Konuk Yazar Aç Kapıyı Veysel Efendi Öğretmenler Geldi (Ufuk Dilekçi)
Aç Kapıyı Veysel Efendi Öğretmenler Geldi (Ufuk Dilekçi)
Konuk Yazar

Aç Kapıyı Veysel Efendi Öğretmenler Geldi (Ufuk Dilekçi)

http://www.guncelegitim.com/files/uploads/news/thumb/ac-kapiyi-veysel-efe-dcddaceeba5c6fe3f7fb.jpg

Fenerin maçı yok ama öğretmenlerin derdi çok. Zaman öyle acımasız ki önce öğrenciyi değiştirdi sonra da değişen öğrenciyle beraber öğretmeni dertlendirdi. Öğretmeni gördüğün de saygıdan gözlerini kaçıran öğrencilerden, öğretmenle dalga geçen öğrencilere evrildik.

Durum bu hale nasıl geldi?
Dışarıdan ithal ettiğimiz eğitim sistemleri mi?
Televizyonlarda dejenere olmuş ilişkiler mi?
Yeni kuşağın kendinde gördüğü fazla özgüven mi?
Yoksa öğretmenlerinden fazlaca çekmiş veliler mi?
Bilmiyoruz, bilemiyoruz.

Bildiğimiz tek şey var; artık öğretmenlere eskisi kadar değer verilmiyor. Öğretmenlerde bu değersizleştirme hareketinden muzdaripler ama yapacak bir şeyleri yok. Belki de sorunun bir bölümü sınıflarda olamayan kadrolu öğretmenlere aittir.     Eskiden öğretmen adının bir itibarı vardı diyoruz ama eskiden bu kadar öğretmen çeşitliliği yoktu. Şimdi çeşit çeşit öğretmen grupları oluştu. Bu çeşitli öğretmen gruplarına bakarsak,  

- Kimisi heyecanla devlette öğretmen olmayı bekliyor ama bir türlü beceremiyor. Sınav üstüne sınava giriyor ama nafile. Her seferinde eğitim işine başladığı baba ocağında, sınava hazırlanmak üzere tekrardan ücretsiz işe alınıyor!

- Kimisi Suriyeli Vatandaşların Türk Eğitim Sistemine entegrasyonu projesinde öğretmen oluyor. Proje biterse ne yapacağız diye kara kara düşünüyor. İşlerini yitirmemek için neredeyse Suriyelilerin Türk eğitim sistemine biraz daha uzun sürede entegre olmalarını diliyorlar!

- Kimisi de atanıyor ama başına bir sözleşme gardiyanı koyuluyor. Atama sürecini yaşamayanlar bastırıyor, imzalamasaydın sözleşmeyi diye ama hesap edememişlerdi çocuğundan eşinden bu kadar ayrı kalacaklarını. Çözümün bu kadar uzakta olduğunu bilmiyorlardı. Onlar için en zoru da derse girdikleri her sınıfta kendi çocuklarını aramaları olmalı!  

- Kimisi de ÖYP (Öğretim elemanı yetiştirme) programıyla üniversitelere atandı. Yüksek lisans ve doktoradan sonra üniversitede hoca olarak ders vereceklerdi. Kim bilebilirdi ki hayallerinin eğitimleri bitmeden darmadağın olacağını.  Kadrolu olarak kabul edildiler ama artık arafta bir yerdeler!

- Kimisi de dünyanın belki de maddi olarak en zor koşullarına sahip ücretli öğretmenliği seçti. Kim bilir belki de hayat onları buna itti. Maddi anlamda Öğretmenler odasının en gariban öğretmenleri onlar. Eşit iş eşit maaş yerine eşit iş dörtte bir maaş alıyorlar!

Öğretmene verilen değer topluma verilen değerdir. Bir toplumun Öğretmeni eksikse bütün uzuvlarının tam olmasının bir önemi yoktur. Toplum olarak her bir öğretmenimizi baş üstünde tutup saygıda kusur etmememiz gerekmektedir. Gerekirse öğretmen kanunu çıkarmalı öğretmenlerimizi koruma altına almalıyız. Öğretmenin değerini unutmadan tüm eksik sınıflarımızı kadrolu öğretmenlerle doldurmalıyız. Bunun adı atama bekleyen olur, pictesli olur, sözleşmeli öğretmenlere özlük haklarını verme olur, ücretli öğretmenlere maddi haklarını verme olur, ÖYP'li bilim adamlarına kadrolarını geri verme olur fark etmez.

Saygılarımla...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bakan Ziya Selçuk Ödev Konusunda Açıklama Yaptı
Bakan Ziya Selçuk Ödev Konusunda Açıklama Yaptı
Birileri Sayın Selçuk'a Bakan Olduğunu Artık Hatırlatmalı!
Birileri Sayın Selçuk'a Bakan Olduğunu Artık Hatırlatmalı!