Aile bağlarının zayıflaması ve dijital kuşatmanın artması karşısında eski yöntemlerle ilerlemenin mümkün olmadığını belirten Tekin, son dönemde yaşanan olayların bu gerçeği bir kez daha ortaya koyduğunu dile getirdi.
Tekin, eğitimde yalnızca ders başarısına odaklanmanın yeterli olmadığına işaret ederek şunları kaydetti:
"Öğrencinin öfkesini, içine kapanmasını, arkadaş çevresini, dijital dünyadaki izlerini ve ailesiyle kurduğu bağı okulda kendisini nasıl hissettiğini aynı hassasiyetle gözetmek, takip etmek zorundayız.
Bir evladımız sessizce uzaklaşıyorsa mutlaka fark edeceğiz. Bir gencimizin kalbinde öfke büyüyorsa mutlaka takip edip ilgileneceğiz. Bir öğrencimiz kendini yalnız hissediyorsa ona mutlaka ulaşacağız.
Bu yükü okula, aileye, öğretmene, rehberlik servisine ve fiziki güvenlik tedbirlerine bırakmadan hep beraber ilgileneceğiz. Bakanlık olarak biz bu tabloyu bütün boyutlarıyla görüyor ve ele alıyoruz. Rehberlik hizmetlerimizi daha da güçlendirmeye çaba sarf ediyoruz."
Okul ve aile bağını tahkim etmek için iki buçuk yıldır çok yoğun bir çaba içinde olduklarını vurgulayan Tekin, öğretmenlerin yanında daha güçlü bir biçimde durmayı topluma, ailelere, kamu otoritelerine ısrarlı biçimde tavsiye ettiklerini ve bunu gerçekleştireceklerini ifade etti.
Sosyal, kültürel, sportif ve sanatsal faaliyetleri çocukların hayatında daha etkili ve görünür hâle getireceklerini vurgulayan Tekin, "Fakat bu mücadeleyi sahada, okulda, evde, mahallede, sivil toplumda aynı ruhla sahiplenecek paydaşlara açık davetimiz var.
Okul yöneticimizin feraseti, öğretmenimizin dikkati, ailemizin ilgisi, mezunumuzun vefası, sivil toplumumuzun emeği ve camiamızın ortak sahiplenmesi ile bu sorunları aşabileceğiz." dedi.
