Bilinçsiz ebeveyn Momo’dan daha zararlı


Bilinçsiz ebeveyn Momo’dan daha zararlı

Dijital çağ, getirdiği kolaylıklarla birlikte siber zorbalığı da evimizin içine soktu. Bebeklerin bile elinde tablet ve telefonların olduğu bu yeni dünyada, çevrimiçi oyunlar yeni riskleri de beraberinde getirdi.

Bilinçsiz ebeveyn Momo’dan daha zararlı
Bilinçsiz ebeveyn Momo’dan daha zararlı

ÖZLEM KONUR USTA

İletişim Uzmanı, Sosyal Medya Danışmanı Nurhan Demirel, ‘Türkiye’de Momo’yla ilgili Emniyet’e bildirilen vaka yok. Gündem olduğu için çok konuşuluyor. Çocukların internet ortamında karşılaşabilecekleri en büyük risk pedofili! Bilinçsiz ebeveynler çocuklara çevrimiçi oyunlardan daha fazla zarar veriyor’ dedi
 
Dijital çağ, getirdiği kolaylıklarla birlikte siber zorbalığı da evimizin içine soktu. Bebeklerin bile elinde tablet ve telefonların olduğu bu yeni dünyada, çevrimiçi oyunlar yeni riskleri de beraberinde getirdi. Üstelik sanal alemde, dilin kemiği yok. Tehditler, yüz kızartan ifadeler havada uçuşuyor. Toplumun büyük çoğunluğu ise bu yeni dünyada siber zorbalıkla karşı karşıya kaldığında ne yapması gerektiğinin farkında değil. İletişim Uzmanı, Sosyal Medya Danışmanı Nurhan Demirel, kurduğu siberzorbalik.org internet sitesiyle mağdurları ve uzmanları buluşturdu. Whatsapp hattı üzerinden ya da sosyal medyada hakarete uğrayan, tehdit edilen, sosyal medya hesabı çalınan mağdurlar, uzmanlardan yardım alabiliyor. Nurhan Demirel sorularımızı yanıtladı.
 
Siber zorbalık nedir?
 
Siber zorbalık, bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak, kendisini savunmaya gücü olmayan bir birey ya da gruba yapılan kasıtlı saldırgan davranışlardır. Siber zorbalık, cep telefonları, bilgisayarlar ve tabletler gibi dijital cihazları kullanarak gerçekleştirilir. Kasıtlı ve zarar vermeye yönelik davranışlar sergileyen saldırganlar, doğrudan mesajlar, sosyal medya uygulamaları, forumlar veya çevrimiçi oyunlar aracılığı ile hedef aldığı kişiye veya kişilere dijital ortamda zorbalık yapabilirler. Tehdit, şantaj, hakaret, aşağılama, dışlama, trolleme, taciz, dedikodu gibi olumsuz davranışları siber zorbalık kapsamında değerlendiriyoruz.
 
siberzorbalik.org’u kurmaya nasıl karar verdiniz?
 
İnternet sitemiz bir dijital vatandaşlık projesi. Platformumuz dijital suçlar ve beraberinde gelişen fiziksel suçları önleme ve farkındalık yaratmak amacıyla kuruldu. Amacımız bir çözüm merkezi olmak ve daha güvenli bir internet ortamı sağlamak.
 
15 yılı aşkın süredir bilişim alanında içerik üretiyorum ve pek çok kurumsal firmaya hizmet verdim. Son dört yıldır LOCARD Küresel Siber Güvenlik Zirvesi’ni düzenliyorum. LOCARD, Türkiye’nin ilk ve tek uluslararası siber güvenlik zirvesi. Dünyanın dört bir tarafından alanında uzman isimlerle tanışma ve çalışma fırsatı buldum. Bu sayede online suç trendlerini çok yakından takip ediyorum ve olası risklere karşı sık sık bilgilendirme çalışmaları yapıyorum. Gerek yakın çevremden gerekse hiç tanımadığım insanlardan dijital suçlar ve mağduriyetlerle ilgili mesajlar alıyordum. Elimden geldiğince bu konuda herkese destek olmaya çalıştım. Bir süre sonra bu mesajların sayısı da artmaya başladı. Diğer taraftan siber suçlar da oldukça hızlı bir şekilde artış gösteriyordu. Ne yapabiliriz diye düşündük ve siberzorbalik.org’u hayata geçirdik.
 
Dijital suçlar nedeniyle mağdur olan kişilere ücretsiz destek veren 13 kişilik bir uzman kurulumuz var. Bu yıl sonuna kadar hedefimiz uzman sayımızı 100’e çıkartmak. Dünyada başka bir örneğimiz yok. Bizi benzersiz kılan en önemli özelliğimiz de siber zorbalık ve siber suçları sadece bilişim ve hukuk ekseninde değil, çok geniş bir bakış açısıyla ele alıyor olmamız. Bir bilişim suçuna maruz kaldığınızda ilk aklınıza gelen bu konuda bir avukata danışmak ve sizi mağdur eden kişiden şikayetçi olmaktır. Ancak bu tür durumlar psikolojinizi de bozar ve ne yapacağınızı, ne düşüneceğinizi ve nasıl davranacağınızı bilemezsiniz. Psikolog, pedagog, avukat, sosyolog, bilgi güvenliği uzmanı, siber güvenlik uzmanı gibi alanında yetkin olan isimlerle her olaya özel yaklaşım gösteriyor ve konuları 360 derece değerlendiriyoruz.
 
6 kasımda başladık, 31 kişiye şikayetleri konusunda destek verdik. Bazıları suça maruz kalmıştı ve gerçekten ne yapacağı konusunda fikri yoktu. Esasen insan dijital suçlar karşısında çoğu zaman ne yapacağını, hangi kuruma başvuracağını bilemiyor. Sosyal medya siteleri de maalesef bu konuda kullanıcıları korumakta oldukça yetersiz kalıyor hatta sizi çözümsüz bırakıyorlar. Biz, vatandaşlarımızı doğru bilgilendirerek ilgili kurumlara yönlendiriyoruz.
 
HAKARET, TEHDİT VE ŞANTAJ
 
Şikayetler en çok hangi konularda yoğunlaşıyor?
 
Son zamanlarda Instagram ve WhatsApp ağırlıklı. Sosyal ağlarda hangi platformlar popüler ve daha yaygınsa genellikle şikayetler de o yönde daha fazla artış gösteriyor. Hakaret, tehdit, şantaj ve kötü yorumlar en sık karşılaştığımız şikayetler.
 
Momo ya da Mavi Balina ile ilgili şikayet aldınız mı?
 
Bu konuda şikayet almadık. Zaten Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlar Daire Başkanlığı’na da Momo ile ilgili bir vaka bildirilmemiş. 140 civarında gencin intiharının Mavi Balina ile bağlatılı olabileceği iddia ediliyor ama resmi bir kayıt yok. Momo, Türkiye’de bilen bilmeyen herkesin konuyla ilgili yanlış yorumlar yapmasından sonra ciddi bir gündem haline geldi. Bilgi kirliliği oluştu. İnsanlar, hep Momo özelinde düşünüyor. Oysa savaş oyunlarından tutun da sosyal medyada yaşına uygun olmayan içeriğe maruz kalmaya kadar çocuklara çok daha fazla zarar veren sorunlar yaşıyoruz. Momo ve Mavi Balina, gündem olduğu için çok konuşuluyor fakat çocukların internet ortamında karşılaşabilecekleri en büyük risk pedofili!
 
Günümüz ebeveynleri ve çocuklar arasında en az iki kuşak farkı var. Ebeveynler çocuklarla aynı dili konuşmuyor, hatta aynı dünyayı yaşamıyor bile. Çocuklar dijital çağı yaşarken, ebeveynleri hâlâ kendi kuşaklarını yaşıyorlar. Haliyle çocukların sorunlarını anlamakta zorluk çekiyorlar. İnternet ortamında çocukların karşılaşabileceği tehlike ve risklere karşı farkındalık seviyesi çok düşük. Bir de küçücük çocukların eline tablet vermiyor mu aileler... Bu çok üzücü. Tablet ve telefonların küçük yaştaki çocuklara hem psikolojik hem de ciddi fiziksel zararları var. Bilinçsiz ve çağın getirdiği yeniliklerle kendilerini güncelleyemeyen ebeveynler çocuklara çevrimiçi oyunlardan daha fazla zarar veriyor.
 
SOSYAL MEDYADA 13 YAŞ SINIR
 
Çocuklarımızı bu risklere karşı nasıl koruyabiliriz?
 
Öncelikle kendimizi çağın gerekliliklerine göre güncellemeli ve çocuğumuzu bu yönde yetiştirmeliyiz. Artık çocuklar dijital bir dünyaya doğdukları için dijital vatandaşlar olarak internet ortamında nasıl davranmaları gerektiğinin bilincinde olmalılar. Çocukla güçlü bir iletişim kurmalı, sorgulayıcı ve yargılayan tavırlardan kaçınılmalı. Ebeveynler çocuklarına karşı arkadaşça bir yaklaşım sergilemeli ve sürekli yasaklar koyarak çocukla çatışmaya girmemeli.
 
Sosyal medya kullanım yaşı normal şartlarda 13’tür. Ancak pek çok çocuk yaşını büyüterek sosyal medya sitelerine üye oluyor. Aileler çocuklarının sosyal medya sitelerine üye olmasına izin vermemeli. Keza sosyal medyada yer alan paylaşımların içeriği çocuğunuzun gelişimi için uygun değildir.
 
Şiddet ve savaş oyunları yerine çocuklar eğitici oyunlar oynamaya, daha çok açık havada oynanan oyunlara ve etkinliklere katılmaya teşvik edilmeli. Çocuklar bilgisayar karşısında uzun saatler yalnız bırakılmamalı, bilgisayar başında geçirdikleri zaman kontrol altında tutulmalı ve bu süre iki saati geçmemeli. Özellikle ortaöğretim çağındaki çocukların sosyalleşebilmesi için oyun ve arkadaş gruplarına katılımı desteklenmeli. Çocukların ruh hali yakından gözlemlenmeli, iletişimde sıkıntı yaşanıyorsa çocuğun bir sorunu olup olmadığı araştırılmalı. Çocuklar, çocuk profiline uygun sitelere yönlendirilmeli, yaşına uygun oyunlar ve video içerikleri izlemesi sağlanmalı. Bilinçli ebeveynler, internetteki yeni akımları takip edip, dijital dünyanın tehlikelerine karşı dijital kültürü geliştirmeli.
 
Kriminal saate dikkat
 
“Anne ve babalar, çocuklarına çevrimiçi ortamda tanıştıkları kişilerle yüz yüze görüşmelerinin tehlikeli olduğunu anlatmalı. Tanımadıkları kişilerin mesajlarına karşı ailelerini haberdar etmeleri gerektiği çocuğa öğretilmeli. Aileler çocuklarının gece geç saatlerde çevrimiçi olmamasına özen göstermeli. Özellikle kriminal saat olarak bilinen gece 02:00 - 05.00 saatleri arasında çocukların bilgisayar ve internet kullanımına müsaade edilmemeli.”
 
Yarın: İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu Başkan Yardımcısı Av. Ünsal Özmestik ve Uzman Klinik Psikolog Ece Özçırak: Siber zorbalığa mağruz kaldığımızda ne yapmalıyız?

Aydinlik.com.tr

Bilinçsiz ebeveyn Momo


Facebook sayfamızı beğenerek eğitim gündemini daha hızlı takip edebilirsiniz.
Beğenmek için tıklayınız


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
MEB Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik
MEB Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik
Öğretmenlerin nöbet görevlerine düzenleme: Haftada birden fazla nöbet görevi verilebilecek
Öğretmenlerin nöbet görevlerine düzenleme: Haftada birden fazla nöbet görevi verilebilecek