Bugün tartışmamız gereken en önemli konu, eğitim sistemimizin neyi başarı kabul ettiği ve çocuklarımızı nasıl yetiştirdiğidir.
Sınavda yüksek puan alan çocukları alkışladınız. Yüzdelik dilimlerini konuştunuz, kazandıkları okullarla övündünüz. Peki, o çocukların nasıl bir insan olarak yetiştiğini hiç sorguladınız mı?
Başarı Anlayışımızı Yeniden Sorgulamalıyız
Ümraniye'deki okul saldırısını gerçekleştiren 15 yaşındaki öğrencinin LGS'de yüzde 2'lik dilime girdiği, bir fen lisesine yerleştiği ve daha sonra Anadolu lisesine nakil olduğu bilgisi kamuoyuna yansıdı. Eğitim sisteminin akademik ölçütleri açısından başarılı sayılabilecek bir öğrenciden söz ediyoruz.
Peki, asıl soru şu: Sınavda Türkiye'deki öğrencilerin yüzde 2'lik dilimine girebilen bir çocuk, 15 yaşında elinde bıçakla başka bir okulun kapısından neden girer?
Bu sorunun cevabını yalnızca bir sınav sonucunda, bir okulun adında ya da tek bir olayda arayamayız. Ancak bu olay, eğitim sistemimizin başarı anlayışını yeniden sorgulamamız gerektiğini açıkça gösteriyor.
Eğitim, Soru Çözmekten İbaret Değil
Çünkü eğitim, yalnızca kaç soru çözüldüğünü ölçmek değildir.
Eğitim; çocuğa empati kurmayı, öfkesini kontrol etmeyi, başkalarının haklarına saygı duymayı ve sorunlarını şiddete başvurmadan çözmeyi öğretmektir. Bir çocuğun akademik başarısı kadar ruhsal ve sosyal gelişimini de önemsemektir.
Öğretmeni Susturarak Eğitim Veremezsiniz
Öğretmen, yalnızca ders anlatan ve sınavlara hazırlayan kişi değildir. Öğrencinin davranışlarını gözlemleyen, sorunlarını fark eden, yanlışlarını düzeltmesine yardımcı olan ve gerektiğinde ona rehberlik eden kişidir.
Ancak öğretmenin her müdahalesinin şikâyet konusu hâline getirildiği, öğrencinin yanlış davranışını düzeltmeye çalışırken öğretmenin kendisini savunmak zorunda kaldığı bir ortamda eğitimden nasıl söz edebiliriz?
Öğretmenin elini kolunu bağlayıp sonra ondan nitelikli nesiller yetiştirmesini bekleyemezsiniz. Öğretmeni değersizleştiren bir sistem, kendi yürüyeceği yolu karartır.
Başarıyı Notlara Sığdırdınız
Çocuğun sınavda başarılı olması elbette önemlidir. Ancak yüksek puan almak, iyi bir insan olmanın garantisi değildir.
Bir öğrenci matematikte çok başarılı olabilir ama öfkesini yönetemeyebilir. Bütün soruları doğru çözebilir ama arkadaşının acısını anlayamayabilir. İyi bir liseye yerleşebilir ama yaşadığı sorunlarla başa çıkmakta zorlanabilir. Eğitim sisteminin görmesi gereken gerçek tam da budur.
Gerçek Eğitimcileri Sistemin Dışında Kaldı
İşini hakkıyla yapmaya çalışan eğitimcilerin sürekli baskı altında hissettiği, liyakat yerine farklı ölçütlerin öne çıktığı ve yöneticilerin sorunları çözmek yerine şikâyetlerden kaçınmayı tercih ettiği bir ortamda eğitim kalitesini yükseltemezsiniz.
Öğretmeni korumak, yanlış yapanı sorgulamamak değildir. Öğrenciyi korumak da her davranışı mazur görmek değildir.
İhtiyacımız olan şey; öğretmenin sorumluluğunu yerine getirebildiği, öğrencinin haklarının korunduğu, okul yönetiminin adil davrandığı ve ailelerin eğitim sürecine gerçek anlamda katıldığı bir sistemdir.
Çocuğun yanlış davranışını görmezden gelmek de öğretmenin her müdahalesini cezalandırmak da çözüm değildir. Çözüm, sorunu büyümeden fark etmek ve eğitimcilerin rehberliğinde doğru müdahaleyi yapabilmektir.
Önce Teşhis, Sonra Tedavi
Ümraniye'deki saldırının bütün nedenlerini tek bir olaydan hareketle açıklayamayız. Ancak böyle olaylardan sonra yalnızca failin kim olduğunu ve hangi okula gittiğini konuşup eğitim sisteminin sorumluluklarını sorgulamadan geçemeyiz.
Bir çocuğun hangi liseyi kazandığı kadar, nasıl bir insan olarak yetiştiğini de önemsemek zorundayız.
Sınavda başarılı çocuklar yetiştirmek istiyorsanız sınavlara odaklanabilirsiniz. Ancak iyi insanlar, sağlıklı ilişkiler kurabilen bireyler ve şiddet karşısında başka yolları tercih edebilen gençler yetiştirmek istiyorsanız eğitimi yeniden merkeze almak zorundasınız.
Çünkü eğitim sisteminin gerçek başarısı, yalnızca kaç öğrencinin yüksek puan aldığıyla değil, kaç çocuğun hayata sağlıklı, sorumlu ve vicdanlı bir birey olarak hazırlandığıyla ölçülür.
Bir çocuğun kaç net yaptığına bakıp geleceğini ölçebilirsiniz. Ama nasıl bir insan olduğunu anlamadan onu gerçekten eğittiğinizi söyleyemezsiniz.
Alpay CAVLAK
Eğitimci Yazar/Şair