e-Bordro    Gazete    Hava?    Künye  
Anasayfa | Güncel | Atama | Özlük | SBS | YGS-LYS | KPSS | Okul | MEB | Öğretmen | Sendika | Arama | Galeri | Video | Anket | Facebook | Twitter

Okul-aile işbirliği

Okunma  Yazar : Konuk Yazar
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 2318
Tarih  Tarih : 17 Ekim 2011, 10:08

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Eğitim, iki tarafın karşılıklı beklentilerinin kesiştiği ve oluşan çıktılar sonucu paylaşımların yaşandığı bir olgudur. Bir tarafta eğitim kurumu, diğer tarafta ise öğrenci ve beraberinde öğrencisinden üst düzey beklentileri bulunan veli vardır. Her iki taraf için de nihai amaca ulaşmada karşılıklı iletişim ve iyi niyet ön planda tutulmak zorundadır. Eğitim kurumu ve veli arasındaki ilişkinin düzeyi öğrenci üzerinde olumlu ya da olumsuz etkileşimlere sebep olacaktır. Dolayısıyla her iki tarafın birlikte en üst düzey faydayı sağlama amacı güttükleri öğrencinin, bu ilişkinin olumlu düzeyde olma beklentisi göz önünde tutularak davranış biçimlerinin buna göre geliştirilmesi ve devamı gereklidir. 

Okullarımızın, özellikle İlköğretim okullarımızın devlet tarafından sağlanan elektrik ve su gibi temel giderlerinin dışında hiçbir gelirleri yoktur. Dolayısıyla okulların bütün giderleri okul idarecilerinin sırtındadır. Ancak bu durum bugüne kadar ülkemizde hükümet etme yetkisini alan tüm siyasi kurumlar tarafından yok farzedilegelmiştir. Ancak yok farz ettiğiniz bir durumun olmadığı anlamı taşımadığı bir gerçektir. Yüzlerce öğrencinin öğrenim gördüğü, yoğun bir akışın olduğu okullarımızda giderlerin ne düzeyde olabileceği küçük bir beyin jimnastiği ile dahi tahmin edilebilecek düzeydedir. Öyle uzun uzun hesap kitap yapmaya da gerek yoktur. Çekirdek aile giderlerinden yola çıkılarak yapılacak bir hesaplama sizlere bir fikir verecektir. Evimizde gelirimizin olmadığı zaman nasıl o akşam temel ihtiyaçlarımızı dahi karşılamakta güçlük çekiyorsak, yüzlerce kişinin olduğu bir yerde gelirin olmadığı durumlarda ortaya çıkabilecek sorunları düşünebiliyor musunuz? Okulların en temel ihtiyaçlarından bazıları ve en yüklü meblağ tutanı boya badana işleridir ki öğrencinin olmadığı yaz aylarında yapılma zorunluluğu vardır. Okulun tatile girdiği andan itibaren bir okul idarecisinin ilk işi okulu bir sonraki yıla fiziksel olarak hazırlamaktır. Bir okul binasının boya badana ve onarım işi bina büyüklüğüne göre değişmekle birlikte ortalama 8.000 TL düzeyindedir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından herhangi bir ödenek gönderilmeyen bir okulun bu tamiratın altından kalkabilmesi düşünülebilir mi?        

İlimizde Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okulların Seviye Belirleme Sınav puanlarına göre başarı sıralaması yayınlandı. En üst sıralarda özel okulların olduğu görülüyor. Peki, bu durumu devlet okulları açısından sorgulamak gerekmez mi? Kendisi oturacak bir ev ararken belirli özellikler arayan insanların öğrencisi için de özellikli okulları aramaları gerekmez mi? Bu durumda okullarımızın birer cazibe merkezi haline getirilme zorunluluğu vardır. Özellikle İlköğretim okullarımızın kendi yaş grubu içerisindeki çocuklarımızın kendini ifade edebilecekleri bir ortamı olması gerekir. Okullarımıza baktığımızda bunu ne kadar görebiliyoruz? Eğitim çalışanları açısından olayı ele aldığımızda ise çok daha farklı bir sorunlar yumağı var karşımızda ve maalesef görüntü budur. Bütün bunları sorgulamamız gerekirken bir de okul idarecileri hakkında en basit bir olayda dahi verilen bir dilekçe ile idari işlem başlatabiliyoruz. Tüm bu sorunlar dağ gibi karşımızda iken devlet okullarından çok fazla bir şeyler beklemekte hayal gibi görünüyor.     

Bu durumu tersine çevirmek için yapmamız gerekenler nelerdir? Sorusunun cevabı sanırım yine sistemin kendi içerisinde cevap bulabilecektir. Öncelikle okul-veli işbirliğinin en üst düzey beklenti seviyesinde gerçekleşmesi için gerekenlerin tespitinin yapılması temel başlangıç noktamız olmalıdır. Bunun için yapılacak çalışmanın yukarıdan aşağıya başlaması gerekir. Bu çalışmada paydaşların karşılıklı isteklerinin doğru tespiti ve bu tespitler ışığında atılacak adımların da birlikte alınma zorunluluğu vardır. Bu alanda başlatılacak bir çalışma da Ortaöğretim ve devamında yapılacak bir Yüksek öğrenim için de karşılıklı etkileşimin en üst düzeyde sağlanması temel koşul olmalıdır. Ülkemizin 21.yy.da halen daha okuryazar tespiti ve okuryazar olmayanların temel okuma yazma kabiliyeti elde etmeleri için yapılan çalışmalara büyük bir enerji harcadığı gerçeğini kabul etmemiz gerekir. Geleceğimizin de bu durumlarla karşılaşmaması ve 2023 yolunda ülkemiz insanının büyük bir yüzde ile Yüksek Öğrenim görmüş olması gayreti içerisinde olmayı hedeflemiş bir Milli Eğitim sistemi düşüncesi tüm paydaşların ortak düşünce noktası olmak durumundadır. Öyleyse en kısa zamanda el ele vererek özellikle İlköğretim için başlatılacak bir harekete temel atılmalıdır. Bunun da başlayacağı yer okul-veli birlikteliğinin sağlanması ve artık her kayıt döneminde olmazsa olmaz söylem haline gelmiş olan Kayıt Parası söyleminden vazgeçmek olmalıdır. Nüfusunun büyük yüzdesinin üst düzey eğitim alma olanağı sağlanmış bir toplum gelecek yüzyılların lider ülke konumunda olacaktır. Öyleyse dünya’da büyük ekonomiler arasına girme söyleminin yanına eğitim seferberliğimizi eklemek için eksik olan nedir?  Böyleyse temel beklenti; beklentisi olanların ortak menfaatleridir. Bu menfaat sanırım bu topraklarda yaşayan tüm bireyler için aynıdır:
           

Bir nefes alma zamanı kadar olan yaşamı en üst düzey keyifle yaşamak.
Merih Eyyup DEMİR

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa    Tavsiye Et Tavsiye Et    Yorum Yaz Yorum Yaz    Facebook'a Gönder Facebook'ta Paylaş    Google Favorilerime Ekle Google'da Paylaş


Son Haberler

GUNCELEGITIM.COM - GUNCELEGITIM.NET [© 2006- 2012 Alponline Tasarım] Altyapı:Mydesign İletişim: guncelegitim@gmail.com
RSS Kaynağı | Yazar Girişi