Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat YAVUZ

RAMAZAN HOCA OLAYININ ARKA PLANI

Manisa'da üyemiz Ramazan Avuşmak'ın tutuklanması ile ilgili süreci, başından itibaren takip ettik ve sendika olarak öğretmenimizin sınıfına, öğrencilerine  kavuşacağı güne kadar da takipçisi olmaya devam edeceğiz.

 

 

Eğitim-İş Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreteri Yeliz TOY:

TAM DA SİZDEN BEKLENEN HAREKETLER. NEREDE CUMHURİYET, ATATÜRK DÜŞMANLIĞI VARSA ORADASINIZ.

Bu ülkenin kurucusuna “ayyaş ve pedofili” dediği ve küfürlü konuştuğu gerekçesiyle kız öğrenciler tarafından şikâyet edilen Ramazan Avuşmak adlı “eğitimci”nin tutuklanması, manidar manzaralara yol açtı. Günler sonra açıklama yapan Memur-Sen Konfederasyonu ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, olayı “seküler yobaz komplo” olarak nitelese de şikâyetlere ilişkin net bir yalanlama yapamadı.

Bu yetmezmiş gibi, öğretmenler odasını bölecek ve eğitim emekçilerini birbirine düşman edecek şekilde Eğitim-İş’li öğretmenleri hedef gösterdi. Daha önce en üst yargı makamı olan AYM’yi hedef almasıyla bilinen Cumhurbaşkanı Danışmanı Oktay Saral ise “somut delil” ihtiyacından bahsetti ve birden “hukuk ilkelerinin önemini” hatırladı! Yani, süregelen bir yargılamaya müdahale niteliğinde bir açıklama yaparak bir kez daha hukukun en temel ilkelerinden birini çiğnedi.

Görüyoruz ki daha önce öğrencileri, şikâyetlerini geri çekmeleri için sıkıştıranlar, şimdi de yargıya aba altından sopa göstermeye çalışıyor. Yani #RamazanHocaYalnızDeğildir diyenler haklı; karşımızda örgütlü bir kötülük, sinsi bir Cumhuriyet düşmanlığı var.

Biz bunun elbette farkındayız. Onlar da farkında olsun ki ne Cumhuriyet’e dil uzattırırız ne de öğrencilerimizi sahipsiz bırakırız. “Ramazan Hoca” yalnız olmayabilir, “Ramazan Hoca”ların sayısı azımsanmayacak oranda olabilir; ancak Başöğretmen’in eğitim neferleri her zaman sayıca daha fazla ve yılmaz olacaktır!

 

Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat YAVUZ:

Yeliz Hanım;

Bizi bu topraklarda bilenler bin yıldır biliyor, siz rahat olun.

Milletimiz asıl sizi ve sendikanızı tanıyamıyor. İslamın sancaktarlığını yapmış bir milletin torunları, nasıl olur da dinine, değerlerine bu kadar yabancılaşır, düşman olur diye soruyor sizi görenler.

Toplum sizi aştı, söylemleriniz tükendi. Avukat, savcı, hakim, infaz memuru kısaca herşey olduğunuz günler geride kaldı. Açık söylüyorum buradan size bir ekmek çıkmaz, boşuna okulların huzurunu kaçırmayın!

Yargıya mudahale ediliyor diye yaptığınız tam da bu. "Kız öğrencilerin şikayet ettiği" ibaresiyle ne anlatıyorsunuz aklınızca? 

Kız öğrencilerin şikayetini, üyeniz bayan müdür yardımcısı organize ettiği için mi size daha anlamlı geldi acaba, merak ettim doğrusu?

Ramazan Hoca şimdi sebest bırakıldı, kelepçe ile götürülür ve tutuklanırken hukuk güzel, serbest bırakılırsa müdahale mi oluyor? Sevsinler sizin hukuk anlayışınızı!

Şimdi yeni başlıyoruz. Münferit olayları kullanarak, çarpıtarak sendikacılık yapmayı ahlaken nasıl izah ediyorsunuz bilemiyorum ancak aynı yoldan biz de gidersek sorumlusu siz olacaksınız. Çünkü haddi fazlasıyla aştınız, bilesiniz. 

MESEM, ÇEDES, İHL, Seçmeli Dersler, TYMM, ÖMK... Gündeminiz bu kadar, bunlar olmasaydı ne yapacaktınız Allah aşkına? Size mi soracağız, siz kimsiniz? 

Çeşitli kanun ve yortuların arkasında, başını kuma gömmüş deve kuşu gibi duruyorsunuz. Sizi görüyoruz.

 

Eğitim-İş Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreteri Yeliz TOY:

Talat Bey;

İdrak etmeniz kolay olsun diye tane tane yazayım:

- Söylediğiniz gibi sizi bu topraklarda “bin yıldır tanırlar!” mı bilemem ama biz sizi de sarı sendikacılığınızı da biliriz, tanırız. Eğitim emekçisini sefalete, mobbinge, güvencesizliğe mahkum eden mevcut tabloda hatrı sayılır bir payınız olduğunu da her daim hatırlayacağız. Müsterih olunuz.

- Sizin de yamacında durarak ödül kaptığınız siyasi iktidarın deforme ettiği mevcut hukuk düzeninde, ne yazık ki bir şahsın tutuklanması suçluluğunun, serbest bırakılması da masumiyetinin göstergesi olamıyor. Bunu siz de biliyor olacaksınız ki Atatürk’e hakaret eden öğretmen tutuklandığında -günler sonra da olsa- yargıya tepki gösterdiniz. O yüzden malum şahsın şimdi serbest kalması üzerinden geliştireceğiniz boş tezleri kendinize saklayın.

- Pek sevdiğiniz laflardan biri de münferit. Öyle ki Ensar’da taciz skandalı koptuğunda bile “bir olay yüzünden tüm kurumu suçlamak yanlış” diyenleri hatırlatıyorsunuz. Atatürk’e hakaret olayının münferit olmadığını, birçok örneğinin yaşandığını ve o şahısların da ceza almadığını siz de gayet iyi biliyor ama alışık olduğu üzere takiye yapıyorsunuz. Sizin üslubunuzla cevap vereyim: “Yemezler.”

- “MESEM, ÇEDES, İHL, Seçmeli Dersler, TYMM, ÖMK... Gündeminiz bu kadar” demeniz ise ayrıca acınası. Gündemimiz bu kadar değil, milli eğitim sistemimizde o kadar garabet var ki ne yazık ki bu liste uzar gider. Ancak keşke bu saydıklarınız sizin de gündeminiz olsaydı. Çünkü:

- MESEM’de okulda olması gereken çocuklar/gençler sermayeye ucuz işgücü yapılıyor. Kimisi ölüyor, sakat kalıyor. 

- ÇEDES’te okulların tümü imam hatipleştirilmeye çalışılıyor, dernek maskesi takmış tarikatlar eğitimde cirit atıyor.

- Kendi evlatlarını yabancı kolejlerde okutanların propagandasını yaptığı ve tüm devlet imkanlarının seferber edildiği İHL’lerin başarı oranı hala çok ama çok düşük. Siyasi bir proje olarak yürütülüyor ve binlerce öğrencinin geleceğinden daha önemli görülüyor.

- Seçmeli derslerin sadece adı seçmeli, dini içerikli dersler çocuklara dayatılıyor. Öğrenciler ve velilerin fişlenmesine zemin hazırlanıyor.

- ÖMK öğretmenlerin uzmanlığını hiçe sayıyor. Yıllardır verdiği emeği silikleştiriyor.

Bunlar sizin de gündeminiz olmalıydı ama siz muhtemelen o sırada dini araçsallaştırmakla meşguldünüz.

Şu “din düşmanı” safsatanızın da raf ömrü geçeli çok oldu. Bizim din ve inanışla değil, herhangi bir dinin siyasi güce ve ranta devşirilmesiyle sorunumuz olduğunu herkes biliyor. Yani sorunumuz dinle değil din tüccarlarıyla. Bu meslek her alanda o kadar rağbet görüyor ki sendikacılık yapmayıp din tüccarlığıyla koltuğunu koruyanlar bile var!

Takiye yapmayın, karnınızdan konuşmayın, sizin derdiniz Cumhuriyet ve onun devrimleriyle. Sizin derdiniz bu ülkenin kurucusu Atatürk ve onun aziz hatırasıyla. Sizin derdiniz ne yapsanız da toplumdaki Atatürk sevgisini silemiyor olmanızla. Derdiniz laiklikle. Bizlere aklınızca aba altından sopa gösteriyorsunuz, anladık. Ama siz de anlayın ki sizin bu lümpen tavırlarınız bizde yaprak kımıldatmaz. Biz Başöğretmenin eğitim neferleriyiz, biz yolumuzu seçerken sizin gibi kolay olduğu için değil doğru olduğu için seçeriz. Yolumuzdan da dönmeyiz!