Memur ve emekliler ilk altı ay için %11 +1000 TL artış almışken ilk altı aylık enflasyon oranı % 17,7 olmuştur.
Bugün ilan edilen resmi rakamlar dahi gizleyememektedir ki; kamu çalışanlarının maaşları enflasyonun gölgesinde kalmış, Temmuz ayı gelene kadar sabit gelirliler devletten zaten alacaklı hâle gelmiştir.
Enflasyon Farkı Altı Ayda Bir Değil, Her Ay Maaşlara Yansıtılmalıdır!
Altı ayda bir yapılan maaş ayarlamaları ve geriye dönük verilen enflasyon farkı, memurun ve emeklinin yaşadığı reel kayıpları asla telafi etmemektedir. Geçen altı ay boyunca memurun cebinden çıkan, mutfağından eksilen paralar geriye dönük olarak ödenmemektedir. Bu açık bir hak gaspıdır.
Çözüm bellidir: Öncelikle yıllardır süregelen kayıplar seyyanen telafi edilmeli, ardından enflasyon farkı geciktirilmeksizin HER AY maaşlara yansıtılmalıdır.
En Büyük Yangın Barınmada: "Kira Oranları Maaşları Yuttu"
Mutfaktaki yangının yanı sıra memurların en büyük çıkmazı barınma krizidir. Özellikle büyükşehirlerde kontrolden çıkan fahiş kira artışları sabit gelirlileri adeta sokağa terk etmektedir. Maaş artışları neredeyse yerinde sayarken, kiralardaki devasa artışlar memurların en temel insani hakkı olan "barınma hakkını" tehdit eder boyuta ulaşmıştır. İstatistik oyunları sokaktaki, pazardaki ve kiralardaki hayat pahalılığını gizleyemez; memurun cebindeki yangını söndüremez.
Enflasyon Farkı Değil, Refah Payı Şarttır!
Bilinmelidir ki, enflasyon kadar artış yapmak bir lütuf veya refah artışı değildir; sadece kaybolan değerin geç kalmış ve eksik bir iadesidir. Enflasyonun altında kalan her artış ise açık bir soygundur.
Memur ve emeklinin insanca yaşayabileceği bir alım gücüne kavuşması için; bu komik oranların üzerine mutlak surette REFAH PAYI eklenmesi zorunludur. Kamu çalışanları sadaka değil, alın terinin karşılığını istemektedir!
Mehmet Alper ÖĞRETİCİ
BASK ve Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı
