Zayıf karne yoktur, zayıf anne ve baba vardır
Konuya lafı dolandırmadan girelim mi?
Öğrencilere yılda iki defa verilen karne öğrencinin
başarısının yada başarısızlığının bir ölçütü değildir.
Okulun amacı kendisine, ailesine ve topluma
yaralı bireyler yetiştirmektir. Müfredat her zaman
gerçek yaşamın beklentilerini karşılamaz, karşılayamaz da.
Geleceğin bilim adamlarını, ressamlarını, futbolcularını…
Bir sayfa rakamlarla dolu kağıttan okumaya çalışmak
ne kadar doğru olur.
Karne çocuğa verilmez, aileye verilir. Ailenin çocuğun
yaşantısındaki yerini gösterir aslında.
Genellikle fiziksel ihtiyaçları
karşılayan aileler çocukları için her şeyi yaptıklarını düşünürler.
TV kumandasıyla geçirdikleri vaktin kaçta
kaçını çocuklarıyla geçirirler dersiniz.
Bu gün okulda ne öğrendiniz diye sormak çok mu zordur.
Anne ve baba karneye aynaya bakar gibi bakmalıdır.
Yarın karneler dağıtılacak, öğreniciler kendilerinden önce,
ailesinin ve çevrenin tepkisine göre sevinecek ya da üzülecek.
Hatta korkarak evden kaçanlar, intihara yönelenler olacak.
Bir kaç yılda bir değişen eskisine kaka diyen
müfredatın faturası bu mudur?
Peki anne ve babanın zayıf karne karşısında tutumu ne olmalı.
Önce sevgi. Ona dokunun, saçında dolaştırın elinizi,
Gözlerine bakın, gülümseyin…
Onun sizin hayatınızda ne kadar
önemli bir yeri olduğunu hissettirin.
Başarısız olduğu derslerle ilgili
birlikte neler yapabileceğinizi konuşun.
Başarılı olduğu alanları vurgulayın.
Severek yaptığı spor gibi, müzik gibi, resim gibi etkinliklere
yönlendirin. Sizde katılın ona…
Karnesinde zayıfı var diye, cüzamlı gibi davranmayın çocuğa.
Tatilini zehir etmeyin.
Biraz sevgi ve ilgi hepsi bu!
Alpay CAVLAK
Alponline Eğitim ve Haber Siteleri Yöneticisi