SENDİKA
Giriş Tarihi : 20-08-2022 11:33   Güncelleme : 20-08-2022 12:32

Öğretmenlerin ücret düzenlemesine değil, gerçek bir meslek kanununa ihtiyacı var

Öğretmenlere getirilen yeni meslek yasası, özü itibariyle mesleğimizi ‘ihtisas’tan ziyade kariyer basamaklarına odaklaması, emekli olmayı bekleyen yüzbinler açısından 3600 ek göstergeyi Ocak 2023 tarihiyle bir kez daha ötelemesi, ‘uzman’-ücretli-sözleşmeli-kadrolu öğretmen ayrımını kaldırmaması, özlük hakları ile ilgili hükümler içermemesi dolayısıyla hayal kırıklığına sebebiyet vermiş, mesleğimizi teğet geçmiştir.

Öğretmenlerin ücret düzenlemesine değil, gerçek bir meslek kanununa ihtiyacı var

Eğitim İş Adana 1 Nolu Şube Başkanı Seher ERGİN'in konuyla ilgili açıklamaları:

Öğretmenlik Meslek Kanunu, öğretmenliğin özel bir kanuna kavuşması amacı ile Eğitim-İş sendikası olarak yıllardır talep ettiğimiz, öğretmenlerce eksikliği hissedilen bir hak ve beklediğimiz bir yasal düzenlemedir.

 

Bu kanundan temelde beklentimiz öğretmenlik mesleğine ilişkin hükümlerin düzenlenmesi; çalışma koşulları, hakları, görev ve sorumlulukların çerçeve olarak çizilmesi; mesleki güvencemiz ile birlikte ‘uzman’, ücretli, sözleşmeli, kadrolu ayrımının ortadan kaldırılması; sosyal ve yasal statümüzün arttırılması yönündeydi.

 

4 Şubat 2022 tarihi itibariyle Meclisten geçen ve 12 maddeden oluşan Öğretmenlik Meslek Kanunu; amaç, kapsam, düzenleme, yürütme ve yürürlük maddeleri çıkarıldığında 4 maddeden ibaret kalmıştır. Bu maddelerde özetle adaylık sonrası sınavın kaldırılması, kariyer basamaklarının tanımlanması, 3600 ek göstergeye ilişkin düzenleme ve sözleşmeli öğretmenlerin sağlık durumu sebebiyle tayin durumları düzenlenmektedir.

 

Yeni yasa, özü itibariyle mesleğimizi ‘ihtisas’tan ziyade kariyer basamaklarına odaklaması, emekli olmayı bekleyen yüzbinler açısından 3600 ek göstergeyi Ocak 2023 tarihiyle bir kez daha ötelemesi, ‘uzman’-ücretli-sözleşmeli-kadrolu öğretmen ayrımını kaldırmaması, özel kurumlarda çalışan öğretmenlerimizi kapsamaması, okul yöneticiliğine ilişkin tek bir hüküm dahi içermemesi dolayısıyla hayal kırıklığına sebebiyet vermiş, mesleğimizi teğet geçmiştir.

 

1739 sayılı milli eğitim temel kanunundan daha dar olan öğretmenlik meslek kanunu herhangi bir yenilik getirmediği gibi “Öğretmenlik, eğitim ve öğretim ile ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir” diyen 43. ve 45. Maddeleri yürürlükten kaldırarak hem kanundaki bütünlüğü bozmuş hem de hak kayıplarına neden olmuştur.

 

Mevcut kanuna göre zaten uzman olan öğretmen yeniden uzman olabilmek için yüksek lisans yapmış olma ya da meslekte 10 yıl geçirmiş olma, 180 saatlik video izleme ve yeniden sınava girme gerekliliği içeren bir dizi kriterle baş başa bırakılmıştır. Aynı şekilde başöğretmen olmak için öğretmenin doktora yapmış olması ya da uzmanlıkta 10 yıl geçirmesi yani 20 yıllık öğretmen olması, 240 saatlik video izlemesi ve yine sınava girmesi gerekmektedir. Öğretmenlerin büyük bir beklenti içerisinde olduğu Meslek Kanunu bugün herkesçe “uzman öğretmen” tanımına sığdırılmakta, zihinlerde ve dilde kariyer basamakları ve basamaklara ilişkin mali rakamlarla anılmaktadır. En nihayetinde uzman öğretmenlik karşılığı ilk olarak 1000 lira ve başöğretmenlik karşılığı 2000 lira olarak hafızalara kazınmış bulunmaktadır.

 

Ülkemizin ekonomik koşulları ve enflasyon rakamlarındaki artış göz önünde bulundurulduğunda temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanan meslektaşlarımızın sınava tabi tutularak gelişmesini beklemek yerine ülkemizin gerçeklerine uygun zam ya da gerçek enflasyon rakamlarının doğrudan maaşlara yansıtılması, emeğimizin karşılığının verilmesi gerekmektedir. Aynı şekilde okul donanım ve ihtiyaçlarının sağlanması, öğrenciler için beslenme alanlarının açılması, eşit, ücretsiz bir eğitim ortamı için öğrencinin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak bütçelerin okullara sunulması, temizlik ihtiyacını karşılayacak personellerin okullarda kadrolu ve daimi olarak bulundurulması zaten uzman olan öğretmenlerimizin çok daha yüksek bir performans göstermesini sağlayacaktır.

 

Sorun ortada, çözüm ise yanlış yerlerde aranmaktadır. Öğretmenin mesleki gelişimini tesis edemeyecek olan sınav anlayışı toplum nezdinde öğretmenin başarılı-başarısız olarak algılanmasına ve velilerce tercih edilme noktasında türlü sorunlar yaşanmasına neden olacaktır. Kariyer Basamakları, aynı kurumlarda çalışan hatta aynı sınıfa giren farklı branşlardaki öğretmenleri uzman, başöğretmen sıfatıyla ayrıştıracak ve iş barışını da ne yazık ki olumsuz etkileyecektir. Aynı sınıfa giren, aynı dersi, müfredatı, yıllık planı işleyen; aynı öğrenciye aynı kitaptan ders anlatacak olan öğretmenler ayrıştırılacak, eşit işe eşit ücret ilkesi ayrıca çiğnenecektir.

 

Öğretmenlik mesleğinin ihtisas ve gelişimden ziyade kariyer ve para ile eşleştirilmesi meslek onurumuz açısından aşağılayıcı ve kabul edilemez olduğu açıktır. Yakın tarihte tüm dünyayı sarsan pandemi gerçeği halen ciddiyetini korumaktadır ve öğretmenlerimiz pandemi süreciyle beraber, yüz yüze eğitimden bu yana pandemide oluşan yaraları sarmaya çalışmakta, akademik ve pedagojik açıdan oluşan eksiği telafi için yoğun bir çaba sarf etmektedir.

 

2022-2023 Eğitim Öğretim Yılında telafi ile birlikte eğitimde öğrencisine yüksek bir emek ve enerji harcayacak olan öğretmenlerimizin 19 Kasım tarihinde yapılacak olan sınava hazırlanmasını beklemek, iş yükü ile birlikte stresini arttırmak mesleğimiz açısından kabul edilemez. Bu sınav için bir uzman öğretmenin soru ve yardımcı kaynaklardan hariç çalışması gereken sayfa sayısı uzman öğretmenlik için 500’ü, başöğretmenlik için 600 sayfayı aşkındır.

 

Bugün ülkemizde öğretmen olma koşulları dünya standartlarına göre oldukça ağırdır. Öğretmen olmak istiyorsanız okul sıralarında 12 yıl geçirmeniz, arada TEOG, SBS, OKS, LGS gibi adlarla anılan ve yılı yılını tutmayan düzenlemelerle türlü değişikliklerden geçen sınava tabi olmanız, yine türlü düzenleme ve isim değişiklikleriyle anılan üniversite sınavına girmeniz, üniversitede ihtisas eğitiminizi almanız, üzerine genel yetenek genel kültür eğitim bilimleri alan sınavlarına girmeniz, mülakatlara katılmanız, güvenlik soruşturmasından geçmeniz ve nihayet atandığınızda yine adaylık eğitimine ve ölçme değerlendirmesine tabi olduktan sonra öğretmen olabilmeniz ancak mümkündür. Öte yandan öğretmenlik mesleğinizi icra ederken senede üç kez zaten seminer dönemlerine tabi tutulmaktasınızdır. Odağında insan olan eğitim öğretim yılı boyunca her günün sabahında milyonlarca öğrenciye açılan okul kapısında verilen sistemli eğitimin emekçisi öğretmendir. Yalnızca akademik bilgi ile insana dokunmanız duyuşsal, bilişsel, fiziksel, akademik gelişiminde ışık olmanız mümkün değildir. Öğretmenlerin her bir öğrencinin aklına yüreğine dokunmasının, bir ideal ve fikir oluşturmasının, her bir bireyi çok yönlü hazırlayarak topluma kazandırmasının formülü ve çıkar noktası olarak bir sınavla karşı karşıya getirilmesi meslek onurumuzun çiğnenmesidir.

 

Sonuç olarak öğretmenlik mesleğinin sosyal ve yasal statüsünü güçlendirecek, eğitimin toplumdaki öneminin ve öğretmenin yetiştirilmesiyle birlikte mesleki gelişimini, çalışma koşullarını, sosyal ve ekonomik haklarını içeren bir Meslek Kanununa hala ihtiyaç vardır.

Bölge Gazetesi

 

 

Eğitim HaberleriEğitim Haberleri