"Toplumsal sorumluluk bilincini daima önde tutan eğitim çalışanlarının sorunları, siyasi iktidarların eğitimde uyguladığı yanlış politikalar sonucunda, Cumhuriyetimizin 90.Yılına gireceği bir dönemde kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. Özellikle son on yılda eğitimde uygulanan politikalar ise mesleğimizi yıkım kararlarına dönüşmüştür.
Mevcut siyasi iktidarın mesleğimize yönelik saldırılarının temelinde yatan nedenler, eğitim sistemimizi özelleştirerek küresel sermayenin egemenliğine sunmak; laik, demokratik, bilimsel ve kamusal yapısını yıkarak eğitimde ideolojik değişikliği gerçekleştirmektir. Eğitim çalışanlarımıza yönelik olarak, bizzat başbakan ve milli eğitim bakanları tarafından sarf edilen söz ve söylemlerin aleyhte bir kampanyaya dönüştürülmesi, ALO 147 ihbar hattı ile binlerce eğitim çalışanımız hakkında soruşturma açılması, öğretmenlere uygulanan şiddet olaylarının artması, sistemden kaynaklı dayatmaların sonucu olan alan değişikliği, eğitim çalışanlarımızın maaş ve ücretlerinde bir türlü yapılmayan iyileştirmelerin temelinde de bu gerçeklik yatmaktadır.
Eğitim sistemimizin, bilimsel ve parasız yapısının aşındırılmasıyla başlayan süreç, Milli Eğitim Bakanlığının mevzuatını değiştiren yasal değişikliklerle tamamlanmıştır. 652 Sayılı KHK ve kamuoyunda bilinen adıyla 4+4+4 yasası ile eğitim sistemimiz piyasa koşullarına açık, bakanlığın gerici uygulamalarıyla da ortaçağ karanlığına sürüklenen bir yapılanmaya dönüşmüştür. Hiçbir bilimsel araştırma yapılmadan, konunun taraflarına danışmadan, okullarımızda herhangi bir alt yapı çalışması yapılmadan hazırlanan 4+4+4 yasası ile eğitim sistemimiz bir kaosa sürüklenmiştir. Dört aylık uygulamanın ortaya koyduğu gerçek ise; binlerce öğretmenimiz norm kadro fazlası olmuş, öğrencilerimiz okullarından ve öğretmenlerinden edilmiş, velilerimizin sırtına yüklenen eğitim harcamaları artmıştır.