YKS Sonrası Neden Mutlu Olamıyoruz?
Sınav ayları boyunca gençlerin yaşamının merkezinde tek bir hedef bulunuyor: Üniversite sınavı. Günlük rutinler, sosyal yaşam, uyku düzeni ve hatta aile içi ilişkiler bile bu hedef doğrultusunda şekilleniyor. Ancak sınavın bitmesiyle birlikte öğrenciler kendilerini beklenmedik bir ruh halinin içinde bulabiliyor. “Birçok genç sınavın ardından kendisine şu soruyu soruyor: ‘Bu kadar beklediğim şey gerçekleşti ama neden mutlu değilim?’ Aslında bunun nedeni sınavın bitmesi değil, yıllardır taşıdığı zihinsel yükün bir anda ortadan kalkmasıdır” diyen Dr. Elgiz Henden, bu durumun psikolojide karşılığı olan bir süreç olduğuna dikkat çekti.
Sınav Sonrası Bir Tür ‘Vurgun’ Yaşanıyor
Dr. Henden, yaşanan durumu denizaltı dalgıçlarında görülen dekompresyon hastalığına benzeterek, “Aylar boyunca yoğun baskı altında çalışan zihnin, sınavın bitmesiyle birlikte bir anda tamamen serbest kalıyor. Dalgıçların yüksek basınçlı ortamdan aniden çıkmaları nasıl fiziksel sorunlara yol açabiliyorsa, öğrenciler de uzun süre maruz kaldıkları akademik baskının ardından zihinsel bir dekompresyon süreci yaşayabiliyor. Bu nedenle sınav sonrası hissedilen boşluk, mutsuzluk ya da yönsüzlük son derece doğal bir adaptasyon sürecidir.” Dedi.
Beyin Bir Anda Duramıyor
YKS’ye hazırlanan öğrencilerin zihinleri aylar boyunca sürekli alarm halinde çalışıyor.
“Çalışmalıyım, eksiklerimi tamamlamalıyım, rakiplerim daha fazla soru çözüyor” düşüncesi beynin arka planında sürekli aktif kalıyor. Dr. Henden’e göre sınavın bitmesiyle birlikte bu yoğun zihinsel faaliyet bir anda sonlanıyor ancak sinir sistemi aynı hızla normalleşemiyor. Henden; “Öğrencilerin yaşadığı halsizlik, uyku isteği, motivasyon eksikliği ya da hiçbir şey yapmak istememe hali tembellik değildir. Beynin uzun süre maruz kaldığı bilişsel yükün ardından kendisini yeniden düzenleme çabasıdır.”
Gençler Şu Anda Bir Kimlik Geçişi Yaşıyor
Sınav sonrası dönem yalnızca akademik değil, aynı zamanda önemli bir kimlik dönüşümü süreci. Öğrenciler kendilerini iki farklı hayat evresi arasında buluyor. Uzun zamandır kendisini ‘YKS öğrencisi’ olarak tanımlayan gençler artık o kimliğe sahip değil. Ancak henüz üniversite öğrencisi de değiller. Bu nedenle kendilerini iki dünya arasında kalmış gibi hissedebiliyorlar.” Şeklinde konuştu.
Psikolojide “eşik alan” olarak tanımlanan bu sürecin gençlerde belirsizlik hissini artırabildiğini ifade eden Henden, yaşanan duygusal karmaşanın temel nedenlerinden birinin de bu geçiş dönemi olduğunu belirtti.
Sonuç Kaygısından Önce Kimlik Kaygısı Geliyor
Toplumun büyük bölümünün sınav sonrası yalnızca netlere ve sonuçlara odaklandığını söyleyen Dr. Henden, gençlerin aslında çok daha derin bir psikolojik süreçten geçtiğini vurgulayarak,
“Sınav sonuçlarını beklemek elbette kaygı yaratıyor. Ancak birçok genç için asıl zorlayıcı olan şey, yıllardır sürdürdüğü yaşam düzeninin sona ermiş olmasıdır. Ortadan kalkan sadece sınav değil; aynı zamanda günlük rutinler, hedefler ve alışkanlıklar bütünüdür.
Zorla Mutlu Olmaya Çalışmayın
Bu dönemde gençlerden sürekli mutlu olmalarını beklemek doğru değil. Bazen sadece dinlenmek, uyumak, hiçbir şey yapmamak bile iyileşmenin bir parçasıdır. Zihin ve beden yoğun bir maratonun ardından kendisini yeniden dengeliyor.” şeklinde konuştu.
“Bu Boşluk Geçecek”
YKS sonrası yaşanan duyguların geçici olduğunun altını çizen Dr. Elgiz Henden, öğrencilere seslenerek sözlerini, “Şu an hissettiğiniz boşluk, yönsüzlük ya da yorgunluk bir sorun değil; büyük bir geçişin doğal sonucudur. Uzun zamandır taşıdığınız yükü bıraktınız ve zihniniz yeni döneme uyum sağlamaya çalışıyor. Kendinize zaman tanıyın. Çünkü bu süreç, kaybolduğunuz değil, yeniden şekillendiğiniz bir dönemdir. Sınav sona erdi. Şimdi sıra yeni hayatınıza hazırlanmakta.” diyerek bitirdi.
