Gazete    Gerekli    Hava?    Künye  
Anasayfa | Güncel | Atama | Özlük | SBS | YGS-LYS | KPSS | Okul | MEB | Öğretmen | Sendika | Arama | Galeri | Video | Anket | Ekle | Forum | RSS

İyiki okul öncesi eğitim zorunlu hale getirildi

Okunma  Yazar : Alpay CAVLAK
Yorumlar  Yorum Sayısı : 2
Okunma  Okunma : 2114
Tarih  Tarih : 28 Ağustos 2009, 23:03

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), yeni eğitim-öğretim yılından itibaren okul öncesi eğitimin zorunlu olacağı 32 ilde, çalışmalarını sürdürüyor. Projenin Eylül 2009 tarihinde uygulamaya konulması, süresinin 1 yıl olması ve gerekli görülmesi halinde ise sürenin uzatılması öngörülüyor.
 
Okul öncesi eğitim, eğitim sistemimiz içersinde artık zorunlu. Geç kalınmış bir uygulama ama zararın neresinden dönersek o kadar iyi...

Okul öncesi eğitim, Dünyada, özellikle Avrupa ülkelerinde çok önemsenen ve yatırımlarla desteklenen alandır. Üzgünüm ki ülkemizde gereken oranda, hak ettiği yerde değil. Pek çok avrupa ülkesinde okul öncesi eğitim % 100’lere varabilmekte iken, Türkiye bu konuda bazı Afrika ülkelerinden bile geridedir. Milli Eğitim Bakanlığı`nın istatistiklerine bakıldığında son yıllarda artış göstermiş ancak verilerine göre okul öncesi eğitimden yararlanan öğrenci sayısı 700 binin altındadır.   

 
Okul öncesi eğitimin önemlidir, önemsenmelidir.
    
Okul öncesi eğitim sürecinde çocuklar oyunlarla öğrenmekte, eğlenerek öğrenmekte, bireysel özellikleri, yetenekleri ve ilgi alanları doğrultusunda yönlendirilip desteklenmektedir. Eğitim almış çocukların ilköğretim başarısı yükselmektedir yani okul öncesi eğitim ilköğretime hazırlayıcıdır. Okul öncesi eğitim almış bir çocukta daha az okul korkusu olduğu gözlenmektedir. Okul öncesi eğitim sürecinde, çocuklarına doğru yaklaşım konusunda noksanlık hisseden veliler de okul öncesi eğitim süreci ile eksikliklerini giderme şansı bulabilmektedir. Çocuk eğitimi ve gelişimi konusunda yetersiz olan aileler doğru yönlendirilmektedir. Okul sonrası, evde de bu eğitim, aile ile birlikte devam edebilmekte, aileler bilinçli yaklaşımlarda bulunabilmektedirler. Okulda öğretmenler çocukta erken yaşta ortaya çıkabilecek ve erken müdahalenin önemli olduğu sağlık bozukluğu, gelişimsel gerilik gibi durumları gözlemleyebilmektedirler. Böylece gerekli uzman müdahalesi zamanında yapılabilmekte, bu da çocuğun hayatını etkileyebilmektedir.

Evet, Ailelerin de bu eğitim sürecinin önemini özümsemeleri ve uygulamada da aynı özeni göstermeleri, çocuklarının yaşamlarını şekillendirmedeki rolleri açısından çok önemlidir. Özellikle yaşamı tanıma ve anlama küçük yaşlarda şekillenmektedir. İşte bu dönemde çocuk eğitimsiz bırakılmamalıdır. İyiki okul öncesi eğitim zorunlu hale getirilmiştir.

 
Okul öncesi eğitimin önemini kavramak için çocuk üzerindeki geliştirici etkilerine bakmak gerekmektedir.
 
*Gelişimin (özellikle zihinsel gelişimin) % 70’i 0-6 yaş dönemindedir. Çocuğun ilerde kişilik yapısının, davranış şekillerinin, değer yargılarının, kısaca geleceğinin şekillenmesi üzerinde son derece etkilidir. Okul öncesi eğitimden yararlanmış bir çocukla, bu eğitimden mahrum kalmış bir çocuk arasında belirgin farklılıklar bulunmaktadır. Peki nedir bu farklılıklar bir göz atalım:
  1. 0-6 yaş dönemi özellikle zihinsel gelişimin oldukça hızlı olduğu bir dönemdir. Çocuk bu dönemde verilen eğitim, çevresel uyarıcılar ve öğretmen rehberliği sayesinde kapasitesini en yüksek düzeyde kullanma olanağı bulur. Bir çok bilginin temel dayanağı bu dönemde kazandırılır. Çocuk, sınıf ortamında zengin materyallere ulaşabilir, uyarıcılar algısı üzerinde olumlu etkiler yaratır. Akıl yürütme becerisine olumlu katkı sağlar. Böylelikle çocuk, zihinsel gelişim üzerinde son derece etkin bir eğitim sürecinden yararlanmış olur. Yapılan araştırmalarda, yetersiz uyarıcı olan çevrede büyümüş çocukların, zihinsel gelişim bakımından geri kaldıkları ve yeterliliklerini ortaya koymada eksiklikler yaşadıkları saptanmıştır.
  2. Sosyal gelişim açısından bakıldığında ise, çocuk ev ortamında bulamayacağı önemli bir olanağa kavuşur. Akranlarıyla bir arada bir eğitim ortamında bulunur. Bu son derece önemlidir. Çocuk grup faaliyetlerine katılarak, oyunlar oynayarak, diğer çocuklarla diyaloglar kurarak birçok toplumsal kuralı öğrenir. Dünyada kendisinden başka bireyler de olduğunun, bu bireylerin de hakları olduğunun ve beraber yaşama sorumluluğunun farkına varır.
  3. Çocuğun duygusal gelişimini takip etmek ve destekleyerek geliştirmek yine okul öncesi eğitimle mümkündür. Duygularını özgür bir ortamda, değişik yollarla ifade edebilme imkanına sahiptir. Örneğin bazen bir resimle, jest ve mimikleriyle, kimi zaman da drama yaparken duygularını açığa çıkarır, rahatlamasını sağlar.
  4. Çocuk bu dönemde, diğer arkadaşlarıyla özgürce koşup oynayabileceği, zengin uyarıcılar ve uygun oyuncak çeşitleriyle donatılmış bir ortamda eğitim görür. Bu özellikle psikomotor gelişim için oldukça yaralıdır. Büyük kas (kol, bacak kasları gibi) ve küçük kas (el parmakları, ayak parmakları gibi) gelişimi üzerinde oldukça etkendir. Tırmanma, koşma, yuvarlanma vb. hareketlerle büyük kas gelişimi; boyama, koparma, yapıştırma, yuvarlama, bağlama vb. hareketlerle küçük kas gelişimi olumlu yönde desteklenir. Bu eğitim süreci, el göz koordinasyonu üzerinde de son derece etkilidir.(*Yıldızlı bölüm derlenmiştir)

        Alpay CAVLAK

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa    Tavsiye Et Tavsiye Et    Yorum Yaz Yorum Yaz    Facebook'a Gönder Facebook'ta Paylaş    Google Favorilerime Ekle Google'da Paylaş


Bu habere toplam 2 yorum yazılmıştır.

Mustafa SERPEN [ 29 Eylül 2009, 14:10 ]
Değerli Alpay öğretmenim, yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil. Günümüz Milli eğitim Bakanlığı bünyesine bakıldığında çalışanları arasında kaç öğretmen kökenli var acaba? HİÇ. Son yıllarda özel okullar, üniversitelerin sayısındaki artışın nedeni ne acaba? Yüzlerce binlerce dershane, Özel okul ve üniversiteler. Eğitim sistemimizdeki çarpıklığın nedenini bakanlık bilmiyor mu? Kendi yaptığı sınavlardaki başarı oranının nereden kaynaklandığını da pek ala çok iyi biliyor. Yıllar öncesinden savunduğumuz yönlendirme sistemi bu değil ki. Buradaki amaç belli. Üniversite önlerinde biriken genç sayısı çığ gibi artıyor. Bitirenler de KPSS denilen bir savsata ile karşı karşıya geliyor.
Fazla uzatmak istemiyordum aslında ama yara gün geçtikçe kangren haline dönüştü.
Beylerin düşüncesi herzaman olduğu gibi "benim çocuğum her zaman her yerde okur. Avamın çocuğundan bana ne" Bu arada öğretmenimizin işi zor çok yönlü problemler içinde mücadele veriyor.
Sağlıklı bir eğitim öğrenim yılı geçirmeniz dileği ile.
ÖZGÜR AKDAĞ [ 08 Eylül 2009, 13:40 ]
Alpay Hocama aynen katılıyor,bu konuda yazı yazdığı için teşekür ederim.

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Son Haberler

GUNCELEGITIM.COM - GUNCELEGITIM.NET Altyapı:Mydesign [© 2006- 2010 Alponline ] İletişim: guncelegitim@gmail.com
RSS Kaynağı | Yazar Girişi