| | ||||||||||
| Anasayfa | Güncel | Atama | Özlük | SBS | YGS-LYS | KPSS | Okul | MEB | Öğretmen | Sendika | Arama | Galeri | Video | Anket | Facebook | Twitter | ||||||||||
Öğretmenim; ben kurdele değil sevgi istiyorum!
Öğretmenim; ben kurdele değil sevgi istiyorum! İskender ÇANKAYA Kurdele ya protesto için, ya açılış için, ya da yas için takılıyordu. Kurdele eskiden kız öğrencilerin saçlarına takılan ve çok şık duran, temizliğin simgesi bir araçtı. Okumaya geçen öğrencilere ilk defa hangi öğretmen kurdele taktı bunu bulamadım. İskender Çankaya, yazdı. Öğretmenlik görevime 5 Ocak 1981 tarihinde Ağrı Taştekne İlkokulunda başladım. 1. sınıfları aldığımda şaşırıp kalmıştım. Öğrencilerim Türkçeyi zor konuşuyorlardı. Tahtayı silmek isteyen bir öğrenci bana “öğretmen tahtayı silmişke” diyordu. Yani “tahtayı ben silebilir miyim?” demek istiyordu. ![]() Kısa süre okuttuğum bu öğrenciler çok çabuk okuma yazma öğrendiler. Daha sonra çalıştığım Sivas Deliilyas Kasabası İlkokulunda üst üste 3 yıl 1. sınıfları okuttum. Şu an çoğu ile haberleşiyorum. Hepsi iyi yerdeler. Bu bana büyük mutluluk veriyor. Müfettiş olduktan sonra yıllarca 1. sınıfların denetimine girip rehberlik yaptım. Okumaya geçen öğrencilere ne tür ödül verileceği konusunda çok soru ile karşılaştım. En sık karşılaştığım ödül ise “kurdele takma” oldu. Bu yazımda okumaya geçen öğrencilere kurdele takma veya takmama konusunda kendi görüşümü ve diğer görüşleri sunmaya çalışacağım. Bu yazıda asıl amacım; maddi ödüllerin öğrenciler üzerindeki etkilerini (kurdele takma, elma kızartma, çikolata, şeker verme..vb) burada ve öğretmenler arasında tartışılmasını sağlamaktır. Benim bildiğim; kurdele ya protesto için, ya açılış için, ya da yas için takılıyordu. Kurdele eskiden kız Askerlik yapanlar bilir çeşitli nöbet yerleri vardır. Komutanın biri yeni boyanan bankların üzerine kimse oturmasın diye bir iki günlüğüne “bank nöbeti” yazdırmış. Nöbetçi yazıcısı da bir iki hafta bank nöbeti yazmaya devam etmiş ve daha sonra bank nöbeti gelenek haline gelmiş. Bank nöbeti yazdıran komutan tayin olup başka yere gitmiş. Yeni gelen komutan nöbet yerlerini gezerken bankların yanındaki nöbetçiyi görmüş. Nöbetçiye sormuş “Ne bekliyorsun?” diye. Asker “Komutanım burası bank nöbet yeri” demiş. Komutan yazıcıya sormuş “bank nöbeti nedir?” diye. Yazıcı “Komutanım giden falan komutan koydu bu nöbeti” demiş. Yeni komutan merak edip eski komutanı aramış “Efendim bu bank nöbeti nedir anlayamadım?” demiş. Eski komutan şaşırmış: “Hâlâ o bankı mı bekliyorlar? Boyatmıştım üzerine kimse oturmasın diye bir-iki günlüğüne koydum o nöbeti” demiş. Sanırım kurdele takma da bu şekilde gelenekselleşmiş bir ödül yöntemi. Öğretmenliğim sırasında bu ödül şeklini hiç kullanmadım. Bana da 1.sınıfta kurdele takılmadı. Öğrencilerime maddi ödül yerine her zaman onları övücü sözlerle ödüllendirmeye çalıştım. Bunlar nedir derseniz; 1.sınıflar için “aferin, çok güzel, harika, alkışlatmak, öpmek.. vb. örnekleri çoğaltmak mümkün. ![]() Defterk yazarlarından Hatice Öğretmenin “öğretmenim bana BİR TANEM dedi” yazısı bu güzel sözlere bir örnektir. Öğrencinin başına dokunmak, omzunu tutmak, zaman zaman onunla büyükmüş gibi konuşmak, bir göz kırpıp gülümsemek öğrenciler için bulunmaz ödüllerdir. Okulda 1.sınıflardan bir şube varsa kurdele takmak pek sorun olmayabilir belki. Ama birden fazla şube varsa ve o şubelerden birisi kurdele takar diğerleri takmaz ise öğrencilerin neler düşünebileceğini tahmin etmek zor olmaz. Okumaya geçen öğrenciye kurdele takıp, okumaya geçmeyen öğrenciye takmazsak o öğrenciyi kaybedebiliriz. Okumaya geç geçen öğrenciler erken geçen öğrencilere her zaman kinlenecek ve kendisinin onlardan daha tembel olduğunu düşünecektir. Kurdele sınıf içinde veya okul içinde de kalmıyor, okul dışında ve evde de takmaya devam ediliyor. Bu uygulama öğrencilerin velileri için de bir övünç kaynağı olduğundan kurdele takamayan öğrenci velileri ile kurdele takan öğrenci velileri arasında hiç beklemediğimiz konuşmalar olabiliyor. Kurdele takmayan bir öğrencinin dışarıda bu kurdeleyi temin edip takabileceğini de unutmamalıyız. Okumaya geçme öğrenci için hedeflerden sadece biri değildir. Kurdele takılmayan bir öğrencinin yıllar sonra kurdele takanlardan daha üst seviyelerde olduğunu görmek mümkündür. Okuma bilmeyen bir öğrencinin matematik zekası çok iyi olabilir. Bu tür öğrencileri çok görüyoruz. Matematik becerisi çok iyi olan öğrencilere ne takılacak? Bloom’un tam öğrenme modelini ve Gardner”in çoklu zeka kuramını üniversitelerde boş yere mi okutuyorlar acaba. Buradan çocuk psikologlarına da sesleniyorum. Lütfen bu konudaki bildiklerinizi öğretmenlerimizle paylaşın. Pekiştireçlerin nasıl kullanılacağı konusunda ipuçları verin… ![]() Kurdele takma konusunda yapılan yorumları da paylaşalım sizlerle; “Kırmızı kurdele takmak ya da elma kızartmak bazı çocukları hevese getirmek, hırslandırmak, başarı duygusunu tatmalarına yardımcı olmak adına yardımcı olabilir. Ama bir de diğer boyutunu düşünmek lazım. Kurdeleyi alamayan çocuğun psikolojik durumu, hayatı boyunca unutamayacağı bir başarısızlık duygusu olabilir. Okuma yazmayı öğrenmek çocukların çok zeki oldukları anlamına gelmez. Okuma yazmayı geç öğrenen bir öğrenci ilerde sınıfınızın en iyilerinden biri olabilir. Ama bu kırmızı kurdeleyi alamadığı ya da geç alabildiği için başarısızlık duygusunu tatmış çocukta gerilemeye dahi sebep olabilir. Bunun için ben doğru bulmuyorum. Çocuklarımızı hemen başarılı- başarısız diye yargılamayalım.”
“hocam fikrinize saygı duyuyorum; fakat çok farklı bir pencereden bakmışsınız bu bir yargılama değil ki nerde kaldı maddi manevi ödül, pekiştireç çocukları onore etmek ödüllendirmek sadece aferin demek değil ki bunun birçok yolu var buda onlardan bir tanesi sadece” “Ben de sizin fikrinize saygı duyuyorum. Ödül ve pekiştireç özellikle birinci sınıf öğrencisi için çok çok “maalesef bilinenin ve üniversitede öğrendiğimizin aksine, pekiştireçler ve ödüller çocuklar için olabildiğince zararlı olup, mümkün mertebede kullanmamak gerekir. Ne hikmetse, üniversitedeki hocalarımızın bir kısmı kendini geliştirmekten yoksun oldukları için, öğrenme psikolojisinin sadece klasik ve edimsel koşullanmadan ibaret olduklarını sandıkları için, sanki bunlar günümüz içinde aşırı önemliymiş gibi gösterip, aslında zararlı olduklarını unutuyorlar... asla ve asla hayatımızın hiçbir aşamasında pekiştireç, ödül ve ceza yöntemini kullanmamamız gerekiyor.. görünürde öğrenmeyi olumlu gibi etkilese de, bastırılmış duygular aracılığıyla yeniden ortaya çıkıyor.” “Geçenlerde İstanbul"da bir okulumuza gittim. Birinci sınıfın önünden geçerken dikkatimi çekti. Bazı öğrencilerin yakalarında kırmızı bir kurdele takılmış, bazı öğrencilerde ise kurdele yoktu. Bildiğim halde kurdele takan öğrenciye sordum: “Yakandaki bu kurdele nedir yavrum?” Çocuk gururla; “Ben okumaya geçtim. Öğretmenim bana kurdele taktı.” Ben onunla konuşurken birkaç öğrenci yanımıza toplandı. Baktım yakalarında kurdele olmayan öğrenciler mahçup ve içine kapanık bir şekilde duruyorlar konuşmak istemiyorlar. Üzüntülü oldukları yüzlerinden belli.” “Velilerimiz ve öğretmenlerimiz öğrencilerinin okula gitmek istememe sebeplerini çok iyi araştırmalılar. Bakalım altından neler çıkacak” “Ben, ne bayramla, ne de kurdele ile okumayı öğrenmedim ama okumayı da hala severim ve tam 50 yıldır okuma-yazmayı biliyorum.” “Küçücük yaşlarda başarısız damgasını hem arkadaşlarından hem de ailesinden yemekte ve yaşamaktalar. İşte Hollanda'da bu duruma fırsat vermemek için notlar sınıfta bile okunmuyormuş. Ola ki zayıf alan öğrenci küçük düşer diye..Çağrılıp,yüzüne okunmakta imiş...Bu çok önemli bir konu.Nelere dikkat etmek gerekiyor bakın...” “Hocam ben bir veli olarak size katılıyorum. Kızım 1. sınıf öğrencisi ve sınıflarında bir sırayı tembel öğrencilere ayrılmış ve o sıra tembeller sınıfı olarak adlandırılmış ve her başarı gösteren öğrenciden sonra işte sizde böyle çalışsaydınız tembeller sınıfında olmazdınız gibi bir ima söz konusu oluyor ve inanın kendi kızım o sırada olmamasına rağmen çok üzülüyorum ayrıca kızım şuan acayip bir ruh halinde eğer okuma bayramında o kurdele bana takılmazsa tembellerin sırasına atılacağım diye korkuyor ve her gün bu kaygıyı yaşıyor ve gelin bir de veli olarak bu durumda bizim halimizi görün yinede öğretmenlerimize Allah sabır versin”“evet kurdele takma konusunda ilk deneyimimizi yaşadık hüsrana uğradık 38 kişilik sınıfta bu gün 3 kişiye kurdele takılınca benim ve bir kaç tanıdığım kişinin çocuğu hüsrana uğradı şuan evimde duyguları bilgileri öz güveni çökmüş bir yığıntı halinde kendine kızan ve kendini (akılsızım diye)suçlayan bir küçük yürek enkazı ile mücadele etmekteyim .Ve soruyorum bu kurdele takma işi ve değerlendirilirken bu minicik kalplerin psikolojisi düşünüldü mü acaba ??” “Beni de 1.sınıf öğretmenim tembel diye kapının yanına atmış ve kurdele takmamıştı en sona ben kalmıştım,biliyor musunuz bu gün o benden önce okuyan çalışkan arkadaşlarım hiç bir meslek sahibi olamadılar ve okuyamadılar çoğu....Ne kadar çok üzülüyordum sınıfta arkadaşlarım okudukça, onun için hiçbir öğrencimi okuyamıyor diye ne ayırdım ne de kurdele takıyorum..Aksine okuyamayanlarla birebir daha çok ilgileniyorum” “Otuz üç kişilik sınıfta kırmızı kurdelesiz bir ben kalmıştım! Saçlarım uzun olsa, olabilseydi eğer, öfkeli at kuyrukları, hırçın örükler yapıp; uzun tırnaklı sınıf öğretmeninin merasimle taktığı kurdelelerden çok daha büyüklerini sallar, sallandırırdım elbet. Ama yapabildiğim tek şey, benden esirgenenlerden çok daha kırmızı olduklarına kendimi inandırdığım külotlu çoraplar giymekti siyah önlüğün altına. Cılız bir teselliydi renklerin benzerliği. İşe yaramıyordu. Ne de olsa kırmızı külotlu çoraplar, yakalara takılan kırmızı kurdelelerin aksine, okuma yazmayı öğrenmenin göstergesi sayılmıyordu. Bu durumda, ilkokul birinci sınıfın ikinci dönemi sona ermek üzereyken, otuz üç kişilik sınıfta bir tek ben kalmıştım okuma yazmayı söktüğünü tescil ettiremeyen…. Dönem sonlarına doğru, sınıfta, otuz iki kurdeleli öğrencinin ortasında, altıma yaptım. Giydiğim külotlu çorabın kırmızısı koyulaştı ıslanınca. Aynı haftanın sonunda daha fazla üzerime düşmeyi uygun görmeyen sınıf öğretmeni, sanki her şey birdenbire değişip düzelivermişçesine, bir gün aniden yakama takıverdi çekmecesindeki son kurdeleyi. Neyse ki öğretmenden çok daha basiretli çıktı kurdele. Düştü kayboldu hemen, taşıyamayacağımı anlamışçasına.” Necip Asım Yazıksız, Kitap, 1893 Niğde Alay İlköğretim Okulunda örnek bir idareci olan Bilal Aktaş “Göremediğimiz Bir Tanelerimize” adlı şiirinde ne güzel anlatıyor öğrencinin beklediği ödülü… “Arada değer öğretmenin sıcak eli ısıtır içini Yine eğitimin çalışkan neferlerinden öğretmen Alpay Cavlak “Öğretmenim Kurdele Takma Bana” adlı şiirinde şöyle sesleniyor; “Öğretmenim kurdele takma bana. Çiçekler tak saçıma. Her gün kokunu bırak, sınıfta. İlk ben geleyim okula. İlk ben kucaklayayım seni, herkesten önce…” Sonuç olarak; okul bir eğitim-öğretim ortamıdır. Okuma yazma öğrenmek öğrencilerin okula gelme amaçlarından sadece biridir. Okulda er veya geç öğrenci okumayı öğrenecektir. Öğrenemeyen öğrenci yoktur, geç öğrenen öğrenci vardır.
Bu kadar erken okumaya geçirmek yanlıştır. Şu an uygulanan ses temelli cümle yöntemi ile öğrencilerin okumaya başlaması Ocak Ayı veya Şubat başı olarak öngörülmektedir. Tabiî ki bu süreç 10 gün önce ve sonra olabilmektedir. Bu yanlışa maalesef bazı arkadaşlarımız, çok bilenler ve velilerde düşmektedir. Üniversitede Alman Eğitim sistemini anlatması için sınıfımıza davet ettiğim Alman öğretim görevlisinin şu sözlerini hiç unutmuyorum “Sanki sizin çocuklarının süper zeka. İki ay içinde zorla okuma yazmayı öğretiyorsunuz. Bunu da başarı zannedip övünüyorsunuz. Bizim çocuklarımızın çoğu 2.sınıfta okuma-yazma öğrenirler…” ![]() Çocuklarımızın okuldan bıkmalarının sebeplerinden başta geleni bu zorlamadır. Çocuklara asıl amacın sadece “okuma” olduğunu empoze etmek çok yanlıştır. Öğrencinin zaten görevleri arasında olan “okuma” için bayram yapılmasının ve kurdele takılmasının çok anlamlı olup olmadığını, maddi ödül verilen, kurdele takılan, şeker ve çikolata verilen öğrencilerin normal bir kazanım sonucu dahi beklentilerinin neler olabileceğini okuyucuların görüşlerine sunuyorum. Tüm yönetici ve öğretmen arkadaşlarımı saygıyla selamlıyorum… İskender Çankaya, yeni eğitim-öğretim dönemi başlarken ne güzel bir yazı yazdı…
Kaynak: defterk.com
|
YAZARIN DİĞER YAZILARI
|
|||||||||
|
GUNCELEGITIM.COM - GUNCELEGITIM.NET [© 2006- 2012 Alponline Tasarım] Altyapı:Mydesign İletişim: guncelegitim@gmail.com |
||||||||||