Emeğimize, alın terimize, meslek onurumuza sahip çıkmak için 29 Aralık’ta grevdeyiz!
Kuruluşundan itibaren “kimsesizlerin kimsesi” olarak adlandırılan Cumhuriyetimiz, siyasi iktidarın bağımsızlık, laiklik ve sosyal devlet ilkelerine ters düşen politikaları sonucunda emperyalist odaklara bağımlı hale getirilerek hızla yoksullaştırılmıştır.
Küreselleşme politikaları adı altında yeraltı ve yerüstü kaynaklarımıza el konulması sonucunda yaşanan ekonomik krizler, adeta ülkemizin kaderi haline getirilmiştir.
Ülkemizin yaşadığı derin ekonomik krizler sonucunda ortaya çıkan aşırı zamlar, pahalılık, döviz kurlarındaki artış, yoksulluk emekçilerin artık tükenmesine neden olmuştur.
Geldiğimiz noktada küçük bir ayrıcalıklı kesim dışında herkes mutsuz. Dolara endeksli devlet ödemesi garantili ihale alanlar, kamu bankalarından milyonlarca lira kredi kullanıp ödemeyince hesap sorulmayanlar, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve spekülasyonlar sayesinde vatandaşın ekmeğine çökenler mutlu. Birileri bir gecede servetine servet katıyor, olan emeğiyle geçinmeye çalışan milyonlara oluyor. Milyonlarca emekçi her ay kirayı, artan faturaları nasıl ödeyeceğini, çocuklarının karnını nasıl doyuracağını düşünüyor.
Biz eğitim emekçileri de tükenişten payımızı alıyoruz. Zaten yoksulluk sınırının altında olan maaşımız enflasyon karşısında sürekli eriyor.
Bir yandan eğitim emekçileri ekonomik olarak tükenmekte iken diğer taraftan içi boş süslü sözlerle yalnızca öğretmenleri kariyer basamaklarına ayırmaktan ibaret olan Öğretmenlik Meslek Kanunu gündemi ile kamuoyu oyalanmakta, var olan özlük haklarımızın da elimizden alınması için alt yapı oluşturulmaktadır.
İş yerlerimize gitmiyoruz, alanlarda buluşuyoruz!
YAŞASIN İŞ, EKMEK, ÖZGÜRLÜK MÜCADELEMİZ!
YAŞASIN EMEKÇİLERİN BİRLİĞİ!
