Babaların günü var, ancak çocuk bakımında , çocukla vakit geçirmede ve ev içi işlerde sorumluluk alan baba Türkiyede yok.
Bernard van Leer Vakfının desteğiyle Boğaziçi Üniversitesi, Hümanist Büro ve Frekans Araştırma tarafından yürütülen Türkiyede 0-8 yaş arası çocuğa yönelik aile içi şiddet araştırması sonuçları yayınlandı. 12 bölgeyi temsil eden 26 ilde, 4.101 kişi ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilerek yapılan görüşmeler sonrasında toplanan veriler araştırma ekibi tarafından analiz edildi, bulgular alandan uzmanlarla tartışılarak rapor haline getirildi.
Araştırma sonuçları, babaların aile içindeki rolleri ve sorumluluklarıyla ilgili de çok çarpıcı sorunlara dikkatleri çekiyor. Bu kapsamda ortaya çıkan bulgulardan bazıları :
ALIŞVERİŞLE İŞ BİTER Mİ?
Bu sonuçlara göre babaların alışveriş yapmak ve çocukla ilgilenmek dışında hiçbir ev içi sorumluluğu almadığı görülüyor. Çocuk bakımına katkı konusundaki oranlar ise daha iç açıcı değil . Uyutmak ve ders çalıştırmak (9.7%), yemek yedirmek(9.5%), kitap okumak (8.3%) ve yıkamak (6.9%) konusunda babalar çok düşük oranlarla sınıfta kalıyor. Hele konu çocuğun altını değiştirmek olunca en düşük değerle karşı karşıya kalınıyor (3.4%) .Oysa , çocuğun altını değiştirmek ebeveynlerin çocuklarıyla göz göze gelerek ilişki kurduğu önemli anlardan biri olarak değerlendiriliyor.
BABALAR ÇOCUKLARIYLA YEMEK YEMİYOR, KONUŞMUYOR, DERTLEŞMİYOR!
Anne ve babaların çocuklarıyla geçirdikleri vakitler karşılaştırıldığında ise aşağıdaki veriler ortaya çıkıyor:
Araştırma verilerinin ortaya koyduğu en çarpıcı sonuç ise : Babaların yüzde 3.8% i çocuklarıyla yemek yiyor, ve sadece yüzde 8.4ü çocukları ile konuşuyor ve dertleşiyor
ALGI DEĞİŞİKLİĞİ DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİĞİNE YOL AÇIYOR
Yapılan araştırmalardan bazıları babaların kendi rolleriyle ilgili algılarındaki değişikliğin ev içindeki sorumluluklarına da yansıdığını ve dolayısıyla toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili olumlu değişikliklere yol açtığını gösteriyor.
Aileleri güçlendiren ve babaları aile içi sorumluluklara daha fazla dahil etmeyi hedefleyen , özellikle çocukların ilk yıllarına yönelik program ve politikalar geliştirmek gerekiyor.
