Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, 19-20 Temmuz tarihlerinde üç oturum hâlinde yapılacak sınavlarda görev alacak öğretmenlere ödenecek ücretler netleşti. Görev ücretleri şöyle:

  • Salon Başkanı: 1.407 TL
  • Gözetmen: 1.364 TL
  • Yedek Gözetmen: 1.023 TL

Her oturum için ayrı ödeme yapılıyor. Yani bir öğretmen üç oturumun tamamında görev alırsa, yaklaşık 4.000 – 4.200 TL civarında bir gelir elde edebiliyor. Ancak bu rakam kulağa hoş gelse de, içinde bulunduğumuz ekonomik koşullar göz önüne alındığında, bu ücretlerin yeterli olduğu söylenemez.

Enflasyon Yükselirken, Ücretler Yerinde Sayıyor

TÜİK'in açıkladığı yıllık enflasyon oranı %70’e yaklaşmış durumda. Çarşıda, pazarda, markette bu oranların çok daha üstünde fiyatlarla karşılaşıyoruz. Bir öğretmenin aldığı 1.400 TL'lik sınav ücreti, bugün sadece birkaç temel mutfak alışverişine denk geliyor. Kira fiyatlarının şehir merkezlerinde 15.000 TL’yi bulduğu bir ortamda, öğretmenlerin üç günlük sınav göreviyle alacağı ücretin yaşam maliyetlerine katkısı ne kadar olabilir?

Ayrıca unutulmamalıdır ki bu görevler haftasonu yapılmakta. Yani öğretmenlerin tatil günü, dinlenme zamanı bir nevi çalışarak geçiyor. Tatilinden feragat eden, ulaşım sıkıntısı çeken, sabahın erken saatlerinden itibaren sınav organizasyonunda görev alan bu eğitim neferlerine verilen ücret, emeklerinin karşılığı olmaktan çok uzak.

Sınav Görev Ücretleri Artırılmalı

Devlet, öğretmenine değer vermek istiyorsa, bu tür görevlerde ödenen ücretlerin enflasyon oranında değil, hayat pahalılığına ve reel alım gücüne göre güncellenmesini sağlamalıdır. Bugün 1.400 TL’lik bir sınav görevi, geçen yıla göre sadece birkaç yüz lira artmış durumda. Oysa aynı sürede akaryakıt fiyatı iki katına, ekmek fiyatı yüzde 100’ün üzerine çıktı. Üstelik bu görev ücretlerinden damga vergisi ve gelir vergisi gibi kesintiler de yapılmakta. Eğitimcinin emeğinden vergi kesmek hangi vicdana sığar?

Öğretmenler bu ülkenin geleceğini inşa eden bireylerdir. Onların emeği yalnızca sınıf içinde değil, toplumsal yapının tüm katmanlarında hissedilir. Bir sınav göreviyle elde edilen gelir, bir kira bile etmiyorsa, bu durum kamu vicdanını derinden yaralar.

Sonuç

Açık Lise Sınavları için yapılan başvuru sayısı, öğretmenlerin içinde bulunduğu ekonomik zorlukların sessiz bir çığlığıdır. Bu sınavlara gösterilen ilgi, bir gönüllülük meselesi değil, zaruri bir ekonomik gerçekliğin sonucudur. Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerin bu emeğini görmeli ve sınav ücretlerini insanca yaşamaya yetecek düzeye getirmelidir.

Kaynak: memurdavalari.com