Alım Gücü Eriyor: Enflasyon Kadar Zam, Aslında Sıfır Zamdır!

Ekonomide uzun süredir devam eden hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon sarmalı, memur ve emeklilerin maaş artışlarını kağıt üzerinde bırakmaya devam ediyor. Kamu çalışanları ve emekli vatandaşlar, her yıl açıklanan toplu sözleşme zamlarının ardından enflasyon farkı alsalar da, bu sistemin satın alma gücünü korumaya yetmediği gerçeğiyle yüzleşiyor. Uzmanlar ve Anadolu Eğitim Sendikası, enflasyon oranı kadar yapılan artışın bir "refah artışı" değil, yalnızca geçmiş kayıpların gecikmeli bir telafisi olduğunu, dolayısıyla gerçek anlamda bir zam ifade etmediğini vurguluyor.

GÜNCEL EĞİTİM - 17-07-2026 15:01

Hedeflenen ile Gerçekleşen Arasındaki Uçurum

Son yıllardaki verilere bakıldığında, memur ve emekliye bütçe planlamalarında öngörülen enflasyon tahminlerine göre verilen yüzdelik artışlar, gerçekleşen enflasyonun çok gerisinde kaldı.

2023 Yılı: Memur ve emekliye bütçede %8 + %6 oranında artış öngörülürken, yıl sonu gerçekleşen resmi enflasyon %67,77 olarak kayıtlara geçti. 2024 Yılı: %15 + %10 olarak belirlenen maaş artışlarına karşın, yıllık enflasyon %44,38 seviyesinde tamamlandı. 2025 Yılı: %6 + %5 gibi tek haneli rakamlara çekilmeye çalışılan zam oranları, %30,89’luk sert bir enflasyon gerçeğine çarptı.

Bu kronik sapma, maaşların daha ilk aylardan itibaren erimesine ve çalışanların yılı zararla kapatmasına neden oluyor.

 

 İlk Altı Ayda Öngörüler Yine Altüst Oldu

İçinde bulunduğumuz 2026 yılı için memur ve emeklilere %11 + %7 oranında bir artış planlanmıştı. Ancak ekonomik dinamikler ve fiyat artış hızı bu planı da boşa çıkardı. Henüz yılın ilk altı ayı geride kalmışken, resmi enflasyon %17,7 seviyesine ulaştı.

Yılın geri kalan altı aylık dönemi ve piyasadaki mevcut fiyatlama davranışları dikkate alındığında, 2026 yıl sonu enflasyonunun yaklaşık %30 seviyesinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Bu durum, Temmuz ayında yapılan ve yıl sonunda yapılacak olan güncellemelerin yine yetersiz kalacağını açıkça gösteriyor.

 

Altı Ay Gecikmeli Telafi: Enflasyon Farkı Yarayı Sarmıyor

Mevcut sistemde memur ve emekliler, enflasyonun altında kaldıkları dönem boyunca fiyat artışlarını ceplerinden finanse ediyor. Enflasyon farkı altı ay gecikmeli olarak verilse de, bu süreçte yaşanan alım gücü kaybı geriye dönük olarak telafi edilemiyor.

Maaşlar zamlandığı gün, piyasadaki etiketler çoktan yeni seviyesine ulaşmış oluyor. Son yıllarda memur ve emeklilerin TÜİK enflasyonunun üzerinde gerçek bir refah payı artışı alamaması, çalışan kesimin milli gelirden aldığı payın sürekli küçülmesine yol açıyor.

 

Hissedilen Enflasyon Farklı: Çarşı ve Pazarda "Eksi Zam" Dönemi

Milyonlarca vatandaşı asıl zorlayan durum ise resmi veriler ile hayatın gerçekleri arasındaki makasın açılması oldu. Kamuoyunda TÜİK verilerinin gerçeği tam olarak yansıtmadığı, sokakta, çarşıda ve mutfakta hissedilen gerçek gıda ve kira enflasyonunun çok daha yüksek olduğu sıklıkla dile getiriliyor.

Vatandaşın zorunlu harcama kalemlerindeki artış resmi rakamların üzerine çıktığında, memur ve emekliler sadece sıfır zam almış olmuyor; aksine her ay "eksi zam" alarak daha da yoksullaşıyor. Resmi rakamlara göre yapılan artış, mutfaktaki yangını söndürmeye yetmiyor.

 

Çözüm Önerisi: Gerçekleşen Enflasyonun Üzerine "Refah Payı" Şart

Ekonomistlerin ve sendika temsilcilerinin üzerinde birleştiği temel çözüm, maaş artış sisteminin kökten değiştirilmesidir. Beklenen veya hedefledikleri enflasyon üzerinden yapılan pazarlıklar yerine, "Gerçekleşen Enflasyon + Gerçek Zam (Refah Payı)" formülünün uygulanması gerektiği savunuluyor.

Alım gücünün erimesini engellemek ve çalışanları enflasyona ezdirmemek için, önce oluşan kayıp (gerçekleşen enflasyon) sıfır noktası kabul edilerek maaşlara eklenmeli, bunun üzerine de ekonomik büyümeden pay verilerek gerçek bir zam gerçekleştirilmelidir. Aksi takdirde, yüzdelik oranlar ne olursa olsun, memur ve emekli için her yeni yıl bir önceki yılı aratmaya devam edecektir.

 

 

Günün Diğer Haberleri