| | ||||||||||
| Anasayfa | Güncel | Atama | Özlük | SBS | YGS-LYS | KPSS | Okul | MEB | Öğretmen | Sendika | Arama | Galeri | Video | Anket | Ekle | Forum | RSS | ||||||||||
Aile olma hakkı tanımayan MEB, suç işliyor
AİLE OLMA HAKKINI TANIMAYAN MEB İNSANLIK SUÇU İŞLİYOR! 2009 Ocak Ayından beri süregelen İl Emri sorunu AKP İktidarının ve eski Aileden sorumlu yeni Milli Eğitim Bakanı Sayın Çubukçu’nun aile kavramına bakışını ortaya koymaktadır.
Sendika olarak konunun insani boyutu üzerinden düzenlediğimiz dört ayrı eylem, Danıştay nezdinde açtığımız dava ve üyelerimiz adına takip ettiğimiz Bölge İdare Mahkemelerinde görülmekte olan davalarda aile bütünlüğünün peşinde olduk. 25 Ağustos Eylemimiz ve MEB Personel Genel Müdürü Sayın Necmettin Yalçın ile yaptığımız görüşme sonrası 30.000 kadrolu meslektaşımız ailelerine kavuştu. Kadrolu olanlardan ilçe emri açılmadığı için ailesinden yüzlerce kilometre uzakta kalan, yönetmeliğin 3.3 maddesi yüzünden mahrum olan, birkaç gün yüzünden atanamayan meslektaşlarımız da olmuştu. Asıl büyük hukuksal garabet sözleşmeli arkadaşlarımız açısından yaşandı. Çocuklarımızı emanet ederken, eğitimle ilgili sorumluluk ve beklentilerimiz açısından kadrolularla bir tutulan sözleşmeli öğretmenler tüm özlük hakları açısından 2. sınıf olarak işlem görmektedir. Meslek aşkıyla ve işsizlik kaygısıyla sözleşmeli çalışmak zorunda bırakılan bu insanların yaşamsal ihtiyaçları görmezden gelinmektedir. Ücret ve kariyerle ilgili haksızlıklar aile bütünlüğü ve sağlığı söz konusu iken geri planda kalmaktadır. Sendikamıza ulaşan yüzlerce mektup, elektronik posta ve faksları hem davalarımıza delil olarak ekledik hem de bakanlık yazışmalarımıza, sorularımıza gerekçe olarak ilişkilendirdik. Yazışmalarımıza verilen yanıtlarda, davaya ilişkin savunmalarda ortaya çıkan gerçek bakanlığın sözleşmeli öğretmeni her durumda kendine mecbur olan bir ders aracı olarak gördüğüdür. Öğretmen; tükeninceye kadar yazan kalemden farklı algılanmamaktadır. “İşinize gelirse çalışın” dayatmasının başka bir açıklaması yoktur. Kuruluşumuzdan bu yana en sık ve en yüksek sesle dile getirdiğimiz sorun atamalardır. Yıllardır binlerce kilometre uzaktan aile kalmaya çalışan eşler, anne ve babasına yabancılaşan çocuklar, çocuk sahibi olmaktan çekinen insanların varlığı tüm vicdanları sızlatmalıdır. Bu insanlık ayıbını sürdürenlerin ne bu dünyada ne de diğerinde yeri yoktur. Aile olmanın, çocuğunla olmanın kadro veya bütçe gerekçesi olamaz! 7 Yıllık süreçte tek parti iktidarının uzun soluklu bakanı Sayın Hüseyin Çelik tarafından kadroya alınma konusunda verilen beyanatlar hukuken sözlü akittir ve hükümeti bağlar. Aynı şekilde Sayın Çubukçu’nun sözleşmeliliğin bitirileceğine dair vaatleri henüz çok tazedir. Bir devlet ciddiyeti içerisinde gereğini beklemekteyiz. Oluşan tepkiler üzerine özür grubu yer değiştirmelerinde kadrolulardan boş kalan yerlere sözleşmelilerin atanabileceği haberine ise gülüp geçiyoruz. Çok yaralı ve mağdur meslektaşlarımızın yargı yoluyla hakkını aramasını önlemek için oyalama taktiği olarak değerlendiriyoruz. İl, ilçe bazında açıklanacak olan boş kadroların gerçeği yansıtmayacağına ve kadrolulara bile yetmeyeceğine dair geçmişten kaynaklanan endişelerimiz var. Yine aynı tecrübeyle, bakanlığın isterse yeni yönetmeliğe rağmen sözleşmelileri de il emrine atayabileceğini biliyoruz. Ağustos ayında yapılan il emri atamaları yönetmelikte karşılığı olmadığı halde son anda getirilmiş ve ilgili modül 24 saat içinde değişmiştir. Kamu yararı ve insani ihtiyaçlar söz konusu olduğunda yönetmeliğe rağmen böyle bir tasarruf yapılabilir, hiçbir kişi ve kurum da bunu şikayet konusu yapmaz. Özür atamalarında İnsani bir düzenlemeye gidilmemesi durumunda sözleşmeli öğretmenler, aileleri, hatta bakanlık için sıkıntılı yeni bir hukuksal süreç başlayacaktır. Ocak 2009 daki kadrolu ve sözleşmelileri birlikte mağdur eden yönetmelik yerine yalnız sözleşmelilerin aile olma hakkını gasp eden yönetmeliğin getirilmesi hukuken intihardır. Devlet kurumlarının, Anayasa’nın 41. Maddesi gereği aile bütünlüğünü koruma sorumluluğu vardır. Sözleşmeli öğretmenlerimizin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası tarafından güvence altına alınan evrensel insan haklarından vazgeçmeyeceklerini ve haklarını her platformda arayacaklarını düşünüyoruz. Bakanlığımız bu ihtiyacı ve azmi sınamamalıdır. Yasadan kaynaklı görevi, sandıktan gelen yetkiyle yerine getirmelidir. Cansel Güven Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı
Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır. pamuk05
[ 14 Ocak 2010, 21:39 ]
Slm arkadaşlar il emri eylemlerinin müdavimi olan bir öğretmen arkadaşınız olarak, üzülerek söylemeliyim ki öğretmen arkadaşlar, bu konuda samimiyet testini geçememişlerdir. Aes in il emri mağdurları için yapmış olduğu her eyleme katılan bir arkadaşınız olarak, ne yazık ki mağdur olan arkadaşlardan katılım sayısı bir elin parmaklarını geçmemiştir. Aes buna rağmen defalarca eylem düzenlemiş, son eyleminde ise ülkemizde bir ilki gerçekleştirerek 6 sendikayı bir araya getirmeyi başarmıştır. Sonucunda il emrini kadrolu öğretmenlere açtırmayı başarmış ve Aes bu başarısını bir övünç meselesi yapmamış tır. Peki, sayısı on binlerle ifade edilen, yıllarca eşinden ve çocuklarından ayrı yaşayan bu eylemler sonucunda eşlerine ve çocuklarına kavuşan arkadaşlar, aes e üye olma cesaretini gösterebilmişler mi? HAYIR. Üyesi oldukları büyük sendikalar tarafından görmezlikten gelinen bu arkadaşlar ne yapmışlardır? Bu öğretmen arkadaşlarımız kendilerini görmezlikten gelen politize olmuş büyük sendikaların, sürüleri olmaya devam etmişlerdir. Biz ülkenin geleceğini şekillendiren gençlerin, yetiştirilmesinde birinci etken öğretmenler, böyle davranmaya devam ettikçe bu sarı sendikalar da Milli Eğitim Bakanı ile 5 yıldızlı otellerde yemek yemeye devam edeceklerdir. Hem de bizim maaşlarımızdan kesilen aidatlarla… Bu sendikalar Danıştay ın sendika aidatlarının devlet tarafından ödenmesiyle ilgili yürütmeyi durdurma kararını bile üyelerine duyuramamışlardır. Peki kim duyurmuştur? Elbette yine aes … Çünkü dünyada üye aidatı devlet tarafından ödenen ikinci bir sivil toplum örgütünün örneği yoktur. Yani burada aes ahlaki davranarak sarı sendikalara iyi bir ders vermiş oldu.
Gelelim şimdi 25 Ocak eylemine; samimiyet testini geçememiş bu arkadaşlar, sizce 25 Ocak eylemine katılacaklar mı? Yani sorunlarına sahip çıkacaklar mı? UMARIM…. Peki, haklarını elde ettiklerinde aes e sahip çıkacaklar mı? İnşallah… |
YAZARIN DİĞER YAZILARI
|
|||||||||
|
GUNCELEGITIM.COM - GUNCELEGITIM.NET Altyapı:Mydesign [© 2006- 2010 Alponline ] İletişim: guncelegitim@gmail.com |
||||||||||