Ülke ekonomisi adeta çıkmaz sokağa girmiş durumdadır. Ülke tarihinin en ağır ekonomik kriz koşullarını yaşamaktadır. Ülkenin gerçek gündemi olan “zamlar, hayat pahalılığı, açlık, işsizlikle” ilgili gerçekçi adımlar atılmamaktadır. Emekçiler; ekonomik krizin ağır koşullarının etkisiyle çaresizdir. Yurttaşlar; yüksek kiralar, ödenmeyen faturalar, kredi kartı borçları, tüketici ve konut kredileri altında ezilmektedir.
En düşük memur maaşının 22 bin TL’ye yükseltileceği vaadi bilinmektedir. Memur ve emeklinin yeni maaşları, haziran ayı verilerinin de açıklanmasıyla birlikte 6 aylık enflasyon farkına göre belirlenecektir. Ancak Erdoğan’ın açıklamalarının üzerinde aylar geçmiştir. O günden bugüne memur maaşlarında yaşanan erimenin ve alım gücündeki düşüş daha da artmıştır.
Hayat pahalılığı, gelir dağılımı ve yolsuzluk giderek artmaktadır. Memur maaşı, yoksulluk sınırının altında kalmamalı devlette çalışan emekçiler derin yoksulluğun pençesinde nefes aldıracak maaş en az 32 bin TL’dir.
Günlük çözümlerle yurttaşları kısa süreliğine rahatlatmaya çalışmak yerine; yurttaşları açlığa, sefalete mahkûm eden enflasyon oranlarından ve zamlardan vazgeçilmelidir.