Sözde Toplu Sözleşme imzalandı.Bu sözde Toplu Sözleşmede emekçilerin yıllardır beklediği;
- 3600 ek gösterge yok .
- Vergi diliminin yükseltilmesi yok
- Aile yardımına iyileştirme yok
- Çocuk yardımına iyileştirme yok
- Taban aylığa zam yok .
- Çalışan anne ve çocukları için düzenleme yok .
- Ek ders ücretlerine iyileştirme yok
- Büyümeden pay yok
- 15 yıldır 1 maaş tutarına yükseltilmeli denilen Eğitim Öğretime hazırlık ödeneğine iyileştirme yok
- 24 kasım da eködeme talebine cevap yok.
- Yok
- Yok..
- Yok..
Kamu Emekçilerinin 2014 yılındaki kayıpları yüzde 14,2015 yılındaki kayıpları ise yüzde 20lerdedir.Sürekli döviz kurlarındaki artış,enflasyon artışı ve vergi dilimi adaletsizliğinin devam etmesi emekçilerin kayıplarının artırmaktadır.
Örnek olarak vermek gerekirse 3/2si evli ve iki çocuk babası öğretmen,Ocak ayında maaşı ile 1087 Dolar alabiliyorken,Ağustos ayında 860 Dolar alabilmektedir.Arada 227 Dolar fark vardır.Emekçilerin maaşları değişmemesine rağmen alım güçlerinde yüzde 20 fark oluşmuş,zamlı maaşlarını alamadan kaybetmişlerdir.Emekçiler bir defa daha masada satılmıştır.Matematik bilmez yandaş sendikaları sözde Kazanım elde ettik söylemleri kandırmacadır.
İşte tablo:
|
OCAK 2015 |
2551 TL |
1087 Dolar |
|
AĞUSTOS 2015 |
2545 TL |
860 Dolar |
Eğitim İş Konya
Memur yine masada kaybetti
Hükümetle memur sendikaları arasında 20 gün süren toplu sözleşme görüşmeleri sırasında dövizin hızla yükselmesi, memur ve memur emeklilerinin maaşlarının dolar karşısında adeta erimesine yol açtı. Dolardaki hızlı artış sonucu en düşük dereceli memur masadan 39 dolar kayıpla kalktı. .
Toplu sözleşme görüşmelerinin başladığı 3 Ağustos tarihinde, en düşük dereceli bir memur 2 bin 212 lira olan aylık geliriyle 795 dolar alabiliyordu. O tarihte Merkez Bankasının resmi efektif dolar kuru 2,7828 TL düzeyindeydi. Sözleşmenin imzalanıp masadan kalkıldığı gün, yani 22 Ağustos cumartesi günü dolar kuru 2,9253e çıktı. Böylece aynı memurun maaşıyla alabileceği dolar tutarı 756 dolara geriledi. Böylece 20 günlük toplu sözleşme görüşmeleri sırasında en düşük dereceli memur maaşının dolar karşılığı 39 dolar eridi. Erimenin TL karşılığı ise 114 lirayı buldu.
113 lira zam yılbaşında
Memura yapılan yüzde 6 artı 5lik zamlar 2016nın Ocak ve Temmuz aylarında maaşlara yansıtılacak. Dolayısıyla örneğin en düşük dereceli memurun bugün 2 bin 212 lira olan maaşı Ocak ayında yüzde 6 zamla 133 lira zamlanarak 2 bin 345 liraya yükselecek. Buna karşılık aynı maaşın dolar karşısındaki 114 liralık kaybı ise bugünden başlamış durumda. Üstelik görüşmeler sırasında dolar 3 lirayı gördüğünde erime 58 dolara, TL karşılığı da 175 liraya ulaşmıştı.
Kur artışı memuru vuruyor
Memur ve memur emeklilerine maaşları dolarla değil, TL ile ödeniyor. Türkiyede tüm harcamalar da TL ile yapılıyor. Yani hiç kimse TL maaşını önce dolara çevirip sonra harcama yapmıyor. Dolayısıyla, TL ile alınan maaşın dolar karşısında uğradığı erime, bu kesimin uğradığı gerçek kaybı ifade etmiyor. Ancak, dövizdeki her artış dolaylı yoldan memuru, emekliyi, işçiyi, asgari ücretliyi yani maaşıyla geçinen herkesi eninde sonunda vuruyor. Çünkü kurdaki artış, bir süre sonra iğneden ipliğe vatandaşın kullandığı tüm ürünlerin fiyatının zamlanmasına yol açıyor. Böyle olunca da vatandaş Türkiyede TL ödediği ürüne dövizdeki artışa paralel olarak daha fazla para ödüyor. Dolayısıyla maaşın alım gücü, dolardaki bu artış nedeniyle geriliyor.
Enflasyon zammı götürecek
Dövizdeki yükselişin, iç siyasi belirsizlikler ve ABD Merkez Bankası FEDin faiz artırma ihtimali nedeniyle devam edeceği tahmin ediliyor. Dolayısıyla kurdaki artışın yıl sonuna kadar enflasyonu yükselteceği, yüksek enflasyonun 2016 yılında da devam edeceği hesap ediliyor. Henüz kur etkisinin yansımadığı yıllık tüketici enflasyonu yüzde 6,81 düzeyinde. Memur 2016nın ilk 6 ayı için yüzde 6 zam aldı. İkinci 6aydaki yüzde 5 zamla birlikte oran yüzde 11,3e çıkacak. İlk bakışta bu zammın memura enflasyonun üzerinde bir refah payı sağlayacağı düşünülebilir. Ancak, enflasyona ilişkin beklentiler, alınan bu zammın enflasyon karşısında eriyebileceğini, hatta enflasyon farkına ihtiyaç duyulabileceğini işaret ediyor.
Erdoğan SÜZER / Sözcü
