1966'da İmzalanan Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiyeler ve Günümüz


1966'da İmzalanan Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiyeler ve Günümüz

EĞİT-DER Genel Başkanı Mustafa Demir, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü vesilesiyle bir basın açıklaması yaptı.

1966'da İmzalanan Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiyeler ve Günümüz
1966'da İmzalanan Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiyeler ve Günümüz

Açıklamada Türkiye'nin öğretmen yetiştirme konusunda 5 Ekim 1966 günlü “Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiyesi” belgesinin ilkeleri ve hedeflerinin çok uzağında olduğu kaydedildi.

Açıklamanın tamamı şöyle:

Değerli Basın Emekçileri, Sayın Konuklar;

Öncelikle hepinize hoş geldiniz diyor, tüm meslektaşlarımın “Dünya Öğretmenler Gününü” kutluyorum.

Dünya Öğretmenler Günü’nün tarihsel dayanağını, 5 Ekim 1966’da Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO)’nun önderliğinde düzenlenen ve Türkiye’nin de temsil edildiği hükümetler arası bir konferansta alınan, “Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiyesi” kararı oluşturmaktadır. Bu kararın alınmasında o günkü uluslararası öğretmen örgütlerinin çaba ve katkıları da önemli bir yer tutar. Bu “tavsiye belgesinde”; öğretmen adayının seçiminden öğretmen eğitimine, öğretmenin işlev ve sorumluluklarından mesleki yaşam koşullarına değin pek çok konuyu yer verilmiştir. Ayrıca bu “tavsiye belgesi”, aynı zamanda uluslararası düzeyde yapılmış bir toplusözleşme niteliği taşımaktadır.

İşte Türkiye Hükümeti’nin de kabul edip altına imza attığı bu “tavsiye belgesi”nin karara bağlandığı gün olan “5 Ekim”, yine içlerinde Türkiye’nin de bulunduğu yüzden fazla ülkede 1994’den itibaren, öğretmen sendikaları ve eğitim örgütleri tarafından “Dünya Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaktadır.

Değerli Basın Emekçileri;

“Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiyesi” kararı, öğretmenlik mesleğini “okullarda öğrencilerin eğitimiyle görevli tüm kişiler” olarak kapsayıcı bir tanım yaparak, öğretmenlerin haklarını ulusal ve yerel hükümetler karşısında güvenceye almaya çalışır. Yani içeriği, ilkeleri, hedefleri ve önerileriyle bu belge; öğretmen sorunlarının çözümü, mesleki statülerinin korunması ve geliştirilmesiyle birlikte öğretmenlerin yetiştirilmesi konusunda devleti görevli sayıyor ve ona ödev veriyor

Değerli Basın Emekçileri;

Türkiye Hükümeti’nin altına imza atığı bu belgeye rağmen, gelmiş geçmiş hükümetlerin yükümlülüklerini yerine getirdiğini söylememiz mümkün değildir. Ülkemizde öğretmenler, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkeleri arasında ekonomik, sosyal ve özlük haklar açısından son sıralardadır.

Yıllar içinde öğretmenlerin aldıkları ücret ve diğer ödemeler doğal olarak artmıştır. Ancak bu artış rakamsal olup reel gelir artışı değildir. Tersine öğretmenlerin, özelikle de mevcut iktidar döneminde reel gelirlerinde belirgin bir azalma söz konusudur. Örneğin:9. derecenin 1 kademesinden aylık alan bir öğretmen 5 Ekim 2009’da 1302TL aylıkla 875 ABD Dolar alabiliyorken bugün, yani 5 Ekim 2019’da aldığı 3895TL ile ancak 680 dolar alabilmektedir. On yıllık reel gelir kaybı yaklaşık 195 dolardır. Yine 9. derece 1 kademede çalışan bir öğretmen o günkü geliriyle 15 çeyrek altın alabiliyorken, bugün 9 çeyrek altın dahi alamamaktadır…

Geçtiğimiz yıllar içinde öğretmenlerin ekonomik kayıpları ve sosyal sorunlarının artmasına ek olarak, mesleki saygınlıklarında da ciddi gerilemeler yaşanmıştır. Öğretmenlik mesleği, yıllardır izlenen politikalar nedeniyle dikkat çekecek ölçüde ve hızla yozlaştırılmıştır. Bunun için ülkemizde eğitim politikalarına yön verenler öğretmenlik mesleğinde ve eğitim alanında yaşanan sorunların, sürekli artarak çözümsüzlük noktasına yaklaşmasının tek sorumlularıdır.

İzlenen neoliberal politikaların etkisiyle, başta eğitim ve sağlık alanları olmak üzere, kamu hizmetlerinde güvencesiz, esnek ve performansa dayalı çalıştırma politikasını acımasızca sürdüren siyasi iktidar, “sözleşmeli öğretmen” alımında bile “mülakat sınavı”’ uygulamasını başlatmıştır. Bu durum, öğretmenleri iş yaşamında güvencesizleştirmenin yanında, özlük hakları ve çalışma koşulları arasında belirgin farklılıklar ve adaletsizlikler yaratmıştır.

Türkiye, öğretmen yetiştirmekte 5 Ekim 1966 günlü “Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiyesi” belgesinin ilkeleri ve hedeflerinin çok uzağında kalmıştır. Bu belgede yer alan ve Türkiye’nin hiç önem vermediği 11. Madde şöyledir: “Gerekli moral, düşünsel, fiziksel ve kişisel nitelikler taşıyan ve istenilen bilgilere ve beceriye sahip öğretmen yetiştirilmelidir.”. Oysa ki ülkemizde öğretmen yetiştiren fakültelere girenler, öğrencilikleri süresince eğitimlerini bitirdiklerinde atanamama endişesiyle eğitimlerini sürdürmektedirler. Ayrıca öğretmen adaylarının aldıkları eğitim, hem dağınıklığı, hem de niteliği bakımından bu belgenin hedeflerinden çok uzaktır. Ancak yıllardır izlenen politikalarla öğretmenlerin mesleki saygınlığı ve heyecanı zayıflatılırken, öğretmen yetiştirmeye de aynı anlayışla bakılmıştır. Böylece öğretmen yetiştirmede de kısa bir sürede aşılması zor sorunlar ortaya çıkmıştır.

Değerli Basın Emekçileri;

1966’dan 2019’a uzanan süreçte Yine bu belgede yer alan bazı maddeleri sizlerle paylaşmak istiyorum:

Madde 49: Disiplin konularının belirlenmesi sırasında öğretmen örgütlerine danışılmalıdır.

Madde 62: Öğretmenler ve öğretmen örgütleri programların ve öğretim araç ve gereçlerinin hazırlanması sürecine katılmalıdır.

Madde 82: Öğretmenlerin aylıkları ve çalışma koşulları, öğretmen örgütleriyle işverenler arasında toplu görüşmeler yoluyla belirlenmelidir.

Madde 86: Sınıflardaki öğrenci sayıları, öğretmenin öğrencilerinden her birine özel bir dikkat göstermesine olanak verecek nitelikte olmalıdır.

Ne yazık ki bunların hiçbirinin Türkiye’de hakkıyla yapıldığını söyleme olanağımız yoktur.

Değerli Basın Emekçileri;

İçinde bulunduğumuz bütün olumsuz koşullara karşın hem özlük haklarımızın yükseltilmesi, hem mesleğimizin saygınlığının artırılması, hem çocuklarımızın aydınlık bir Türkiye’de yaşaması, hem de ülkemizde demokrasinin gelişmesi için gerekli özveri ve savaşımı sürdürmeye devam edeceğiz...

Konuşmamı bitirirken bir kez daha öğretmenlerimizin Dünya Öğretmenler Gününü içtenlikle kutluyor, sizlere de teşekkür ediyorum.

Mustafa DEMİR

EĞİT-DER Genel Başkanı

Mustafa Demir EĞİT-DER 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü Öğretmenlerin Statüsü
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Öğretmenlere 3 Yeni Sınav Görevi Var
Öğretmenlere 3 Yeni Sınav Görevi Var
Yılbaşı Yaklaşırken,  MEB'den Hediye Yasağı Yazısı
Yılbaşı Yaklaşırken, MEB'den Hediye Yasağı Yazısı