Sanki öğretmen önlük giydiği anda;

Kalabalık sınıflar küçülecek,

Öğretmenler öğrencisiz, öğrenciler öğretmensiz kalmayacak;

Aynı binada üst üste eğitim yapan okul kalmayacak, sınıflar ve koridorlar pırıl pırıl olacak!

Öğretmenin emeği değer görecek;

Akran zorbalığı ve eğitimciye şiddet haberleri gelmeyecek;

Öğretmenler veli ve toplumla karşı karşıya getirilmeyecek;

Evrak yığınları son bulacak, mobbing bitecek, liyakatsiz idareciler geldikleri gibi gidecek.

 

Oysa eğitimde sorun kumaşta değil, sistemde.

Tahtanın önündeki öğretmenin kıyafetinden çok, elindeki imkânlara ve öğrenciye verdiği ilhama bakmak gerekiyor.

 

Önlüğün Değil Eğitimin Standartları Olmalı

Okulların fiziki sorunları, kalabalık sınıflar, temizlik personeli eksikliği ve çocukların beslenme problemleri dururken, gündemin merkezine öğretmenin dış görünüşü oturuyor.

Çocuğun okula aç geldiği bir ortamda öğretmenin ceketinin, gömleğinin ya da önlüğünün modelini tartışmak, önlük standartları belirlemek biraz da asıl meseleden kaçmak değil mi?

Kıyafet elbette bir düzen meselesi olabilir.

Ancak eğitimin geleceğini belirleyecek kadar büyük bir mesele değildir.

 

Kumaş İtibar Getirmez

Öğretmen bile olmayan bir iki kötü örneği gündemde tutup;

Öğretmenin saygınlığını bir önlüğün yakasına, kumaşına ya da rengine bağlamak oldukça sığ bir yaklaşım.

Bir öğretmenin itibarı mesleki bilgisiyle, öğrencisine dokunuşuyla, sınıfta oluşturduğu güvenle ve yaptığı işle kazanılır.

Dünyanın en şık önlüğünü giyen ama öğrencisine ulaşamayan bir öğretmen mi daha değerlidir, yoksa sade kıyafetiyle çocuklara ilham veren bir öğretmen mi?

Cevap aslında önlük kadar açık.

 

Evin Çatısı Akarken Perde Seçmek

Standart kıyafet, sağlıklı kumaş, uygun kalıp ve okul kültürünü destekleyen uygulamalar elbette tartışılabilir.

Ama okulda temizlik ve güvenlik görevlisi yoksa, sınıflar kalabalıksa ve öğretmen açığı varsa, bütün enerjiyi kıyafet standardına ayırmak ciddi bir öncelik tartışması doğurur.

Çünkü eğitimde önce temel ihtiyaçlar karşılanır. Sonra ayrıntılar konuşulur.

Evin çatısı akarken perde seçmek gibi bir şey bu.

 

Eğitimciye Değer Verilmesi İtibar Getirir

Öğretmenin mesleki itibarını artırmak istiyorsak bunun yolu belli.

Daha iyi çalışma koşulları, güçlü bir mesleki gelişim sistemi, liyakat, yeterli personel, makul sınıf mevcutları ve öğretmenin emeğinin karşılığını bulması…

Bunlar konuşulmadan yalnızca kıyafet üzerinden “mesleki itibar” inşa etmeye çalışmak, binanın temelini bırakıp dış cephesini boyamaya benziyor.

 

Artık Şekilden Çok İçeriğe Bakalım

Öğretmen önlük giyebilir. Giymeyebilir. Kravat takabilir. Ceket giyebilir.

Bunların hiçbiri tek başına eğitim sistemini kurtarmaz.

Eğitimi ileri taşıyacak olan kumaşın kalitesi değil, eğitimin kalitesidir.

Çocuğun geleceğini belirleyen şey öğretmenin üzerine ne giydiği değil, sınıfta kurduğu bağdır. Öğrencinin hayatına dokunan şey önlüğün rengi değil, öğretmenin bilgisidir.

 

Sihirli Değnek Aramayı Bırakalım

Eğitim sisteminde sihirli değnek yok.

Bir önlük giyildiğinde öğretmen açığı kapanmayacak. Bir arma takıldığında sınıflar küçülmeyecek. Yeni bir kıyafet standardıyla okulların fiziki sorunları ortadan kalkmayacak.

O halde şekli konuşmayı bırakıp içeriği konuşmanın zamanı gelmedi mi?

Çünkü geleceği inşa edecek olan şey, öğretmenin üzerinde taşıdığı kumaş değil; zihninde taşıdığı bilgi, vicdanında taşıdığı sorumluluk ve sınıfa taşıdığı vizyondur.