Bu alandaki tartışmaların arka planında 28 Şubat süreciyle zihinlere yerleştirilen kırılmaların bulunduğuna dikkati çeken Tekin, katsayı uygulamalarıyla meslek liselerinin ve imam hatiplerin kapılarını kapatan anlayışın başka kavramlar üzerinden aynı kurumsal yapıları yıpratmaya çalıştığını belirtti.

Mesleki eğitimin sorun alanı gibi gösterildiğini dile getiren Tekin, MESEM'in kökleri 1977'ye uzanan, çıraklık eğitimini örgün eğitimin parçası hâline getiren program türü olduğunu kaydetti.

Bakan Tekin, MESEM'lerle ilgili bilgi vererek, "Mesleki eğitimle çocuk işçiliği arasında kesin çizgilerle ayrıştırma yapan düzenleme mevcuttur." dedi.

İş sağlığı ve güvenliğinin anayasa ve ilgili kanunlarla güvence altına alındığını anımsatan Tekin, şunları kaydetti:

"Her çocuğumuzun emanet olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Onu ucuz iş gücü olarak gören her türlü yaklaşım bizim için hem hukuken hem de vicdanen kabul edilemez. Bugün karşımızda mesleki eğitimde yürütülen her çabayı görmezden gelip okulla, atölyeyle, sözleşmeyle, sigortayla yürütülen bir süreci tek kelimelik etiketlere indirgeyen bir dil kullanıyorsunuz.

Eğitim ile emek arasındaki köprüyü güçlendirmeye çalıştığımız her adımı, sanki gençlerimizi ucuz iş gücü hâline getiren bir düzen kuruyormuşuz gibi sunan bu yaklaşım, hakikati de istatistiği de pedagojiyi de göz ardı ediyor. Bizim için asıl mesele bir meslek öğretmenin ötesinde gencin hayat yolculuğunu güvenli, saygın ve denetimli şekilde kurabilmektedir."