 ayrı sınav yapılacak” şeklinde açık bir zorunluluk bulunmuyor. Biçimlendirici değerlendirme, öğrencinin öğrenme sürecinin izlenmesini ve gerektiğinde öğretimin yeniden düzenlenmesini amaçlayan daha geniş bir yaklaşım olarak tanımlanıyor.

 

HAFTALIK DEĞERLENDİRME DE SORUNU ÇÖZMÜYOR

Öğretmenler, kazanımların birleştirilerek haftalık değerlendirme yapılması önerisinin de iş yükünü tamamen ortadan kaldırmadığını belirtiyor.

Çünkü kazanımlar birleştirilse dahi öğretmenin ilgili kazanımları ölçebilecek sorular hazırlaması, öğrencilerin cevaplarını değerlendirmesi ve sonuçları kayıt altına alması gerekiyor.

Haftalık değerlendirme yapılması durumunda ise eğitim öğretim yılı boyunca yaklaşık 36 ayrı değerlendirme ortaya çıkabiliyor.

Üstelik öğretmenlere göre burada yalnızca değerlendirme yapmak değil, değerlendirme sürecinin kayıt ve dokümantasyon kısmı da önemli bir zaman alıyor.

 

“BUNLARI HANGİ ZAMAN DİLİMİNDE YAPACAĞIZ?”

Sınıf öğretmenlerinin temel itirazı, biçimlendirici değerlendirmenin eğitimsel amacına değil, uygulamanın oluşturabileceği bürokratik yüke yönelik.

Bir sınıf öğretmeni aynı anda birden fazla dersin öğretimini yürütüyor. Bunun yanında öğrencilerin ödevleri, okuma çalışmaları, sınıf yönetimi, veli iletişimi, bireysel öğrenci takibi ve okul içindeki diğer görevler de öğretmenin günlük çalışma programında yer alıyor.

Öğretmenler bu nedenle şu soruyu gündeme getiriyor:

Her öğrencinin her kazanımını ayrı ayrı değerlendirmek, rubriğe işlemek, geri bildirim yazmak ve bunları dosyalamak için gerekli zaman nereden ayrılacak?

 

ÖĞRETMENLER DAHA SADE BİR SİSTEM İSTİYOR

Öğretmenlerin önerisi ise değerlendirme sisteminin ilkokul seviyesinde daha uygulanabilir hâle getirilmesi.

Buna göre;

  • Her kazanımın ayrı bir sınav gibi değerlendirilmemesi,
  • Aynı beceriyi ölçen kazanımların birlikte ele alınması,
  • Ünite veya öğrenme alanı sonunda değerlendirme yapılması,
  • Öğrenciye anlaşılır ve kısa geri bildirim verilmesi,
  • Her öğrenci için yüzlerce ayrı kayıt oluşturmak yerine gelişimi gösteren özet formların kullanılması,
  • Rubrik ve puanlama yönergelerinin öğretmeni aşırı bürokratik işleme sokmayacak şekilde sadeleştirilmesi

isteniyor.

 

MEB’İN YAKLAŞIMI NE?

MEB, biçimlendirici değerlendirmenin öğrencinin öğrenme sürecini takip etmek, eksik öğrenmeleri belirlemek ve öğretime zamanında müdahale etmek amacı taşıdığını belirtiyor.

Bakanlığın çalışmalarında farklı ölçme ve değerlendirme araçlarına yer veriliyor. Öğretmenlerin sınıfın ve öğrencilerin ihtiyaçlarına göre farklı yöntemlerden yararlanması da öngörülüyor.

MEB ayrıca ilkokul öğretmenlerine yönelik biçimlendirici değerlendirme etkinlik örnekleri ve kılavuzlar hazırlıyor.

Dolayısıyla tartışmanın temelinde “değerlendirme yapılmalı mı?” sorusundan çok “Bu değerlendirme öğretmenin asli görevini aksatmayacak şekilde nasıl yapılmalı?” sorusu bulunuyor.

 

“ÖLÇME YAPALIM AMA ÖĞRETMEYE DE ZAMAN KALSIN”

Sınıf öğretmenlerinin dile getirdiği ortak kaygı, ölçme ve değerlendirmenin öğrencinin gelişimini destekleyen bir araç olmaktan çıkarak başlı başına bir evrak ve kayıt işlemine dönüşmesi.

Öğretmenler, ilkokul öğrencilerinin gelişiminin elbette takip edilmesi gerektiğini ancak bunun yüzlerce ayrı değerlendirme, rubrik ve kayıt işlemine dönüşmesinin öğretmen üzerindeki iş yükünü artıracağını savunuyor.

Önerilen model ise daha sade:

Kazanım bazlı yoğun bürokrasi yerine ünite veya öğrenme alanı temelli değerlendirme, kısa geri bildirim ve öğrencinin gelişimini gösteren sade bir takip sistemi.

Tartışmanın önümüzdeki dönemde, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ilkokullarda uygulanmasının yaygınlaşmasıyla birlikte daha fazla gündeme gelmesi bekleniyor.

 

SIK SORULAN SORULAR

Biçimlendirici değerlendirme nedir?

Öğrencinin öğrenme sürecini takip ederek eksik ve güçlü yönlerini belirlemeyi ve öğretimi öğrencinin ihtiyacına göre düzenlemeyi amaçlayan süreç odaklı değerlendirme yaklaşımıdır.

MEB her kazanım için ayrı sınav yapılmasını zorunlu tuttu mu?

MEB’in kamuya açık resmî açıklamalarında her kazanım için ayrı sınav veya yıllık 200 sınav yapılması şeklinde açık bir zorunluluk bulunmuyor.

Rubrik nedir?

Rubrik, öğrencinin bir çalışmasını önceden belirlenmiş ölçütlere göre değerlendirmeye yarayan puanlama ve değerlendirme aracıdır.

Her kazanım için ayrı rubrik hazırlanması zorunlu mu?

İncelenen resmî açıklamalarda her kazanım için ayrı rubrik hazırlanmasını zorunlu kılan açık bir genel hüküm bulunmuyor.

Öğretmenlerin temel itirazı nedir?

Öğretmenlerin temel itirazı ölçme ve değerlendirmeye değil, bunun çok sayıda kayıt, rubrik, puanlama ve geri bildirim işlemiyle birlikte ciddi bir bürokratik iş yüküne dönüşmesi.