İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü, ilçelerden sosyal medyada yüksek takipçili öğretmen ve yöneticilere ilişkin ad-soyad, görev yapılan okul, yer alınan sosyal medya platformu ve kullanıcı adlarının taraflarına iletilmesini istedi.
Bakanlığın "Veri Toplama" Talimatı
Bu gelişme sadece İstanbul ile sınırlı bir yerel inisiyatif değil; Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) son dönemde yasal altyapısını tamamladığı Türkiye genelini kapsayan çok daha geniş bir disiplin sürecinin ilk somut adımıdır.
İstanbul'daki incelemeler bu genel talimatın bir parçasıdır.
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, sosyal medyada yüksek takipçi sayısına ulaşan öğretmen ve okul yöneticilerini mercek altına aldı. Bakan Yusuf Tekin’in sinyalini verdiği yaptırımların ilk somut adımı olarak görülen bu gelişmenin, kısa sürede tüm Türkiye geneline yayılması bekleniyor.
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından ilçelere gönderilen resmi yazıda; sosyal medya platformlarında yüksek takipçili hesabı bulunan öğretmen ve yöneticilerin kimlik bilgilerinin, görev yaptıkları okulların ve kullandıkları platformların (Instagram, facebook, TikTok, YouTube vb.) ivedilikle bildirilmesi istendi.
Bakan Yusuf Tekin'in geçtiğimiz dönemlerde sinyalini verdiği "fenomen öğretmen" düzenlemesi, yeni Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) ile artık resmi bir zemine oturmuştur.
İşte bu sürecin yayılma nedenleri ve öğretmenleri bekleyen yeni yaptırımlar:
“Öğrencilere ve eğitim süreçlerine ilişkin ses veya görüntüleri ilgili mevzuat dışında paylaşanlara kınama cezası verilir.”
Süreç Nasıl İşleyecek?
-
Bilgi Toplama: İl müdürlükleri aracılığıyla fenomen öğretmenlerin dijital ayak izleri ve kişisel bilgileri dosyalanıyor.
-
Teftiş ve İnceleme: Bakanlık müfettişleri, paylaşılan içeriklerin eğitim etiğine ve kanunlara uygunluğunu denetleyecek.
-
Yaptırım: İnceleme sonunda suç teşkil eden veya kanuna aykırı bulunan eylemler için ilgili kanun hükümleri uygulanarak kınama cezası gibi idari yaptırımlar gündeme gelecek.
Yasal Dayanak: Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK)
Yeni kanunla birlikte, sosyal medya kullanımı artık "etik bir tavsiye" olmaktan çıkıp bir disiplin hükmü haline geldi.
- Kınama Cezası: Öğrencilere ve eğitim süreçlerine ilişkin ses veya görüntüleri ilgili mevzuat (velinin ve okulun yazılı izni) dışında paylaşan öğretmenlere doğrudan kınama cezası verilecek.
- Sicil Kaydı: Bu ceza, öğretmenin sicil dosyasında 5 yıl boyunca kalacak ve kariyer basamaklarında yükselme (uzman/başöğretmenlik gibi) veya idari görevlendirmelerde engel teşkil edebilecek.
Temel Gerekçeler
Bakanlığın bu konuda geri adım atmaması ve uygulamayı tüm Türkiye'ye yaymasının arkasında üç ana neden bulunuyor:
- Öğrenci Mahremiyeti: Küçük yaştaki çocukların görüntülerinin, veli rızası olsa dahi dijital ayak izi olarak kalıcı hale getirilmesi "çocuk istismarı" ve "kişisel verilerin korunması (KVKK)" kapsamında değerlendiriliyor.
- Ticari Kaygılar: Bazı öğretmenlerin yüksek takipçi sayılarını kullanarak sosyal medya üzerinden reklam alması ve bu yolla ek gelir elde etmesi, "memurun ticaret yapma yasağı" ile çelişiyor.
- Eğitim Etiği: Ders esnasında video çekimlerinin dersin odağını bozduğu ve eğitimi bir "gösteri" haline getirdiği savunuluyor.
4. Diğer Yaptırımlar
Sadece görüntü paylaşımı değil, sosyal medyada öğrencilere kötü örnek olabilecek argo ifadeler kullanmak veya mesleki saygınlığı zedeleyici içerikler üretmek de aylıktan kesme gibi daha ağır disiplin cezalarını beraberinde getirebilecek.
İstanbul'daki bu hamle, bir "pilot uygulama" değil, tüm Türkiye'de uygulanacak olan denetimlerin başlangıcıdır. Bakanlığın bu konudaki tavrı oldukça net: "Sınıf, bir stüdyo değildir."
Eğer bir öğretmen olarak sosyal medyada içerik üretiyorsanız, ceza almamanız için paylaşımlarınızda öğrenci yüzü/sesi olup olmadığını kontrol etmeniz son derece önemli.
