Millî Eğitim Bakanlığının az mevcutlu ortaokullar için hazırladığı Bütünleşik Sınıf Modeli, Eğitim Sen’in tepkisini çekti. Sendika, farklı sınıf düzeylerindeki öğrencilerin aynı derslikte eğitim görmesinin öğretmenlerin ders planlama, ölçme ve değerlendirme yükünü artıracağını savundu. Eğitim Sen, modelden vazgeçilmesini ve düşük öğrenci sayısının nitelikli eğitim hakkının önünde gerekçe olarak kullanılmamasını istedi.

Millî Eğitim Bakanlığı, öğrenci sayısının düşük olduğu ortaokulların açık tutulması ve özellikle kırsal bölgelerde öğrencilerin kendi yerleşim yerlerinde eğitimlerine devam edebilmesi amacıyla Bütünleşik Sınıf Modeli üzerinde çalışma yürütüyor. Bakanlığın proje envanterinde yer alan modele ilişkin temmuz ayında Nevşehir'de pilot uygulama çalıştayı düzenlendi. Çalıştaya akademisyenler, eğitim yöneticileri, program uzmanları ve öğretmenler katıldı.

Eğitim Sen ise 11 Eylül 2026 tarihli açıklamasında modelin pedagojik ve uygulamaya dönük yönlerine ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğunu belirtti.

 

Eğitim Sen: Farklı sınıf düzeylerini birleştirmek çözüm değil

Sendika, farklı yaş ve gelişim özelliklerine sahip öğrencilerin aynı derslikte eğitim görmesinin yalnızca sınıfların fiziksel olarak birleştirilmesi şeklinde değerlendirilemeyeceğini ifade etti.

Eğitim Sen'in açıklamasına göre model kapsamında 5 ve 6. sınıf öğrencilerinin aynı sınıfta, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin ise aynı sınıfta eğitim görmesi planlanıyor.

Sendika, farklı sınıf seviyelerinin farklı kazanım, içerik ve öğretim programlarına sahip olduğuna dikkat çekerek öğretmenlerin aynı ders saatinde iki farklı sınıf düzeyinin eğitimini nasıl yürüteceğinin netleştirilmesi gerektiğini savundu.

 

Öğretmenlerin iş yükü tartışması

Eğitim Sen, modelin öğretmenler açısından yeni bir iş yükü oluşturabileceğini belirtti.

Açıklamada özellikle şu konulara dikkat çekildi:

  • Aynı ders saatinde farklı sınıf düzeylerinin öğretim programlarının yürütülmesi,
  • Ders süresinin iki farklı öğrenci grubuna göre planlanması,
  • Öğrencilerin farklı öğrenme ihtiyaçlarına aynı anda yanıt verilmesi,
  • Farklı sınıf düzeylerine yönelik ölçme ve değerlendirme yapılması,
  • Öğrencilerin gelişimlerinin ayrı ayrı takip edilmesi.

Sendika, bu sorunlara ilişkin uygulama ayrıntılarının açıklanmadan modelin hayata geçirilmesinin öğretmenler açısından ciddi sorunlar doğurabileceğini ileri sürdü.

 

Yaklaşık 700 ortaokul için gündemde

MEB'in proje envanterinde yer alan "Az Mevcuda Sahip Ortaokullar İçin Bütünleşik Sınıf Modeli Önerisi", kırsal ve düşük nüfus yoğunluğuna sahip bölgelerdeki ortaokulların açık tutulmasını hedefliyor.

Bakanlık, modelle birlikte taşımalı eğitimin öğrenciler üzerinde oluşturduğu zaman kaybı, fiziksel yorgunluk ve devamsızlık risklerinin azaltılmasını; öğrencilerin ailelerinin yanında eğitimlerine devam etmesini amaçlıyor.

Eğitim Sen ise açıklamasında Türkiye genelinde öğrenci mevcudu 30'un altında olan yaklaşık 700 ortaokul bulunduğunu, uygulamanın ilk aşamada yaklaşık 30 okulda pilot olarak başlatılmasının planlandığının ifade edildiğini belirtti.

 

"Öğretmenlerin görüşleri alınmalı"

Sendika, böylesine kapsamlı bir değişiklik yapılmadan önce öğretmenlerin, velilerin, öğrencilerin, eğitim sendikalarının ve eğitim bilimcilerin görüşlerinin alınması gerektiğini savundu.

Eğitim Sen'e göre pilot uygulamanın hangi ihtiyaca cevap verdiği, okulların hangi kriterlere göre seçildiği ve uygulamanın başarısının hangi göstergeler üzerinden değerlendirileceği kamuoyuna açık şekilde ortaya konulmalı.

Sendika ayrıca pilot uygulamanın daha önce alınmış bir kararın gerekçelendirilmesi için değil, bilimsel ve bağımsız bir değerlendirme süreci olarak yürütülmesi gerektiğini belirtti.

 

Eğitim Sen'den Bakanlığa çağrı

Eğitim Sen, öğrenci sayısının az olmasının çocukların nitelikli eğitim hakkından daha az yararlanmasının gerekçesi olamayacağını vurguladı.

Sendika, özellikle kırsal bölgelerdeki öğrencilerin eğitim hakkının korunması için farklı sınıf seviyelerini aynı derslikte birleştirmek yerine ihtiyaç duyulan öğretmen, fiziki altyapı ve diğer kamusal kaynakların sağlanması gerektiğini ifade etti.

Açıklamanın sonunda MEB'e Bütünleşik Sınıf Modeli'nden vazgeçme çağrısı yapan Eğitim Sen, eğitim politikalarının öğrenci sayısı veya maliyet hesabından ziyade çocukların üstün yararı, nitelikli eğitim hakkı ve bilimsel-pedagojik ilkeler temelinde oluşturulması gerektiğini savundu.

 

Konuyla İlgili Sık Sorulan Sorular

Bütünleşik Sınıf Modeli nedir?
Az sayıda öğrencinin bulunduğu ortaokullarda farklı sınıf düzeylerindeki öğrencilerin aynı derslikte eğitim görmesini öngören bir modeldir. MEB, modeli özellikle kırsal ve düşük nüfus yoğunluğuna sahip bölgelerdeki okulların açık tutulması amacıyla geliştiriyor.

Bütünleşik Sınıf Modeli hangi sınıfları kapsayacak?
Eğitim Sen'in açıklamasına göre model kapsamında 5 ve 6. sınıfların, 7 ve 8. sınıfların aynı dersliklerde eğitim görmesi planlanıyor.

Eğitim Sen neden modele karşı çıkıyor?
Sendika, farklı yaş ve gelişim düzeyindeki öğrencilerin aynı sınıfta eğitim görmesinin pedagojik sorunlar oluşturabileceğini, öğretmenlerin ders planlama ve ölçme-değerlendirme yükünü artırabileceğini ve modelin yeterli bilimsel değerlendirme yapılmadan uygulanmaması gerektiğini savunuyor.