Türkiye’de eğitim sistemi uzun süredir bir "nitelik" sınavından geçiyor. Ancak bu sınav, sadece müfredatla ya da sınav kağıtlarıyla sınırlı değil.

Okullarımızda son yıllarda mantar gibi türeyen, gücünü bilgiden, deneyimden, liyakatten değil "başka bağlantılardan" alan yeni bir idareci profiliyle karşı karşıyayız.

Eskiden "Okul Müdürü" dendiğinde akla eğitim liderliği, tecrübe ve birleştirici bir figür gelirdi.

Şimdilerde ise odasına kapanıp okulu WhatsApp gruplarından yönetmeye çalışan, iletişim becerisi yerlerde, egosu ise arşa değen bir "yönetici" tipiyle baş başayız.

 

Emoji Atmayana Resmi Uyarı

Uşak Muzaffer Mert İlkokulu’nda yaşanan skandal, bu çürümenin en somut ve trajikomik örneği olarak tarihe geçti.

Bir okul müdürü, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajına "beğeni" ya da "emoji" atmayan dört kadın öğretmene resmi uyarı yazısı gönderiyor. Gerekçe? "Protokol ve görgü kurallarına aykırılık."

Eğitimde Niteliksiz İdareci Enflasyonu ve WhatsApp Müdürleri

Şaka Gibi Değil Mi? Müdür Trip Atıyor!

Bazı öğretmenlerden "like" gelmeyince bir daha kutlama yapmayacağım diyor. Bu yaptığınız müdüre kafa tutmaktır diyor. Şaka gibi değil mi? Müdür trip atıyor!

Bir kadın öğretmenin uyarı yazısı nedeniyle panik atak geçirip ambulansla hastaneye kaldırılmasına neden olan bu olay gösteriyor ki yetersiz hisseden idareci korkuyla, tehditle "dijital yalakalık" düzeni kurmaya çalışıyor.

 

Okullarda Çalışma Barışının Bozulması

Bu tablonun suçlusu sadece o müdürler değil; o müdürleri mülakatlarla, sendika referanslarıyla, "bizim çocuk" diyerek o koltuğa oturtan sistemin kendisidir.

Atama kriteri liyakat değil de ilişki ağı olunca, ortaya çıkan sonuç; öğretmenini veliye yem eden, çalışma barışını bozan ve okulunu kaosa sürükleyen bu iş bilmez profil oluyor.

Bu tip müdürler kendisini pohpohlayan, sırnaşık öğretmenleri el üstünde tutarken; yaptıklarını eleştiren, alkış tutmayanlara kin besliyor. Yazı ile ya da çeşitli kumpaslarla bu öğretmenlere mobbing uyguluyor. Okuldaki çalışma barışını bozuyor.

Sayın Müdür, o koltuk sizin şahsi egonuzu tatmin etme mekanizmanız değildir!

Milli Eğitim’de "Okul Müdürü" diye kalıcı bir kadro yok; siz de bir öğretmensiniz ve sadece 4 yıllığına o göreve vekalet ediyorsunuz. Bu neyin kibri, bu neyin "derebeylik" sevdası?

 

WhatsApp’tan Okul Yönetmek

Müdürlerin okulları birer WhatsApp grubu gibi yönetmesi artık kronik bir sorun. Öğretmenler odası hemen yandayken, iki cümle kurmaktan aciz idareciler emir ve direktiflerini telefon üzerinden yağdırıyor.

İşte bazı olumsuz örnekler:

Mesai Kavramının Yok Edilmesi: Gecenin bir yarısı gelen anlamsız mesajlar, başka illerdeki okul isim değişikliklerine dair gereksiz evrak paylaşımları...

Mobbing Aracı Olarak Telefon: Kendisini eleştirene kin besleyen, "beğeni" atmayanı fişleyen, ders saatinde mesaj atarak öğretmenin konsantrasyonunu bozan bir uygulamaya dönüşüyor.

Fotoğrafla Belgeleme Sevdası: MEB öğrenci mahremiyetini korumak için sosyal medyada öğrenci fotoğrafı paylaşımını yasaklarken, bu müdürler her etkinlikten boy boy fotoğraf isteyip "yukarıya" şirin görünme derdinde.

 

Sonuç olarak;

Eğitim, bir hiyerarşi tatmini değil, bir gönül ve akıl işidir. Öğretmenine mobbing yapan, WhatsApp’ta emoji avcılığına çıkan bir zihniyetin yönettiği okuldan ne bilim çıkar ne de ahlak.

Uşak’taki olay vesilesiyle başlayan soruşturma umarız bir emsal teşkil eder. Zira okulların "WhatsApp Derebeyleri"ne değil, gerçek eğitim liderlerine ihtiyacı var.

Alpay CAVLAK
Eğitimci Yazar / Şair