Can ve mal kaybına yol açan 6,9 şiddetindeki deprem, ülkenin deprem gerçeğiyle yüzleşmek konusunda ne kadar hazırlıksız olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Depreme hazırlıklı olmamız gerekirken, her deprem sonrasında büyük acılarla büyük maddi kayıplarla karşı karşıya geliyoruz.

 

Yaşanan tüm depremlerin, bilim ve teknolojinin bize öğrettiği tek gerçek vardır o da kentlerde yaşanan doğa olaylarını afete çeviren insan hatalarından kaynaklanması olduğudur. Aklı ve bilimi referans almak yerine şehirlerde rant ve kar hırsını hakim kılmanın, doğaya gelişi güzel müdahaleler yapılmasının bedeli ağır olmaktadır. Bilim ve tekniğe aykırı, hatalı malzeme seçimleri depremlerde can kayıplarını artırmaktadır.

 

Dünya üzerinde doğal afetlerin en yıkıcısı ve en korkutucusu depremlerdir. Buna karşılık gelişmiş ülkeler, bilim ve teknolojideki gelişmeleri kullanarak depremin yıkıcılığını ve insan kayıplarını en aza indirecek başarıya ulaşmıştır. Bina yapımlarında bilimsel kuralları uygulayan Japonya’da insan ölümleri çok aza inerken; Endonezya, İran ve Türkiye’de yüzlerce insan ölmektedir. Depremin yıkıcılığını ağır şekilde yaşayan ülkeler bilim, akıl ve teknikten uzaklaşan ülkeler olmuştur.

 

Depremin yol açtığı hasarı zararı en aza indirgemenin yolu bilimsel teknik gerekliliklerin tüm kriterlerini harfiyen yerine getirmekle mümkündür. Deprem bir doğa olayı. Bir doğa olayını engelleyemeyiz ama gerekli önlemlerin alınmasını sağlayabilir ve depremin vereceği zararı en aza indirebiliriz.